Eylül, 2013

İzzettin Doğan ve Fethullah Gülen

25 Eylül 2013

İzzettin Doğan ve Fethullah Gülen

        Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan’nın Fethullah Gülen’le cami ve cemevini bir araya getirme projesi, Alevi kamuoyunun şiddetli tepkisine neden oldu. Tepkilerin ortak paydaları; Alevilerin “hak istemlerinin”, devlet ve diyanetçe kuşatmaya alındığı, Alevi kimliğinin tanınmak istenmediği, uzatmak için bu projeleri ürettiği yönünde.
       Cami-cemevi projesi, başka bir söylemle cami külliyatı içinde Alevilere bir oda ayrılması inanç kardeşliği yerine orantısız güç kolaylığı olarak değerlendirilir.
       Kardeş olma, birlik olma, biri birini hoş görmenin ön koşulu “eşit” olma ve “eşit vatandaşlık” hak ve hukukunun adil uygulanmalarıyla gerçekleşebilir. Her inançtaki vatandaştan (Alevilerden de) topladığı vergilerle on iki bakanlık bütçesine denk devasa bütçesiyle DİB salt Sunni inançlılara hizmet veriyor. Alevilere, Sunni öğreti zorunlu ders olarak devam ettiriliyor. “Laik devlet” dini yönetiyor.
      Cem Vakfı Başkanı (hukuk Prof.) “DİB yüzbini aşan elemandan birinin Alevi olmayışını “hak gaspı” ve bu kurumu “siyasetin merkezi “ ithamından sonra Diyanet İşleri Başkanlığı ile kucaklaşmakta bir sakınca görmüyor.
       Alevi inancına “sapık” diyen, “cemevini” ibadet yeri kabul etmeyen, Şeyhülislam anlayışını sürdüren “siyasetin merkezi” DİB.nin bu porojeyi yüklenmesi, birleşmenin sağlam temele dayandırılmadığını göstergesi. ”Parayı verenin düdüğü çalacağı”, ezilenin yine Aleviler, düdüğünü çalan DİB, güleni de Fethullah hoca olacağı önceden belli.
       İzzettin hoca, “Diyanet işleri Başkanlığı siyasetin merkezidir, asıl siyasetin merkezi orasıdır. Bizde siyasi partiler istedikleri kadar “ biz siyaseti yapıyoruz” desinler, tabir yerindeyse kumda oynasınlar, asıl siyaseti yapan, yürüten, 24 saat Diyanet İşleri Başkanlığı’dır. Diyanet İşleri Başkanlığı bugün Türkiye de yüz bini aşan camisi, yüz bina in üzerindeki personeli ile 24 saat siyaset yapan bir kurumdur.. dedikten sonra, Alevileri bu “siyasetin merkezine” çekmesi vahim olduğu kadar da düşündürücü.
       İzzettin Doğan’ı en iyi tanıyan halktır. Bu neden le cami-cemevi projesine karşı gelişen tepkilere, yani “halkın ne dediğine “ kulak vermek yararlı olur:.

      “_devlete yakınlığıyla bilinen, alevileri, türk-islam sentezine sokmaya çalışan, alevileri katledenlere oy isteyen,kendi gibi düşünmeyen pir sultan abdal derneklerini ve diğer alevileri ‘marjinal, marksist, provakatör’ olarak suçlayan
izzettin doğan ve cem vakfı..”
_”İzzettin Doğan asimilasyoncu bir düşkündür. İzzettin Doğan ailesinin bir çok bireyi de dahil olmak üzere yaşamının her evresinde Aleviliğe Alevi hareketine ve toplumuna ihanet etmişHızır paşalığa soyunmuş ve soyundurulmuş bir asimilasyoncudur.”
    _”İzzettin Doğan’a sayfalarını açan şeriatçılara sormak gerekiyor: Sizde kendisinin en öz Müslüman olduğunu, en has Müslüman olduğunu söyleyen ama İslam’ın ve İman’ın şartlarını yerine getirmeyene ne denir?”
    _”CEM TV,CEM VAKFI,İZZETTİN DOĞAN” bu kurumlar ve bu kurumların yöneticilerinin ALEVİLİK ile yakından veya uzaktan bir bağlantısı yoktur… Bu kurumlar devletin faşist politikalarından nemalanıp Alevi toplumunu Türk–İslam sentezi adı altında asimile etmeye çalışan sözde Alevi kurumlarıdır,.”
     “_12 Eylül askeri faşist darbesinin hemen sonrasında İzzettin Doğan, darbeyi gerçekleştiren generallerden biri olan Em.Org.Turgut Sunalp ile birlikte Milliyetçi Demokrasi Partisini kurmuştur. O Turgut Sunalp ki, kendisine solcu, sosyalist, Alevi, Kürt kızlara, kadınlara gözaltında tecavüz ve taciz edildiği, tecavüzlerde jop kullanıldığı”, bu kadın ve kızlardan bazılarının intihar ettiği şeklindeki iddiaların doğru olup olmadığını soran gazetecilere “neden jop sokalım ki, elimizde taş gibi delikanlılar var” diyecek kadar insanlık, Alevilik düşmanı aşağılık biridir. İzzettin Doğan da onun en sadık dostudur.”
     _” Yani anlayacağınız izzettin doğan ilerici Alevi kurumlarına düşman, gerici cemaatlere dosttur. Zaten devletin ve akpnin diğerlerini dışlayarak izzettin doğanı kabul etmesinin nedeni de budur. izzettin doğan Aleviliği, Türk İslam sentezi içinde asimile etmeye çalışan bir maşadır. İzzettin doğan ve tayfasının yarattığı Alevi Türk İslam kültürü birçok Aleviyi ırkçılık düzeyinde Kürt düşmanı yapmıştır. İnternet forumlarında kendilerini Türk Alevi olarak gören birçok kişi Kürt Alevi olduğunu söyleyenlere ve Sünni Kürtlere küfürler yağdırarak hakaret etmektedirler. İşte izzettin doğanın yaratmaya çalıştığı ucube Alevilik budur “
    _”Alevilik, 1400 yıllık tarihi olan İslamiyetle Müslümanlıkla ilgisi olmayan, aksine Aleviliğin binlerce yıllar öncesine dayanan, kendine özgü kuralları, ritüelleri olan, Tanrı’yı insanda, insanı Tanrı’da gören, 72 millete aynı nazarda bakan, insanı ve doğayı merkezine alan, dinin sorduğu sorulara da verilecek cevapları olan ve sosyal yaşamı düzenleyen bir erkân, bir kültür, bir felsefe, bir yaşam biçimi ve kadim bir yol” olduğunu söylemedikçe, daha çok kereler bu kısır döngüden ileri gitmeyen tartışmaları yapar, aynı sularda debelenir dururuz “
      _” Alevilik İslamin içinde ve özüdür.” der, gerisini getirmez. ; Kur’an’da, niye Cem yok, deyiş , semah Hızır Orucu yok, Pir, Mürşid, Rayber, Talib, Musahip yok. Ya da; Alevilikte ki Dedelik sorulduğunda; Dede Korkut’u işaret ederek; “Dede geldi soy soyladı, toy toyladı.”diyerek, İslamın özüyüyüz teorisine takla attırırken, Dedeleri de bir çırpıda Maverü-ün ötesi Dede Korkut’a bağlayacak kadarda İlim! Adamı oluyor. Cami-Cemevi projesi bir ihanet projesidir. Alevileri teslim alma, yok etme tezgahıdır. “
      “_ Doğan’ın milliyetçi kesime sempatiyle bakan tavrı ve Aleviliği Türk İslam anın amacısentezi içinde ele alan anlayışının sokulduğu çıkmaza yorumu, devletle ilişki biçimi, pragmatizmi, liberalizmi,. kitle iletişim araçlarını kullanma biçimi ve ideolojik tutumu.. niteliği, onu Gülen’in Hizmet Hareketi ile aynı noktada buluşturan faktörler oluyor.”
                                                        *
     Aşılarına kaçmadan örneklediğim bu satırbaşı tepkiler; Alevi anlayışının sokulduğu çıkmazı göstermek yönünde önemlidir. İzzettin Doğan, bu çıkmazı neden olanlardan biri görülüyor.
      Hocamız çok iyi bilir ki İnançlar ya da dinler kabul ve tatbik ediliş kurallarıyla vardır. Örneğin, bir ay oruç, günde beş vakit namaz, haca gitme, zekat verme, şaadet getirme kurallarını yerine getirene İslam deniyor. Alevilerin bu kurallara uyduğu söylenemez. İnanç,vicdani özgür irade sorunudur..
       “Alevilik islamın özüdür. Ben Kuranı,Buyruğu 12 İmamları Mevlana’yı da Hacı Bektaşi Veli’yi de Yunus’u da okudum” diyenden, camiye gidip namaz kılması beklenir.
     Alevilik, “insana” verdiği değerle tanrıyı insanda kutsayan, “derileri yüzülmesine” karşın bin-iki bin yıl öncesi inanç kuralları yerine, “insan” odaklı, çağdaş, evrensel değerleri, inancı kuralı edinen bir anlayış ve yaşam tarzıdır.
      Osmanlı, “Şeyhülislam fetvalarıyla”, Türk-İslamcı devletimiz, Alevlilerin İbadet ve kültür yeri Tekke ve Zaviyeleri yasaklayarak Aleviliğin içini boşaltmış, yerine “Ehli Beyt, 12 İmam, Caferi vs. ile doldurmuştur. Ama Alevilin içindeki insan sevgisini söküp atamamıştır. İzzettin hocanın “insan sevgisini” göz ardı ederek bu kirliliği “Alevilik” diye dayatması, Alevi inancın asıl önderleri olan “rehber, pir Mürşit dedeliği” dışlaması (Ali ve 12 imam sevgisinin istismarı) Aleviliğin asimilasyonu ve inkârıdır…
      Çağ Aleviliğinin özü insandır. Yol göstericisi evrensel insan hakları, inanç kurallarını; pozitif ilim, bireylerin özgür iradesine belirler. İnsanı inciten her türden oluşuma karşı direnişi Aleviliğin “farklılığı”dır. “Gezi” olayında öldürülenlerin “Alevi oluşu” rastlantı değil.
      Bu “cami cemevi projesi” her haliyle mide bulandırıcıdır. Azgınlaşan “Cihad”larla “İslam kardeşliğinin” vardırıldığı nokta, birlerinin kellesini uçurmak, çiğ çiğ ciğerlerini yemek “bir birini boğazlamak oluyor. Yazımı, mide bulandırıcı, amma “farklılığı” belirten, yeni bir “cihad” örnekle bitirdiğim içinde de ayrıca üzgünüm..
     “Seks cihadı” İsyanı
Tunus İçişleri Bakanı Lütfi bin Ciddu, ülkeside ki kadınların “seks cihadı” için Suriye’ye gittiğini, burada İslamcı savaşçılarla ilişkiye girdiğini ve hamile kalarak Tunus’a geri döndüğünü söyledi. Bakan bin Ciddu, Ulusal Kurucu Meclis’te milletvekillerine seslenerek , “2o,30,100 militanla birlikte oluyorlar. Cinsel ilişkiye girdikten sonra hamile olarak geri dönüyorlar” diye konuştu”… (21 Eylül 2013 taraf s.2)

Arama

ARŞİV

Eylül 2013
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Tem   Oca »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  
Ziyaretçi Sayısı: