‘Mektuplar’

Vakıf Yönetim Kuruluna (3)

13 Eylül 2011

 

Tunceli Eğitim ve Sağlık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığına
İstanbul

           Konu olay ve gelişim
         
Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (ADDF) Başkanı Yaşar Kaya ile, 1937-38 Dersim Canlı Tarih Projesi  sahibi  Dicle Akar  adına iki imzalı  bir hesap açılır. Yaşar Kaya, Dicle Akar’a haber vermeden paranın, tümüne yakınını tek imza ile çeker.
         Yetkili ikinci imza (aynı zamanda sayman) Dicle Akar, Yaşar Kaya’dan  “hesabın görülmesini” ister.  Yaşar Kaya “işim var” diye hesap vermeyi uzun sure oyalar. Sonra, hesap isteyen Dicle Akar’a ;  “sana öyle bir şey yaparım ki, bir daha kimseye görünmeye yüzün kalmaz”  diye tehdit eder ve  “sen üç bin Euro çekmişin” hesabını ver diye sıkıştırır. Banka hesapları incelenir bu üç bin EUROyu Yaşar Kaya’nın çektiği görülür.
        Hesaplar incelendiğinde, bu Proje için alınan ve harcanın paraların tamının  kayıtlara geçmediği, harcamaların gelişigüzel, yersiz yapıldığı görülür. Aracı olan Dersim Dernekleri İnisiyatifi, konu ile ilgili yaptığı ayrı bir araştırmada Yaşar Kaya’nın, üç yıldan beri ADDF.na hesap vermediği ve yönetiminin de hesap yönünden aklanmadığını saptar.
         “Dara düşen” Yaşar Kaya, Türkiye’de ki dernek, vakıf ve bürokrata sığınır.  Elde ettiklerini Almanya’ya taşır, bol keseden yedirir, içirir …  Bunlardan biri Tunceli İstanbul Vakfı  dır.
         Yaşar Kaya,  Yol Tv. “Munzur tanıktır” canlı programına götürdüğü vakıf bşk. ile (18 mayıs /2011günü akşamı) canlı söyleşiye başlar. Orada olmayan, telefona da bağlatmadığı,  Proje koordinatörü Dicle Akar ve  Prof. Taner Akçam, insafsızca karalanır, hakaret edilir.
         İşin garip tarafı, Dersim yoksulu-açının bir proje için verdiği paranın hesabını çar-çur ettiği için veremeyen birine,  Tunceli İst.Vakıf bşk.nın inanılmaz gözü kara desteğidir. Vakıf bşk. “akil adam”  rolü yerine  “dört yıldızlı Paşa’nın (Şemdinli hukuku) zanlısı Ali Kaya için, “tanırım iyi çocuktur” sözüne özenle, “batık hesap” zanlısı eş soyadlı Yaşar Kaya için ; “babasını tanırım dürüst namuslu biri, kendisi iyi çocuk” diye dört yıldızlı övgülerle bir yeni hukuksuzluğun ve “orantısız gücün”  mimarı olur. Çok iyi tanıdığı yeğeni Dicle Akar (ve ailesini) “tek yıldızlık “ olsun anmaz, bilinçli  olarak tanıyamazlıktan gelir. Böylece Dicle Akar’ı, küfürbaz aç Kurtlar Sofrasın’da, savunmasız bırakır.  Babasının “İki Uçlu Yaşam” eserinden aktardığı bir olayı başka kaynağa mal etmesi(sırf Dicle Akar’ı anmaması için) kişiliğiyle bağdaşmayan bir bilgi kirliliği olur. 
          Bu tek yanlı-taraflı tutarsızlık; ikinci perde de,Yaşar Kaya’nın azgın, arsız “koltuk değnekleri”nin  bir bilim adamına “alçak şerefsiz .. ..demeleri, Dersim tarihinde görülmemiş bir kepazeliğin ve seviyesizliğin ince ayarı olmuştur. Her yönden kendilerinden üstünlüğü tartışılmaz bir bilim adamına “alçak..şerfsiz.vb..” küfrü,  ne Dersim adamlığı, ne Alevi kültürü, ne de  insani bir hasletle  bağdaşır. Vakıf, bu vasıfsızlara sahiplenmiştir.
        Sayın Yönetim Kurulu
       
Alçak gönüllü olmanın yararı yok. Ben, “Dersim Adamının”;  kişi özgürlüğü, hak hukuka verdiği önemi, bunun için sahip olduğu ahlak ve medeni cesareti gibi üst niteliğini araştıran, Dersimli olmanın onur ve gurunu  koruyan-kollayan ve bunu eserlerine yansıtan önde gelen ender yazarlardan biriyim. Dersim’den Portreler, Dersim Çığlığı,  iki Uçlu Yaşam diğer dört kitap ve yazılarım kanıtımdır. 
         “Kafatasım duvar değil beynime / düşünürüm ilmik geçse de boynuma” şiarlı “Dersim Adamlığının” özü; dürüst, öz verili ve ahlaklı olmaktır. Örneklemekte yarar var:                                         
-“Nazimiye Kıl Köylü Lütfi Fikri Bey  1908 Meşrutiyet’in ilanına müteakip Osmanlı ve  Ankara TBMM ilk döneme kadar Dersim Mebusudur.
– Siyasi tarihimizde kadınlara “ilk” kez oy hakkı isteyen, İşkenceyi ilk kez mecliste getirip tartışan bu Dersim Mubusu Lütfi Fikri Beydir.
-1927 de İstiklal mahkesince beş yıl “muvaffak küreğe” mahkum edilir.  Amcazadesi  Sıvas Mebusu Halis Turgut Bey,  Lütfi Fikri’ye “ af “  dilemeyi teklif eder . Af dilerse kurtulacak.  Lütfi fikri teklifi ret eder ve Ben mücrim değilim ki  af isteyeyim,  isterlerse hakkımda ki hükmü refetsinler” der.
-Lütfi Fikri İstanbul Barosunu kurar ve sekiz yıl Baro Başkanı seçilir.  Adliye vekili Necati Bey, İstanbul Barosunu kaldırmaya kalkınca, Baro Başkanı Lütfi Fikri telgrafla; “İstanbul Barosu muamelatına müdahalenizi men ediyorum. Şeklinde karşı çıkar.
-Öldüğünde Tüm malını İstanbul Üniversitesine şu ön koşulla bağışlar: 
a)      Ahlak, medeni cesaret, aile bağlılığı üzerine –her yıl- en iyi eser yazana bin lira
b)      Her yıl hüküm ve kararında en çok isabet gösteren saygın hakime bin lira
c)      Geriye kalan gelirler her yıl lise ve üniversiteyi pek iyi derece ile bitiren birer kişi Avrupa’ya tahsile gönderilecek …..(Dersimden Portreler s.53-57)”
        Dersim adamlığını anlamak; bu portrelerden ( Hüseyin Avni Ulaş, Dr. Abdullah Cevdet, Lütfi Fikri Bey, Seyit Rıza,  Mustafa Zeki Bey(Saltık), Dr. Sait, Yılmaz Güneyç  Cemal Sureya gibi) üst seviye adamların yaşam mücadelelerini okumakla gerçeklesir. (www.huseyinakar.com) veya  (www.huseyinakar.com)
          Sayın Yönetim kurulu
          ADDF başkanı
Yaşar Kaya, bu parayla nemalandırdığı  “Koltuk değnekleri” ve Yol tv kanalıyla ; şamata, kavga, galiz küfür ve hakaret, iftira vs illegal yollarla, Dersimli emekçi, fakir-fukaradan toplanan paranın hesabını veremiyor. Bu Dersim Adamı  kişiliği ve ahlakı ile bağdaşmayan durumun tek açık destekçisinin vakıf olduğu olgusu, güç kazanıyor.
        “Devlet Dersimden özür dilemeli” diyenler kendi hataları için bu güne değin mağdurlarından özür de dilemedi. Vakıf isterse “batık hesabı” temizler, böylece Dersim için hayati önemi olan bir projeyi kurtarmış olurdu. Canlı yayında Vakıf bşk. olarak katılma vakfa şaibe yükler. “komşuda pişen bana da düşer” diye en azından Vakıf hesaplarını da zan altına sokuyor. 
         Sayın yönetim Kurulu
       
Dicle Akar, 38 Dersim Katliamında 54 kişinin üzerine topluca gaz dökülerek, vahşice katledilen bir ailenin; ferdi, mağduru, canlı tanığı bir babanın kızı. Dımılı (so-bé) bilmediği için de bu bayan  ADDF ca ajan ilan edildi.
         Dicle Akar’ın ,  1937-38 Dersim Canlı Tarih Projesi”ni yaşama geçirmesi, bu proje için toplanan paraya (yoksulun lokma hakkına)  dik duruşuyla dürüstçe sahiplenmesi  Dersim Adamlığı  gurur verici..  
          Ben Tunceli İstanbul Derneğinin ilk kurucu üyesi ve Ceride-i Dersim Gazetesi emekçisiyim.  “Tap taze” ideallerimin yıllar sonra umutsuzluğa dönüşeceğini düşünmemiştim.  Daha önce üç kez yönetim kuruluna başvuruda bulundum. Üç aydan beri hiçbir yanıt alamadım. Böylesine duyarsız bir sessizliği “Dersim adamlığıma”  sindiremiyorum.   Haksızdan yana bir Vakfın üyeliğini sürdürmem anlamsız. Çok sevdiğim Dersim ve Dersim adamlığıdır.  Tunceli Eğitim ve Sağlık Vakfı İstanbul üyeliğimin düşürülmesini istiyorum. 

                                                                                                            Üye  HÜSEYİN AKAR

 

.

Tunceli Vakfı (İstanbul)

19 Haziran 2011

         Tunceli Eğitim ve Sağlık Vakfı 
         Yönetim Kuruluna                                          
        
İstanbul                                                                              

         İstanbul Kültür Derneği’nin ilk kurucu üyelerindenim. “Ceride-i Dersim Gazetesini” çıkaranlardan, TMTBF na bağlı, Dersim yöresi halk oyunlarını yurdun değişik yerlerinde tanıtan İlk “Tunceli Milli Oyun Ekibi elemanı, Vakfın varlığının ilk basamağı olan arsa temini ve kurumlaşmasında emeği geçen üyelerinden biriyim.(Bu bilgi, vakfın geçmişinden bihaber olanlar içindir).
        Sayın Yönetim Kurulu
        Dersim
bölgesi, sahip olduğu hırçın doğa koşulları ile bütünleşen özgürlükçü halk hareketleri nedeniyle Osmanlı’nın sürekli baskı altında tuttuğu bir bölge. 
          Dersim, Tunceli” olalı, devlet ideolojisi haline getirilen Türk-İslam ( Sunni)Sentez ırkçılığı, “Dımılı ana dili, tanrıyı insanda kutlayan inancı,”  başka bir söylemle, Dersim halkı Türk- Sunni olmadığı için katledilmiş, kurtulanlar da sürgün edilerek asimile etmiştir. Böylece bilinçli-bilinçsiz bu ideolojiye ayak uyduran bir çok bürokratımız, Dersim’in birlik ve beraberliğin harcı olan “hak” ve ”hakkaniyetten” uzaklaştırılmıştır. Dersim’in, “hak- kukuka”  dayalı kültürü, bu gün  “çıralık”(turık) kültürüne”,  ilkele dönüşüme  özendiriliyor. 
          18/ o5/ 2011 günü Yol Tv.nin  “Munzur Tanıktır” programın da Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (ADDF) Başkanı ve yandaşı yöneticiler,  1937-38 Dersim Sözlü Tarih Projesi Koordinatörü Dersimli bayanı, söz hakkı verilmeden canlı yayında insafsızca suçladılar. Bunun ardında, bu projeyi destekleyen, ünlü bir akademisyene de gıyabında da ağza alınmaz, Dersim’liye yakışmaz, onurlu hiç bir kitlete yakışmayan galiz küfürler edildi. Ünlü bir bilim adamına  “Alçak…şerefsiz….vs.”  deme seviyesizliği sergilendi…   
         Üzücü bir diğer konu, bu seviyesizliğe Vakıf Başkanını alet etmeleriydi. Aynı programda Vakıf Bşk.nının gereksiz ADDF Başkan için; “ babasını tanırım,  dürüst  hile hurda bilmezler” demesi, çok iyi tanıdığı Dersim’li bayan ve ailesini tanımamaktan gelmesi,  bu seviyesiz “azgınlığın, kepezeliğin ..namert davranışın  ince ayarına vesile olmuştur.  
           Olay:
           iki imza ile çekilebilen banka hesabından Başkanın tek imzayla  para çekmesi ve bu paranın hesabını yetkili saymana vermemesinden ibarettir. Dersim emekçisinin lokmasından ayırdığı paranın hesabını veremeyen ADDF Başkanının,  Dersim için çok önemi olan bir proje koordinatörü ve özelikle koruyucu akademisyenini bu derece seviyesizce suçlatması yetmezmiş gibi bu çirkinliğe (suça)  Tunceli Vakfını ortak etme, üzücü olduğu kadar düşündürücüdür. Usulsüzlük yaptığı için hesap veremeyen bir kişiyi Vakıf Başkanının, “babasını tanırım iyi çocukturdiye koruması gibi bir lüksü olamaz, bu lüks paşalara özeldi. Başkanın bu “İyi çocuğunun” yeteri kadar koltuk değnekleri var. Vâkıf, “iyi çocuğa” destek için ta Almanya’ya  Başkan’ını göndereceğine, “batağı Euro’yu gönderir, böylece engellenen projeyi de kurtarmış olurdu. Bu yanlış yaptırımdan dolayı Tunceli Vakfı Başkanı ve yönetimini,  şiddetle kınıyorum.  
         Gelişim:
          “1937-38 Dersim Sözlü Tarih Projesi” öneminin geç farkına varan bir-iki hazırcı boşta gezen işgüzar  “bu işi niye biz yürütmeyelim” diye düşünür ve hesap vermekte “dara düşen” Başkana koltuk çıkar. Bunun için önce yetkili ikinci imza sayman Proje koordinatörü Dersim’li bayan için;  “Kanada’da kısa zamanda oturum almış, üç yıl Kanada Alevi derneği başkanlığını yapmış,1937-38 Dersim Sözlü Tarih Projesi Koordinatörü Dersimce bilmiyor vs.  “ajan”dır. Sonra ünlü akademisyeni “Ermeni çıkarları için bu işi yapıyor ” diye iftira atarlar. Akıllarına başarının sırrı olan dürüst davranış, dik duruş, çalışma vs. gelmez. ADDF.  Finansını yüklendiği bu projeyi, birkaç bin EURO için pervasızca sabote eder. 
          Türkiye’deki vakıf ve Derneklere sığınma, Almanya’da yapılan “halk toplantıları”, verilemeyen hesaba (suça) ortak yandaş bulma, zaman geçirme çabasından ibarettir.
         Not: Vakfı bu işe karıştıranın, ünlü akademisyen yerine geçmek isteyen,  toy bir yerli akademisyen olduğu söyleniyor. Buna da akedemisyenin  akademisyene “çermesi ” yada “hazıra konma” deniliyor.  Bilgi için sunulur.  Saygılarımla        Hüseyin Akar

Arama

ARŞİV

Haziran 2019
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Mar    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
Ziyaretçi Sayısı: