Mart, 2014

Kirletilen Alevi Kimliği

16 Mart 2014

Kirletilen Alevi Kimliği                                 

Hak Yolu (Reya heq) denilen Kızılbaşlık, insanı en büyük varlık gördüğü için sürekli zulme uğrar.  Aleviler, “derileri yüzülmesine” karşın “insanı inciten” hiçbir inanca “evet” dememiş ve de insan odaklı bu inançtan sapmamıştır. Aleviliğin insana verdiği bu önemin, çağdaşlığın bu günkü evrensel değerleriyle bire bir örtüştüğü görülüyor.
          Asırlar öncesi yaşamın,bağnaz, hikmetli “ kurallarına bağlı kalmayan çağımız Aleviliğinin bu günkü yol haritasını;  ırk-inanç ayırımı yapmayan hümanist, insan evrensel değerlerine uyumlu, bireyin özgür iradesi belirliyor. İnsanı inciten her türden yaptırıma karşı direniş, Aleviliğin farklılığıdır. “Gezi” olayında ölenlerin “Alevi oluşu” rastlantı değildi.
         Kamuoyunda Alevilerin, demokrasi ve gelişmeye açık insanın hak ve hukukunu koruduğu kanısının pekişmesi, son yıllarda ülke medyası sıcak gündeminde en çok konuşulan, tartışılan, açılımı yapılan topluluğun Alevilik ve Aleviler oluşu bundandır.
          Ne ki, insana önem veren, insanı kutsayan Alevilerin tarih sürecinde horlanması, ezilmesi, dışlanması, derilerinin yüzülmesi, kitleler şeklinde katl vahşetini  cumhuriyet hükümetleri, Dinayet İşleri Başkanlığı (DİB)  fetvalarıyla sürdürmüş ve sürdürmeye devam etmektedir. Ayrıntıya girmeden,  yazılı ve görsel medyada sıcaklını koruyan;  “Alevi, Kürt  vs” ayrımlarla bireylerin fişlendiği,  “yazılı sınavı kazanan bir gencin sırf baba adı Ali Haydar diye, devlet hizmetine alınmadığını” anımsatmak yeterli olacaktır. Türk ırkçığını “devlet ideolojisi” yapan devletimiz, Türk olmayanı asimle ve yok etmek için elinden geleni ardına bırakmamıştır.
           1925 Seyh Sait, Kubilay vs olaylarda zora giren devlet, kurtuluşu “tek millet tek inançta” arar. Devlet, bireyin vicdani sorunu olan inancı kendi belirlemek için DİB kurulur. “Türk-İslam” teziyle “inanç özgürlüğü, laik sosyal demokratik devlet”e son verilir. Tek soy Türk, tek inanç Sunni olunca; Kürtlere “dağlı Türk”, Alevilik “sapık inançla” tanımlanır.
        Alevi Dedeliği ve Hz. Ali 12 İmam
       
Cumhuriyet hükümeti, Alevlilerin ibadet yeri cem evlerini, kültür ocakları Tekke ve Zaviyeyi kaldırır. Alevi inancının önderleri rehber, pir Mürşit yani “dedeliği” yasaklar. Yerine “Hz. Ali  12 İmam “ koyarak Alevilik kimliliğini sulandırır.  Sonra Alevilere döner; “siz Ali’yi  seviyorsunuz,  Ali İslamın hası, öyleyse siz de İslamsınız” der ve şimdi de Alevileri; “Hz. Ali’yi sevenler” diye tanımlar. Oysa Aleviler insan sevendir  “yetmiş iki milleti bir bilir”  
      
Şecere dedeliği
       
Halifeliğin İstanbul’a geçişiyle inanç ulemasına (Ehl-i Beht’e tanınan “askerlik, vergi vs muafiyetinden” yararlanmak isteyen kavimler)“ şehy seyit, dedelik” payesi için Ehl-i Beyt beratı edinir. Bu gün Dersim’de “dede” payeli aşiretler, talip aşiretlerden daha çok.
       Devletin Türk-İslam deolojisi, “ötekiler” için kıyım ve yıkım olunca, ana dili Kürtçe olanın “Horasan gelmesi”, Sunni olmayanın “Ali soylu” oluşu kaçınılmaz olur.  Ana dilleri Kürtçe (Dimili) olan Dersimli üç elit Alevi Vekilden Kemal Kılıçdaroğlu;Biz Türkmeniz ailemiz Horasandan gelmiş”,  Kamer Genç;Türk oğlu Türküm Kürtlükle bir bağımız yoktur”, Hüseyin Aygün “Kürd değiliz Aleviyiz” tanımını yapar (basından)..  Aynı havayı soluyan bu üç politik önderin “kendinden”  kaçışını, “Dersim Travması, CHP ırkçı ezberi” etkisine yormak olası. Üzücü olan devletin “ırkçı dinci asimile politikası”  yıkımının bireyle sınırlı kalmadığı, toplulukların etnik inanç kimliğini kirletmesi realitesi.
        Dedeliğin çöküşü
       
Kültür ocakları elinden alınan Alevi dedelerin, gizli ibadet için sığındığı yer altı karanlığında dünya ile iletişimsizliği çöküşlerinin başlangıcı olur. Dedelerin “babadan kalma bilgileri, taliplerini “irşat, yol yordam” öğretmekte yetersiz kalır. Çevre baskısı, “ sapık inanç, gavur “ dan korunmak için de Şii Şeriatı önderleri yani “Hz. Ali 12 İmam’a sarılırlar. Buna Pir Sultanların “ezilen incitilen insanların yanında yer alış direnişi ruhu” eklenince Dede-İmam,  Cem evi -Cami yaklaşımı da hoş görülür. Ama Alevilerin “Ali 12 imam, ehli beyt” sevgisi,  hiç bir zaman Şii Sunni inancına dönüşmemiştir. Alevilerin, pir rehber mürşit öndeliğinde kadın- erkek, sazlı -sözlü cem- cemaat sema ve niyazı bu güne dek devam etmiştir.

         Aleviliği dara düşüren dedeler
       
İnançlar (dinler) tatbik ediliş kurallarıyla vardır. Ramazan ayında oruç, günde beş vakit namaz, Hac, zekat, kelimeyi şahadet İslam’ı kurallardır. Bu kurallara uymayan Alevilere “İslam içi” ya da  “dışı denilemez. İnsan odaklı her inançta Aleviliğin izinin görünmesi doğaldır.  Ama “Umre ya da “Hac bu güne değin Alevi kabulleri olmamıştır.
         “Alevilik islamın özüdür. Ben Kuranı, Buyruğu 12 İmamları  Mevlana’yı da Hacı Bektaşi Veli’yi de Yunus’u da okudum“ diyen ve devlete yakınlığıyla bilinen, alevileri, türk-islam sentezine sokmaya çalışan” Mürşit dedenin çağrısına devletin yanıtı,  bir kısım Alevi dedeyi Umreye götürmek oldu. Hiç kimse 120 kişiyi babasının hayrına Umreye götürmez. Amaç, Alevilerin toplumsal istemlerini oyalamak” olunca devlet elinden geleni ardına koymaz.
         Anlaşılmayan Mürşit Dedenin kendisini ayakta tutan dedeleri “hak gaspı, siyasetin merkezi “ olarak tanımladığı DİB.na teslimi ve Alevili Kimliğini tartışılır yapması. Bu kimlikte aranan namaz, oruç, Hac, zekat değil. Asıl olan toplumların inanç iradelerini kendilerinin belirlemesi, İslam olan Orta Doğunun cihat vs ile birbirini boğazlamaması, insanların haksızlıklara karşı duyarlığı, direnişidir. Umre için Arap çölüne gidenler orada “ya Xızır denilen şah Ali”  değil, namazında orucunda Şii-Sunni  ileri  Hz. Ali’i görür.

       “Kerbele” ve “Dersim Katliamı”
      
1400 yıl önce Kerbela’da,  Arap kavminin kendi iç “sen-ben”  çatışması sonucu 72 masum acımasızca katl edilmiş. Şii -Caferi başta olmak üzere İslam’ın önemli bir kesimi bu zulme karşı yılda 12 gün aç, susuz, gıdasız kirli bıraktığı bedenini birde zincirle darp ederek bunun yasını tutuyor. İçeriğinde kiri, ilkeli, kini, öfkeyi insan incitmeyi barındıran bu”aşureli yasın” Alevi inancıyla bağdaştığı söylenemez. Buna çağ gerisi “Nuh Nebi Aşuresi” denebilir. “Şecere Dedelerinin” Alevileri, bu “aşureye” malzeme yapma gayretinin arttığı görülüyor.
         Asırlardır sürdürülen kendine benzetme (asimile) politikası sonucu Alevilik Sunileşme rayına oturtuldu. Alevi inanç önderleri Rehber Pir Mürşit yerine Hz. Ali ve 12 İmam, Cem evi yerine Cami dayatılması  “Dedelerin” Umreye gitmesiyle meyvesini verdi.
          Sorun zulme karşı gelmekse daha dün Dersimde 72 değil, 72 bin Alevi  çocuk, kadın, hasta, yaşlı, masum acımazsızca diri diri  yakıldı, mağaralarda fare gibi zehirlendi, hamile kadınların karnı deşildi, yöredeki dereler, ırmaklar, ceset dolu kırmızı aktı.. 
        
Kıyas kabul edilemez bu” insanlık dramına” ve diğer kıyımlara karşı, Dersim içeri Alevilerin gerekli direnişi gösterdiği söylenemez.  Aykırılıklar, inancın örselenmesi, kimliğinin kirletilmesi, “Alevi kimliği” tanımı zorunlu kılıyor.
       Temizliğe, Alevi inanç önderleri Rehber,Pir, Mürşit yerine  monte edilen “Hz,Ali ve 12 İmam” yani Ehl-i Beyt’ den  başlamakta ve tartışmakta yarar var.
[email protected]  www.huseyinakar.com ve www.huseyinakar.com

 

 

 

Arama

ARŞİV

Mart 2014
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca   Tem »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  
Ziyaretçi Sayısı: