Ekim, 2011

Vakıf 4

5 Ekim 2011

          Dersim Adamlığı
         Ve Asimile Kimlik

        “Cumhuriyet dönemi”; tek soy tek inanç (Türk-İslam) Sentezi dayatması dönemidir.
        “Dersim Katliamı”; bu sentezin pratiğe geçirilmesi, yani ana dili Türkçe, inancı Sunni olmayan halk kitlerinin (özellikle Kızılbaş Kürtlerin) “Kırım ve asimile” hareketidir.
        Dersimde halkın yarısı so-bé (Dersimce), diğer yarısı herre-were (Kürtçe) konuşur. Bu iki halk kesimi de kardeştir. Dersim Kırımında devlet, so-bé (Dersimce) konuşanları “Zaza” ayrımcılığı ile yok etmişti. Bu klasik bir devlet politikası olarak halen devam ediyor.
         Dersim Adamı” insani hasletli, açık, dürüst, öz verili ve ahlaklı bir kimliği tanımlar.
         Dersim Kimliği’ne karşı, “köşe dönmeciliğe” soyunmuş, “köprüyü geçene dek ayıya dayı” demeyi, şiddet yedekli tehdidi, iftirayı, yalanı, küfrü içeren, bir “asimile kimlik” gelişiyor. İşine geldiğinde “Dersimli, işine gelmediğinde “Orta Asya’lı öz Türk”, “Ehl-i Beyt” olanlar şimdi de (so-bé) ana dilin, ayrı bir ırkın dili olduğunu savılıyor.
          Bu oynak ve ayırımcı politikayı güden Tunceliler, her şeyden önce “here-were” (Kürtçe) konuşan diğer % elli Dersimli kardeşlerini dışladığının ayırdın da olmalı (olamıyor).
                                                                                                      ***
         Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (ADDF), “1937-38 Dersim Canlı Tarih Projesini’ yüklenir. Federasyon bşk. Yaşar Kaya ve proje sahibi Dicle Akar adına ortak bir hesap açılır. Yaşar Kaya, bu proje için toplanan paranın tümüne yakını tek imza ile çeker.
        Yetkili ikinci imza (sayman) Dicle Akar, Yaşar Kaya’dan “hesabın görülmesini” ister. Yaşar Kaya “işim var” diye hesap vermeyi uzun sure oyalar. Sonra Dicle Akar’ı, “sana öyle bir şey yaparım ki, bir daha kimseye görünmeye yüzün kalmaz” diye tehdit eder ve “sen üç bin Euro çekmişin” hesabını ver diye ekibince sıkıştırır. Banka hesapları incelenir bu üç bin EURO dahil tüm parayı Yaşar Kaya’nın çektiği görülür.
         Dersim Dernekleri İnisiyatifi yaptığı incelemede, Proje için alınan, harcanan paranın kayıtlara eksik geçtiği,   harcamaların gelişigüzel, yersiz yapıldığı, Yaşar Kaya’nın, üç yıldan bu yana ADDF.na hesap vermediği ve yönetiminin de “aklanmadığını” belirtir.
         “Dara düşen” Yaşar Kaya, Türkiye’de ki dernek, vakıf ve bürokrata sığınır. Elde ettiklerini Almanya’ya taşır, yedirir, içirir. Bunlardan biri Tunceli İstanbul Vakfı dır.
         Yaşar Kaya, Yol Tv. “Munzur tanıktır” canlı programına götürdüğü vakıf bşk. ile (18 05/2011 akşamı) canlı söyleşiye başlarlar..
         Vakıf bşk. “dört yıldızlı Paşa’nın (Şemdinli hukuku) “tanırım iyi çocuktur” sözüne özenle, Yaşar Kaya için ; “babasını tanırım dürüst namuslu biri, kendisi iyi çocuk” diye “dört yıldızlı” övgülerle bir yeni hukuksuzluğun ve “orantısız gücün” yol göstereni olur. Çok iyi tanıdığı yeğeni Dicle Akar (ve ailesini) hiç anmaz. Böylece Dicle Akar’ı, küfürbaz aç Kurtlar Sofrasın’a iter. Babası Hüseyin Akar’ın “İki Uçlu Yaşam”dan aktardığı bir olayı, başka kaynağa mal etmesi, kişiliğiyle bağdaşmayan ayrı bir bilgi kirliliği olur.
          Bu tek yanlı-taraflı tutarsızlık; ikinci perde de,Yaşar Kaya’nın azgın, arsız “koltuk değnekleri”nin bir bilim adamına (gıyabında) küfür etmeleri Dersim tarihinde görülmemiş bir kepazeliğin ve seviyesizliğin ince ayarı olur. Her yönden kedilerinden üstünlüğü tartışılmaz bir bilim adamına “alçak..şerefsiz…gibi..” küfür sövgü; ne Dersim adamlığı, ne Alevi kültürü, ne de insani bir erdem ve ne de ADDF . temsil eden halkın liyakatiyle bağdaşır.
        Yaşar Kaya ve nemalandırmaları Yol tv de; şamata, kavga, galiz küfür, hakaret, iftira vs illegal yollarla, Dersimli emekçi, fakir-fukaradan toplanan parayı örtbas etmeye çalışır. Bu batak hesaba, T. İst Vakıf Başkanın desteği, “Dersim Adamlığı ve ahlakı ile bağdaşmaz.
         Alçak gönüllü olmanın yararı yok. Ben, “Dersim Adamlığının”; kişi özgürlüğü, hak hukuka verdiği önemi, bunun için sahip olduğu ahlak ve medeni cesareti gibi üst niteliğini araştıran, Dersimli olmanın onur ve gurunu önem veren ve bunu eserlerine yansıtan ender yazarlardan biriyim. Dersim’den Portreler, Dersim Çığlığı, iki Uçlu Yaşam diğer eser ve yazılarım bunun kanıtı. (www.huseyinakar.com) , (www.huseyinakar.com)
                                                                                                       *
         “Dersim” ve “Dersim Adamı” bir ayrıcalıktır.
          -“Nazimiye Kıl Köylü Lütfi Fikri Bey 1908 Meşrutiyet’in ilanına müteakip Osmanlı ve Ankara TBMM ilk dönem Dersim Mebusudur.
 -Siyasi tarihimizde; kadınlara “ilk” kez oy hakkı isteyen, İşkenceyi ilk kez mecliste getirip tartışan, eğitimde kürsü yerine sıra kullandıran, Dersimli Lütfi Fikri Beydir.
 – Bu aşırı özgürlükçü ve demokrasi tutkunu, 1927 de İstiklal mahkesince beş yıl “muvaffak küreğe” mahkum edilir. Af dilerse kurtulacak. Amcazadesi Sıvas Mebusu Halis Turgut Bey, Lütfi Fikri’ye ” af “ dilemeyi teklif eder . Lütfi Fikri teklifi şiddetle ret eder ve Ben mücrim değilim ki af isteyeyim, isterlerse hakkımda ki hükmü refetsinler” der.
 -Lütfi Fikri İstanbul Barosunu kurar ve sekiz yıl Baro Başkanlığını yapar. Adliye vekili Necati Bey, İstanbul Barosunu kaldırmaya kalkınca, Lütfi Fikri ; “ İstanbul Barosu muamelatına müdahalenizi men ediyorum. Şeklinde karşı çıkar.
-Öldüğünde Tüm malını İstanbul Üniversitesine şu ön koşulla bağışlar:
a) Ahlak, medeni cesaret, aile bağlılığı üzerine –her yıl- en iyi eser yazana bin lira
b) Her yıl hüküm ve kararında en çok isabet gösteren saygın hakime bin lira
c) Geriye kalan gelirler her yıl lise ve üniversiteyi pek iyi derece ile bitiren birer kişiyi Avrupa’ya tahsile gönderilecek …..(Dersimden Portreler s.53-57)”
          Bu portrelerde (Hüseyin Avni Ulaş, Dr. Abdullah Cevdet, Lütfi Fikri, Mustafa Zeki (Saltık), Seyıt Rıza, Sey Qaji, Cemal Sureya, Dr Sait, Yılmaz Güney..gibi üst seviye Dersim adamlarının mücadelelerinde) “Dersim adamlığı” erdemi saklı.
                                                                                              *
         “1937-38 Dersim Canlı Tarih Projesi “ Sabote edildi.
          Mevcut ADDF yönetimi Dersimi kullanıyor rant peşinde amacı iş yapmak değil. 1937-38 Canlı Tarih Projesinin
olumlu gelişmesini  gören ADDF, Bu işte başarılı görünen Proje koordinatörleri Dicle Akar ve Prof. Taner Akçamı dışlamayı kurgular  ve türlü entrikalara başvurur. Bunun başta geleni iftira yoluyla karalamadır. Örneğin: 
        “Üç yıl Başkanı olduğu Kanada Alevi Derneğini mülk sahibi yapmış, kısa surede Kanada vatandaşı olmuş, yeni geldiği Almanya’da !937-38 Dersim Canlı Tarih projesi koordinatörü olan Dicle akar Dersimce bilmiyor vs.” ajan”dır. Taner Akçam için“Ermeni çıkarları için bu işe katlanıyor” diye iftira atarlar. Akıllarına başarının olmazsa olmazı olan açık davranma dürüst olma emek harcama kontrol iş peşinde koşma öz verili davranma vs gelmez.        
           Dicle Akar, “38 Dersim Katliamı”nda, 54 kişinin üzerine topluca gaz dökülerek, vahşice katledilen bir ailenin; ferdi, mağduru, canlı tanığı ve bunları yazdığı için  uzun süre  yargılanan bir Dersimli babanın kızı.
          Dicle Akar’ın Dımılı (so-bé) bilmediği için “ajanlıkla” ve bilim adamı Prof Taner Akçamıîn  “Ermeni çıkarçılığı” ile itham etmenin “projeyi sabote ” etme dışında bir açıklması olamaz. Dicle Akarın tek suçu “1937-38 Dersim Canlı Tarih Projesi”ni yaşama geçirmesi, bu proje için toplanan paraya (yoksulun lokma hakkına) sahiplenmesi..
          Hak hukuk, doğruluktan yana olmayan, yoksulun lokma hakına göz diken(hesabı üzerine yatan) bir zorba “asimile Kimlik”  bir “Dersim adamlığı yada kimliğini zorluyor.

Arama

ARŞİV

Ekim 2011
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Eyl   Ara »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  
Ziyaretçi Sayısı: