Ekim, 2012

Barzani yanlılığı

10 Ekim 2012

Maktul-Katil uzantıları uzlaşı kitabı
(Dr.ŞIVAN ve KÜRT TRAJEDİSİ S.Ali Arik 2011 Peri yayınları)

Teşekkür :
..Bu çalışmada bana yardımcı olan, katkı sunan destekleyen Hasan Tanrıverdi’ye Mehmet Ali Ateş’e Timur Özsoy’a, Kemal Tolga’ya; ön söz ve anlatımlarıyla Kek Osman Aydın’a; anlatımı ve kitaptaki yazılarıyla Kek Ziya Avcı’ya, hasta yatağında görüşmeyi kabul eden, içten ve samimi anlatımıyla Kek Ömer Çetin’e,.. . .www.Nevroz.com da yazdığı ve çevirirlinden dolayı Kek Aso Zağrosi’ye; küçük Servan’a rahmen yazı ve imla düzeltmelerini yapan Ruken Tanrıverdi/Sarıaltun’a , “Kürtçe metinleri Türkçeye çeviren ve asıl önemlisi bu çalışmayı kitap olarak basımını yapan Sayın Ahmet Önal’a teşekkür ederim…”      S.Ali Arik
         
Yazarın “teşekkür’ü ile başlayan bu satırlar; “katkı sunan ve destekleyen, ön söz ve anlatı, görüşmeyi kabul eden, bu çalışmayı kitap olarak basımını yapan” ile kitabı yazanları belirtirken de, azizleri “kek” sıfatı, neferleri sıfatsız olarak ayırıyor. Cinayetten yarım asır sonra katil uzantıları ve maktul ardıllarının bir araya getiren bu kitabı yazanlara geçmeden önce “Kek” sıfatlıları tanımakta yarar var:

         1-) “Kek Osman Aydın”, Şıvan Hareketinin güvenilir elemanıydı. Şıvan tutuklanınca, liderini ve partisini ortada bırakan, “katillerle kol kola gezen, susan” oldu. Bu kitabın yayıncısı Ahmet Önal’ın bu “Kek’ler yorumu aynen şöyle:
         “..Osman Aydın her koşulda tarihe karşı sorumludur“..Şıvan geleneğinin devamı olduklarını iddia edenler bir süre sonra rehabilite sürecine uygun olarak terk ettiler… dahası katillerle kol kola gezmekte bir beis görmediler. İşbirlikçiler, Şıvan ve arkadaşlarının Sait Elçi’nin katledilmesinde ki rolleri su yüzüne çıktığı halde suçlamalarını tekrarlamaya devam ediyorlar
        2-)”Kek Ömer Çetin”: “Sait Elçi’i öldürme” suçlamasıyla tutuklanır. Sonrası mı?
           “-Ömer çetin’in babası ve Ömer’in bacanağı eski milletvekili İskan Azizoğlu’nun girişimiyle de güneydeki Kürt hareketi ve Barzani nezdinde etkinlikleri olan bazı kişilerden Ömer Çetinin serbest bırakılması için toplanan imzalar Ömer Çetin amcası İzzeddin ağa tarafından götürülüp IKDP polit bürosuna teslim ediliyor (N.B. Kalemimden sayfalar ve Sait Aydoğmuş İki Sait s.154).
       – Ömer Çetin ( Soro ve Şakir ile) komployu aklamak koşuluyla yargılanmadan (“itirafçılaştırılarak”) serbest bırakılır. Yerine (şeriata uygun),beş ay sonra Dersimli Burusk, tutuklanır yargısız kurşuna dizilir. Oysa Sait Elçi öldürüldüğünde Burusk Türkiye’ye eşini almaya gelmişti, ben biliyorum. Bu vahşeti içine sindiren Kek Ömer Çetin olur.
       “- Evet Ömer’in Soro ve Mele Abdulkerim’in özellikle olay sonrasındaki tutumları olumsuzdur, talihsiz ve onursuzdur ( ege s.150) ve “..Nüfuzlu Kürt aşiret reislerinin Barzani nezdinde ki girişimiyle Ömer Çetin serbest bırakılır ( s.488)
                                                         ***
         3-) ön sözün sıfatsızlarından, “katkı sunan ve destekleyen Mehmet Ali Ateş”:
                M. Ali Ateş, köylümüz ve arkadaşımız. Kardeşi Süleyman, oğluna Şıvan adını verecek kadar Dr. Sait’i seven ve saygı duyan bir aile. Ama komplo senaryosu: “Sait Elçiyi ben öldürdüm hatalıyım şeriatın emri neyse yapılsın..” sahte yazıma inanmayı bir fikri sabit haline getirmişler. Bu yönde sert mektuplaşmamız oldu tümünü saklıyorum
        2005’te ilk Adım’da yayınlanınca Dr Sait’in yazısı olmadığı görüşümü tekrarlamam, yeni tartışmamıza neden oldu. M.Ali, “inadının kanıtı” diye kendisinde olan Dr. Sait’in yazı örneklerini incelemek üzere bir kurula verdi.
          Mannheim Ünivesitesi Akademik Heyetinin 27 Eylül 2005 tarihli kırk sayfalık inceleme ve BİLİRKİŞİ RAPORU, “Dr. Sait’in el yazısı ifadesi ve itirafı” denen yazının Dr. Sait’in el yazısı olmadığını ortaya çıkardı. Ben 30-35 yıllık çalışmama bu raporu ekledim 2006’da “SAİTLER KOMPLOSU Dr Şıvan ve Barzani Kürt Liderliği” kitabımı yayınladım ve ilk elden İstanbul Cıvrak Köy Derneğine 3-4 koli gönderdim.
       Kitapta Süleyman Ateş’in Dr. Sait aleyhinde servis ettiği bir belge var diye, babaları kitapları tekmeler ve dışarı atar. “Yalan-yanlış” diyemediler, zira yazılanlar doğruydu.
        Daha önce M.Ali ve S.’ın 1971 den sonra “Şıvancıları” bırakıp Barzani hizmetine girmelerini kınamam ve Dr. Sait aleyhine servis ettiği bir belgeyi yayınlamam, bana karşı kinlenme, kitaplarımı tekmeleyip dışarı atmalarına neden oldu. Bu olumsuzluklara karşı, uzun süre sessiz kalmam Civarikli Gençler İmajı ve birliğini bozmamak içindi. .Şimdi açıklamak zorunlu oldu:
       a) M. Ali, Köy Derneğini istismarla, Dr. Sait’in oğlu ve kardeşini katil uzantılarının ayağına taşıyor. Katil-Maktul uzlaşması getirisi; “Dr. Sait’i, Sait Elçi’in katili” olduğunu ima eden bir kitap oldu. Kitaba, Dr. Sait’in onurlu mücadelesiyle başlama, sonunu bilirkişi raporundan önce yazılmış “komplo senaryoları-Kürt Trajedisi” ekleme hain bir tuzaktır. Bundan önce aynı senaryolarla “Dr. Sait’i katil” gösteren beş on kitap basıldı. Tuzağın amacı birde bu suçlamayı Şıvan ardıllarından biri adı ile yazdırmak. Beni denediler olmadı.
      Kitabın tüm yazıları (konu dışı son dört sf. Hariç) tüm yazıları Bilirkişi raporundan önce yayınlanmış yazılar. Ön sözü dikte niteliğinde; 
      S. Ali Arik, Ömer Çetin’in itirafçı, “Tilki Selim’den aktarma” konuştuğunu bildiği içinde “içten ve samimi anlatımıyla Kek Ömer Çetin’ de demez. Ayrıca; “hasta yatağında görüşmeyi kabul eden”( lütfen kabul etti) şeklinde ailesini(ailemizi) aşağılayamaz. “Kek” sıfatı Dersim kültüründe yok çünkü. Belki derleyen denebilirdi. Amaçlı, sanal, riskli bir yaptırıma “soyut” yazarıda denebilir Neki yazarı olamaz.
         Dr. Şıvan tutuklandıktan sonra, gerek özel gerekse parti ile ilgili tüm yazımları komplocularca değiştirilmiştir. M. Ali, Şıvan’dan kalan yazımları, katil uzantıları ile paylaşması, Barzani hayranlığı ve fikri sabitliğinin talihsiz bir sonucu. Asıl yazıları nerde?
                                                                                        *
         4-) “bu çalışmayı kitap olarak basımını yapan Sayın Ahmet Önal”:
             “…..Deweşe sado Kurtalan’da hiç rahatsız edilmeden yaşayabilmenin sırrını açıklasın. Dewreşe Sado, Şerefettin Elçi ve ekibinin Barzanilerin Türkiye Temsilcileri oldukları bilinirken devletin güvenini nasıl kazandıkları izah edilmeye muhtaç değil mi?
          -“Barzaniler ABD’nin Orta doğu politikalarına kilitlenmişlerdir”,
         -“İki Saitin birbirlerini fiziki olarak ortadan kaldırma durumu yoktu. İddia edildiği şekilde Sait Elçi Musul’a ardından da Zaho’a götürülürken MİT yönlendirilmesine tabidir. Dr Şıvan’nın da Sait Elçi ile görüştürülmek üzere çağrıldığı Zaho’ya gelmediği ancak iki arkadaşını gönderdiği iki arkadaşında Zaho’ya geldiklerine Sait Elçinin orada olmadığı ve kaybedildiği öğrenilir.
         -Komünistlere karşı komplonun bir parçası olarak; Barzani MİT ve Dewreşe Sado’ların eliyle kesintiye uğratılmak istenir. Komplo karşısında ne yazık ki o dönemin “yoldaşlığı, yol arkadaşlığı” sınıfta kalır”.
           Bu satırların yazarı Ahmet Önal’ın bu kervana katılacağı aklımın köşesinden geçmezdi. Son yıllarda dünya iklimi de değişir oldu! insanlar da değişiyor gayrı!
         Yukarıda adları geçen “Kek” sıfatlılar (3-4) ve sıfatsızın bir ortak paydası var. O Barzani’yi korumak, suçlarını karartmaktır. “Kek’lerin derlediği bu kitabın yazarlığını Şıvan’ın bir yeğenine yükleme, “Saitler komplosunu” karartma, Barzani’yı koruma amaçlı . Oysa bu güne dek hiç biri Dr. Sait’in kemiklerine sahiplenmedi. Sait için düşünülen “Anıt mezara”, Dr. Sait’in kemikleri yerine Dr. Şıvan’ı katil gösteren kitabı gömmeti düşünüyor olmalı!
                                                               **
       Dr. Şıvan’ın yok edilişi nedeni üzerinde durulmuyor:
        Özetlersek: Kürt coğrafyasını paylaşan devletlerin (Türkiye İran Suriye Irak) Kürt liderliğini, Barzani ipoteğinde tutmasına karşılık, kendi ülkelerinde kurulacak Kürt partilerinin kurucuları arasına (Kürt halkını kontrollerinde tutmak için) Barzani’ye bağlı bir-iki Kürt (ajan) sokulduğunu bilmeyen Kürt politikacı yoktur.
         Dr. Şait’in kurduğu siyasi oluşumun bu koşula uymaması, kısa süre içinde güçlenip halkla bütünleşmesi, “Şıvan’nın efsaneleşen karizmatik kişiliği, Kürt coğrafyasını bölüşenleri ürkütür. Türk Irkçı erki ile Barzani çıkar ortaklığı “Şıvan’a hain bir komplo hazırlar: “Sait Elçi öldürülür, cinayeti Dr. Şıvan’a yüklenir” Kurulan hayali senaryoları (ki Sait Elçi’yi ben öldürdüm hatalıyım..) mı kabul etmeyen Dr. Şıvan sorgulama da (ekim/1971) öldürülür.
       Kürt halkını baskı altında tutmak için iki erk arasında yargısız insan öldürmenin ne derece oğlan hale geldiği, basite indirildiği vahşeti, yine bu kitapta karşımıza çıkıyor:
        V.6 Belge (18 kasım 1969 Gilala )
         “Mele Mustafa(Barzani): “…1962 Bahdinan tarafında idim. Türk hükümeti bize çok iyi davranıyordu. Biz sınırı geçtik ve Türkiye topraklarında yirmi üç kişiyi öldürdük. Ben Hakarı Kaymakamına haber gönderdim ki biz iki kişi olarak geldik. Bir şeyle alakamız yoktur. Yalnız bu adamları istiyoruz Vallahi Kaymakam ve jandarma komutanı o adamları bize teslim edip yardımda ettiler… Biz yardım istediğimizde onlar de biz den bir adam istediler. Biz adamı verdik..Vallahı bizim yardımımıza geldiler ve parasal destekte de bulundular.. “ (Dr. Şıvan ve Kürt Trajedisi. s. 237-240).
         Aslında bu belge, hiçbir yoruma gerek görmeyen bir suç kanıtı. Yarım asırdan bu yana Kürt Liderliği-Kürt coğrafyasını bölüşen devletlerin ortaklığında binlerce Kürde kıyılmıştır. Bu örnek kıyımda:
        -ezilenden yana değil de ezenden yana olmak ( katledilen “yirmi üç” kişi yerine öldüren iki erkten yana tavır) öncelikle vicdani değil. Kürtler böyle; sessiz tartışmasız, yargısız, kefensiz, (veren razı öldüren razı ) kim vur duya gidiyor.
        -Yerel seçimlerde % 60-90 oy alan halk kesimimden yana değil de, şeriatçı mütegalibeden yana olmak, Türkiye de ki yirmi milyon kürdün kaderinin Iraklı bir aşiret ağasının ipoteğinde tutma, Kürt kanını akıtmak için dış güçleri çağırma, seksen bin korucu ile bir kardeşi diğer kardeşe öldürtme vs. vahşeti bu iki erkin anlaşması ile sürdürülüyor.
         Sevgili Civarikliler
        
Dr. Sait’in cinayetini araştırmam 35 yıl sürdü. Bilirkişi Paporu’nun çıktığı yıl (2006) “SAİTLER KOMPLOSU ve Barzani Kürt Liderliği” kitabımı yayınladım. Kitapta Saitler cinayetinin komplo olduğu, Dr. Sait’in Sait Elçiyi öldürmediği, detaylarıyla açıklanıyor. Bu rapor M. Ali’de. Onun şimdiye dek saklaması (hiç söz etmemesi) manidar değil mi?   Unutulmasın ki hiç bir çaba vefesızlığın lekesini silip atamaz.      

Saitler Komplosu; Sivan’ın Siyasi Hareketi’nin başarıya ulaşmasına karşı (Kürt özğürlüğüne karşı) kurulan bir komplodur. Dr. Şıvan Sait Elçi’i öldürdü iftirası, Kürtleri susturma amaçlı. Nitekim etkili de oldu. “Saitleri diriltemeyiz öyleyse tek yol Barzani” diyenlerin tümü bu gün katil “uzantıları ile kol kola,. Dr. Sait’in en yakınları da bu yola Ateş kardeşler kanalıyla çekildiler.
         ” Dr. Şıvan’nın Sait Elçi’yi öldürdüğüne ikna edilmiş” A.yazar Sait Aydoğmuş:
     “Şakir ve Derweşin WAR dergisinde bir çok kez Kürtçe, Türkçe yayınlanan “komplo senaryoları ilgili okurca defalarca okunduğu, bu günde “BİLİRKİŞİ RAPORU” ile çürütüldüğü için yeniden bu hayali mantıksız tutarsız çelişkili hain varsayımlarla bulandırmak istemiyorum…” diye aklıselimin gösterdiği sağ duyuyu sergiler.  
        Ama Dr. Sait’in arkadaşı köylüsü M. Ali Ateş, “bu hayali mantıksız tutarsız çelişkili hain varsayımlarla katil uzantılarıyla uzlaşıp “Dr. Sait katil” gösterirken katil uzantıları için (bizi kabul etti “ya da “samimi anlatımıyla Kek Ömer Çetin) diye Dr.Sait’in ailesini aşağılamakta bir sakınca görmüyor. Dara’nın kendisine verdiği “yazımları” Şıvan sevenleri yerine ( 35 yıl uğraş veren üzerine kitaplar yazan ben, yada Dr. Fethi Akgül vs.) direk katil uzantılarıyla paylaşması, ancak “Barzani’ye sadakatinin” bir refleksi olarak tanımlanır.
         M.Ali, Dr. Sait’in Kasım 71’den önce (sorguda) öldürüldüğünü biliyor!. Yinede Ömer Çetin’in belirttiği tarihi baz alıp görünürde Dr. Sait’i anması, katillere hizmetin bir emaresi!
       Ezilen Türk-Kürt halklarının birlikte yaşamını için bir siyesi oluşum sağlayan, yetenekli, zeki atılgan, başarıya koşan Dr.Sait (Şıvan)’ın; dava arkadaşlarınca haince katledilmesini, uluslar arası yargıya taşıma basiretsizliğini gösterenler benim de elimi kolumu bağladılar.
        Elli iki yıldır Dr. Sait’e sahiplenmeyen kimi dost ve yakının katil uzantılarının ayağına gitmesi (biatı) yetmezmiş gibi, Şıvanın niçin öldürdüğü, kemiklerinin nerde olduğunu sorgulama yerine ”Dr . Sait’i katil gösteren” kitap üzerinden uzlaşma sağlamaları ve Şıvan’ı bu kitap rantına alet etmeleri (etkinlik düzenleyerek, Tv 10 canlı) tarihin af edemeyeceği onur kırıcı bir talihsizlik. Bu da yaşamını Kürt özgürlüğüne adayan Dr. Şıvanın ruhunu sızlatır. Hiç bi etkinlikte Dr. Sait’in nasıl niçin öldürüldüğü üzerinde durulmıyor.  Niçin?
                                                                         ****

Dr. ŞIVAN

taşı çatlatan çığlık
       dinmeyen sızı
             kanayan bir yara
                      kimliksiz bir halk
                                coğrafyasıyla paramparça
                                          yeşil /sarı / kırmızı
bedro-sülbüs koyağında
      açan karanfil
             (us)un gücü
                    inancın solmaz yüzü
                          umudun göz pınarında ki acı
                                                                        şıvan
munzur
’a atar üç taş
      biri umut
               biri özgürlük
                          biri kurtuluş
                               coşar dicle fırat
                                            mezopatamya
ana
                                                   mezopatamya avrat
kanayan yarayı / akan kanı durdurmak
      “soreş” uğruna / “sorek’e sadakat
                özgürleşemeyen bir irade / heyhat
                         aşiret ağası / inanç mollası / ulusal ebe
                                 aşiretine dek milliyetçi / işgalcisine gebe
haykırır Şıvan
     
“kafatasım duvar değil beynime
                 hain olmam
                     ilmik geçse de boynuma”
ölümüne cesur
      başarısına yenik
              egemen ister
                       vurulur şıvan
sülbüs’ün tan yerinden
         bir yıkılmaz ar oldu
              yorgun /yalnız / üryan
                     yersiz / yurtsuz / hukuksuz
                                mezar taşından yoksun
                                            bir şeriat ilinde

***

Arama

ARŞİV

Ekim 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ağu   Ara »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  
Ziyaretçi Sayısı: