Eylül, 2014

Dr.Sait yakınları ve ben

6 Eylül 2014

Dr. Sait – Yakınları – Ben (1)

İçgüdü
Sosyal yaşamda bireyin önceliği yakınıdır. Özellikle annelerin çocuğuna önlenemeyen düşkünlüğü tartışılamaz. Sakin bir tavuk, kendini koruyamayan civcivlerini korumada aslan kesilir. Bütün canlılar bu içgüdüsel duygu etkisinde. Bu doğal içgüdü bireyden aşirete, devlete, kıtalara yarın öbür gün dünyalar arası kaçınılmazı olur!. .
Günümüz de bu içgüdüsel duygu aileyi aştığı zaman “anlaşılmazlık” başlar. Yanı kişinin kendini aşması ile bu duygu toplumsal bir zemine oturur, kamulaşır. Dünyanın yuvarlak olduğunu vs. söylediği için “üşütük, toplum dışılıkla” suçlanan bilim adamların başına gelenler hep bu “normalini” aşmasından gelmiştir. Bunlar, kamuya mal olmuş kişiler oluyor.
Anlaşılır yerel bir örnekle: Sait Kırmızıtoprak içimizden biri, ne ki kişisel farklılığı, aile önceliğini aşan, kamu dediğimiz toplumun evrensel değerlerine öncelik veren akla ilk gelen Civarik’lilerden biridir. Sait birçok yönleriyle dedesi Civarikli Bertal Efendi’yi anımsatır.
Civarikli Bertal Efendi
Süleyman ağa, kendisi okumadığı için kardeşi Bertal’ı (ve oğlu Bertal’ı) uzak diyarlara gönderip okutur, rüştiyeyi bitirmelerini sağlar, onları “efendi” yapar (tahsilliler yörede “efendi diye anılır) Bu iki “Efendi” de cesur, becerikli, konuşkan nişancı vs eşdeğer özelliklere sahip.
Rüştiyeyi Elazığ’da bitiren kardeş Bertal oğlu Bertal’dan büyük olduğu için “Büyük efendi” yeğeni Bertal “küçük efendi” diye anılır. “Büyük efendi” Türkçeyi ilk öğrenenlerden. Yörede “Civarikli Bertal Efendi” diye namı şanı yayılınca; etraf aşiretlerin ve devlet görevlilerin telkin ve iknalarıyla Aşiret Ağası olmak ister. Ne ki aşiret geleneğine bağlı köy halkının istemi ağabeyi Süleyman Ağa’dan yanadır. B. Bertal Efendi evine Pir mürşit ve rehberi çağırtır ve onların onayıyla “Ağalığını” ilan eder. Aşirette iki başlılık böyle başlar.
Birliğin bozulması
Köyde ilk bölünme ağa kardeşler arasında başlar, aşiretin bireylerine dek gelişir. Detay acı, girmek istemiyorum, Tuz yolunda Ağaların kardeşi Hasan vurulur. İki Bertal Efendi çatışır, küçük Efendi 6-7 hane ile Ceği(Kiği)’e göçer. Köyde bir hiç uğruna iki cinayet işlenir. Eşkıya köyde üç aileyi yok eder. Gemik’le çatışmada, Sey Qaji Haydaran’a sığınır. 9 yıl sonra orada ölür, (naşı 2013 de ancak baba ocağına getirildi). Köyde büyük kaoslar yaşanır.
Bu iki başlılığı gören devlet, bir gece vakti bir iki subay ve bir manga askerle köyü kuşatır.. Süleyman ağa (ve beş kardeşi) aileden 28 çocuk 14 kadın 54 masumu, tere yağından kıl çeker gibi yarım saat içinde toplayıp “sürgün” diye yola çıkarır. Süleyman ağa “bize Kerbelayı yaşatacaklar “diye direnirse de B.B Efendinin oğlu Ali amcasına uymaz. Bütün bu aykırılıkların bedeli 54 masumun yolda diri diri yakılmasıyla sonuçlandı. Devletin gizlediği bu katliam yeni dünya da eşine az rastlanır bir insanlık suçudur. Ben bu kırımın mağduru canlı tanığı ve tarihiyim. Bu vahşetin hiçbir karşılığı yoktur ve bulunamaz da …
Daha önceleri dosta düşmana karşı oluşturulan birlik, acı ve sevinçleri birlikte paylaştığı aşiret adamlarından hiç biri, o gece karanlığında “Sürgün” diye yola çıkarılan Ağaları ve yaşamı birlikte paylaştığı 28 çocuk 12 kadın 54 candanına sahiplenmez. Cesetleri kurt çakal paralar, seller götürür. Bu ders alınması gereken bir yıkımdır, bugün yenisi yaşatılıyor.
*
1938de Abdullah Paşa silahlarını teslim eden halka teşekkür için kırk atlı ile Nazimiye’ye gelirken, tercümanı Civarikli Bertal Efendi’dir. “Devlet baba “kamçur” vergisini almak için keçilerimizi sayıyor, bizi saymaya gerek görmüyor. Okul istiyoruz devlet kışla- karakol yapıyor yolunu da bize yaptırıyor” sözleriyle yönetimi eleştiren, cesur, boyun eğmeyen Pir Sultan duruşlu Bertal Efendi, A. H. Paşa’nın kinini kamçılar. “Civarikli Bertal Efendi’in”. kendine ve de “haklılığına” güvenin bedeli kendisi ve ailesinin ölüm fermanı olur.

Dersim 38 Travması
Dersim 1938 de, yaşanılan bu katliama tanık olan bizim kuşağın geçirdiği travma sağ kalanlarda yarattığı arazlar dillendirilmiyor. Sait ile çocuk yaşta tanığı olduğumuz bu vahşeti önce şaka oyun sanıp bu sürgünde bulunmak istemiş, kervana yetişemeyince diri diri yakılmaktan kurtulmuştuk. Ne ki yüreğimiz onlarla dağlandı onlarla yandı..
Ben bu vahşeti beş yaşında yaşadım. Halen “Dersim” adı geçen her yerde Gemikli Memo Derg’ın darağacında, kanlar içinde yerde sürünen başı ve çığlığı aklıma geliyor. O yaşta bir ay dilim tutulmuş, hiç konuşamamıştım. Şimdi ağzım kuruyor nutkum tutuluyor.
“ Dersim Katliamına” tanık olanların tümün de bir iz var. En çok rastlanan; ana dilini, kimliğini inkar, Orta Asyalı Türk, Ehli-beytli (Arap soylu) olma istemi, güçlüden yana olma “Dersim” isminden kaçma, bunu döneklik ve travmalar izler. Dr. Sait’in Irak’a gitmesinde, böyle bir ezikliğin, zulmün, acının rol oynaması kaçınılmaz oldu..
Dr. Sait’in Irak’a Gitmesi
Dr Sait, “ Kürt Sorunu boyun eğmekle yerine yerinde mücadeleyle çözülür. Onunda yeri şimdi Kuzey Iraktır. Salon Kürtçülüğü ile boşuna zaman harcanıyor” diyordu. Dr. Sait Türk-Kürt birlikte yaşamından yanaydı. Sorunu “eşit vatandaşlık haklarına” bağlıyor ve düşündüğünü pratiğe geçirmeye süre tanımıyordu. Bu nedenle Türkiye Kürt aydınlarınca “aceleci, revizyonist, Leninci, samimiyetsiz reklamcı çıkarcı vs. şeklimde topa tutuluyordu.
Dr. Sait sorumluluğunun bilincindeydi.. O tutukluluğuna denk gelen “kevfince” bir evlilik yaptı. Güzel eşi, cici iki çocuğun sorumluluğunun farkındaydı. Bunların geçimlerine yetecek para ve mülk edindikten sonra öyle Irak’a gitti. Giderken tüm dostlarını, özellikle öncelik verdiği Kürt Sorunla ilgili herkese uğradı danıştı, destek istedi ve öyle gitti. İlk etapta bir grupla gitti. İkinci üçüncü gruplar onları takip edecekti..
Dr Sait ve gurubu IPDK ikinci yetkili adamı Dr. Mahmud Osman aracılığıyla Irak’a gider. Barzani, bunlar kim deyince Dr. Mahmudi Osman “Dr. Sait ve arkadaşları için Türkiye’den “Solcu Gurup” denince Barzani iyi karşılanmaz, kendilerine bir yer verirken de Türkiye ile olan ilişkilerinin önemini ve “kırmızı” çizmişini vurgular şöyle örnekler:
V.6 Belge (18 kasım 1969 Gilala )
“Mele Mustafa(Barzani): “…1962 Bahdinan tarafında idim. Türk hükümeti bize çok iyi davranıyordu. Biz sınırı geçtik ve Türkiye topraklarında yirmi üç kişiyi öldürdük. Ben Hakarı Kaymakamına haber gönderdim ki biz iki kişi olarak geldik. Bir şeyle alakamız yoktur. Yalnız bu adamları istiyoruz Vallahi Kaymakam ve jandarma komutanı o adamları bize teslim edip yardımda ettiler… Biz yardım istediğimizde onlar de biz den bir adam istediler. Biz bu adamları verdik..Vallahı bizim yardımımıza geldiler ve parasal destekte de bulundular.. “ (Dr. Şıvan ve Kürt Trajedisi. S.Ali Arik s. 237-240).

Dr. Sait’in Irakta ki ilk intibaları iyi değil. Buradaki Kürt mücadelesi bölgesini aşamamış ve aşmaya istekli görünmüyor. Ne ki kurtuluşa, evrensel bütünlükle yaklaşmaya Barzani’yi ikna etmeyi kendine olan güveni halkın öz güvenine dayar. Barzani ve adamları ile ilişlileri geliştirirken bütünün diğer parçaları düşünerek hareket eder. Orta doğudaki birliği sağlamak için İ-KDP Gn. Sk. Dr. Abdurahman Qasımlo ve diğer Kürt guruplarıyla ile sıcak ilişkiler içine girer..
Dr. Sait çok kısa bir sürede “Dr.Şıvan” adıyla aranan efsanevi bir kişi olur. Barzani ve Talabanı adamlarının yabancı ülke işlerini ayarlayan, guruplar arası diyalogu için baş vurulan tek adres olur. Şerafettin Elçi yönetimindeki T-KDP bütün tabanını Şıvan partisine kaptırınca “çanlar Dr. Şıvan için çalmaya başlar“.
Çaresizliğim
Dr. Sait’ tutuklandığında onunla Irak’a giden tanıdığım bir Dersimli (Hıdır Kurum). vardı. Onu buldum ; “yerini, yolunu biliyorsun. Hasan’a ulaşma olanağım yok, Irak’a git, durumu anla gel” diye yalvardım. İstediği yol parasını verdim. H.Kurum; “gittim, gideceğim, Hasan’a haber saldım” diye bir süre oyaladı sonra izini kaybettirdi.
İki yıl sonra Ateş kardeşlerle Almanya da H. Kurum’un evine gittim. Utancından yüzüme bakamaz oldu. “Özür dilerim gidemedim aldığım parayı geri vereyim” dedi. Bende “gerek kalmadı” dedim ve evinden ayrıldım. Burada Ateş kardeşler’in Dr. Sait’ten yana olmadıklarını iyice anladım. Sanırım onlarda Burkay gibi iyice kandırılmışlardı.
Yalnızdım, Dr. Sait’le ilgili çabam, Dr.un eşinin işine gelmiyordu çocukları da anlayacak yaşta değillerdi. Dersimliler “ Sunni kesimle birlik oldu” diye sahiplenmedi.
Sait Elçi Öldürülüyor.
Sait Elçi Irak’a götürülür öldürülür. Bu ölüm Dr. Şıvan’a ( ve partisine) yüklenir. İki ay sonra Dr. Sıvan, çeko, Ömer Çetin ve Soro zanlı” diye tutuklanır:
Şıvan partisinin bütün varlığına el konur. Bütün kayıtları “Saitler komplosu”na uygun ilaveler yapılarak değiştirilir. Dersimli Av. M.B. bana “Kamışlıda Dr. Şıvan’ın günlüklerini okudum. Sait Elçi’in ölüm planları ile dolu” suçlamasını unutamıyorum.
*
Saitler Komplosu
IDKP (Barzani), TKDP ve MİT “ Şıvan’ı yok etmek için “Saitler Komplosu” hazırlar. Bu komplonun ilk senaryosu: a-) Sait Elçi’yi Bölg..Komt. Şıvan’a teslim etmiş”. Osman Gazi bunu yalanlar ve Dr. Mahmudi Osman’ın, “Eshad Sait Elçi bizde tutuklu demişti” beyanı komployu zor sokunca yeni teoriler üretilir: b ) “Sait Elçi Tilki Selime teslim edilmiş”.
Yeni “komplo teorisi Dr. Şıvanın kendi el yazusı ile ifadesi ve itirafı” denilen “Sait Elçi’yi ben öldürdüm pişmanım I-KDP nin vereceği cezaya razıyım.. içerikli dört sayfalık Kürtçe yazılmış bir beyan üzerine bina edilir. Kürt Kamuoyuna “Dr. Şıvan Sait Elçi’yi öldürdü bilinsin” talimatı verilir. Berlin’de Dr. Faik bu talimatı en iyi uygulayan olur.
Ateş kardeşler, Kazım Yıldız, Munzur Çem, Mehmet Kal’ın eniştesi Ali Rıza Sever ve kardeşi vs. “el yazısını gördük ifadesini okuduk inandık, sen duygusalsın, barı davaya askıntı olma ” şeklinde direniyorlardı. Kale, içten kuşatılmıştı.

Dr. Şıvana “Şeriat” Uygulansın Mitingi
Dr. Şıvan’ın Dersimli Kürt sevenlerini aldatan, Şerafettin Elçi ve Ziya Şerefhanoğlu’nun başında bulunduğu şeriatçı-feodal Kürt “ağa şeyh molla, Dr Şıvan’a “şeriat” fetvaları uygulanması için Irak Kürt bölgesinde bir miting tertipler. Bu mitingde, “Dersim Kızılbaşı, kominist, ajan, Kürt düşmani, S. Elçi katili, Şıvan’a şeriat Şıvana ölüm, verin l inç edelim vb. afişler dolaştırılır naralar atılır. Kürtler ve inançlar arası ayrımcılık yapılarak Barzanicilik güdülür. “ Barzanilerin pratiğinde evrenselliğe, adalet ya da ulusal kavrama yer verdiği görülmemiştir. Korumaya çalıştıkları kendi aşiretin feodal düzeni ve liderlikleridir.” denir.
Mesut Barzani, “… T-KDP bizden bir kongre yapma isteminde bulundu biz de kabul ettik. ( Kürdistan Pres 16/10/1987 sayı 24-16 ) Kongre diye Miting yapılır. “ Dr. Sivan adamımızı öldürdü bize verin linç eldim yoksa sorumlu IKDP olur..dediler bizde verdik. “Dr.Şıvan’ı T-KDP yargıladı ve öldürdü” diye I-KDP yi aklamaya çalışırken T-KDP adına . Şerafettin Elçi “Biz yargılamadık Irakta ne öyle bir gücümüz nede yetkimiz vardı” ( Kürt dosyası R.B) der. Bu arada Sait Elçi katil zanlısı Ömer Çetin “itirafçılaştırılarak” komployu aklamak koşulu” ile serbest bırakılır. Onun yerine “Şeriat” Brusk’u kurşuna dizer. Bütün bu ilkel anti demokratik yaptırımlar Dersim gibi Alevi Zaza Kürtlere benimsetilir.
Kemal Burkay Faktörü
Aslında buna Kürtlerin sağcı ve solcularının çatışmasının sürdürülmesi demek daha doğru. 49 lar davası ile belirleşen Kürt sağ- solu çatışması Dr. Sait’in katlinde belirleyici rolünü oynadı. Ne var ki solcu Burkay, “Saitler Komplosu’nda, inanç bağımlısı sağ ve ılıman Kürtçülerin yanında yer alır.
Musa Anter. “ .. Osman Gazi’in yanında iki Sait bir araya gelir ..nihayet Şıvan’ın yanına aldığı Elçi ve Bego’yu bir yerde arabadan indirerek kurşuna diziyor ve oraya gömüyor..” (M.A.Anılarım s215).
Dr. Naci Kutlay: Zaman zaman kendime sordum, ben de Sait Elçi ile gitseydim .. Benim çok yakın bir arkadaşım olan Dr. Sait’in Elçi’yi öldürmesine engel olabilecek miydim?
Kemal Burkay: “Bana geldi. Yine sondaj yapıyordu ..konuğum olduğu halde kendimi tutamayıp onu maceracılıkla suçladım. ..Bu arada Türkiye KDP’ye üye oldu ve ayrı baş çektiği için, bir süre sonra TKDP genel sekreteri Sait Elçi ile ters düştü”(K.B. An. s.227 )
Bu üç Kürt dava adamı, araştırmadan komplo üretimi bir duyumla dava arkadaşlarını katillikle suçluyor. Burkay, “kendini tutamamış” Dr. Sait’in TKDP üyesi yalanını ekliyor.
Bir zamanlar “ağalarla ilişkin var” diye Dr. Sait’i suçlayan Burkay, feodal aşiret –Şeriat düzenden yana olan Barzani-Talabanı ile işkilerini zirveye yükseltir. Onların bu akıl dışı, çelişkili, ipe sapa gelmez ifadelerin dili olur. 2. anısında “Şıvan Sait’i. tutuklamış bir iki arkadaşıyla ötekilerden habersiz kurşuna dizip gömmüş” deme densizliğinde bulunur.
“Saitler Komplosu”nda Şeriatın katlettiği “ZAZA’ Kürtlerden ikisi Dersim’li. Bu yıl Paris’te infaz edilen Sakine, Fidan ve Leyla’nın aynı kaderi paylaşmasına ne der bilmem.
Necmettin Büyükkaya anılarında: “ Hıdır Murat (Kemal Burkay) Berlinde birkaç gün kalıp sohbetler, toplantılar düzenlemişti. Burkay Hışyar’da (Faik Savaşta) kalıyordu” diye yazar. Bu toplantıların konusu, ilk etapta, Dr. Şıvan’nın Sait Elçi’yi öldürdüğüne Dersimli Kürtleri ikna etmekti, ettiler ki Burkay, “Şıvan.. Saiti.. tutuklamış bir iki arkadaşıyla ötekilerden habersiz kurşuna dizip gömmüş” şeklinde vicdani tutarsızlığını sürdürür. Musa Anter aynı oyuna gelmiş, sonra özür dilemişti. Oysa Burkay avukattır. Masumiyet karinası, suçsuzluk ilkesi veya uluslar arası hukuk, suç kesinleşmediği sürece kimsenin “hükümlü” sayılmayacağını” bilir. Ama Burkay ayarını Dr. Faik’ten almış, “Dr. Faik’in anlatımına göre” der ve “Şıvan önce inkar eder sonra kabul eder” diye de ilave eder. Oysa o kaynağın yani Dr. Şıvan’ın ifadesi ve itirafı denen dört sayfalık el yazısının düzmece olduğu, Mannheim Üniversitesi akademik heyetinin 27 Eylül 2005 tarihi raporu ile kanıtlandı.
Burkay’ın “Dr. Faik’in anlatımına göre” algısı öyle pekiştirmiş ki Şeriatlı-Molla fermanını, yargıya eşdeğer görüyor. “Şeriatın kestiği parmak acımaz”dan yana olup “Dr. Şıvan yargılandı” diyor. Ben hodri meydan diyorum 35 yılımı bu araştırmaya verdim “hiç kimse yargılanmadı” diyorum. Bizim sosyalist avukatımız, Sait Elçi katil zanlısı Ömer Çetin ve Nazmi Balkaş ‘ın yargılanmadan itirafçı olarak salıverilmesini, bir eksik için de Şeriatın Dersim li Burusk’u ön görme gibi bir vahşeti görmemezlikten gelebiliyor!
Tanıdığımız Burkay için bu bir “akıl tutulması”. Yoksa Osman Gazi’in yalanladığı “Sait Elçi’yi Bölg.. Komt. Şıvan’a teslim etmiş” demez, 1971 den sonra TKDP başına getirilen sonra ajan diye kovulan Derweş Sado ve Ş. Elçi ile ilişkisinin geliştirmez ve bu günde Kürt Sorununda arkadan nal toplama durumuna düşmezdi. Kazım Yıldız ve M. Ali Ateş ve diğer Dersimli Kürtler bu balans ayarlı. Dr. Şıvan yakınlarını yanıltan bunlar oldu.
Şervan Büyükkaya Dr. Şıvan’dan kalan eşyalar için beni aramış bende oğlunun adresini vermiştim. Dara aldığı bu kalıntıları “Kürt” sakıncasıyla Ateş kardeşlere bırakır:
-S.Ateş’in bunlar içinde bulduğu bir sahte yazıyı anında Şıvan aleyhinde kullanır.
– Kendi oğluna Şıvan adı verecek kadar Dr. Sıvan seveni S. Ateş, 1971 den sonra Dr. Şıvanın katili I-KDP ve Derweşe Sado’nun Bşk. olduğu T-KDP hizmet eder.
– M. Ali’ni Dr. Sait kalıntılarını sevenleri yerine Katil zanlılarıyla paylaşır.
– Ateş kardeşler dağda öldürülen öz amca oğluna sahiplenmez.
– Ateş kardeşler yazılı, görünür medyada hiçbir anmada hiçbir mikrofon tutuşunda Dr. Sait’in katlini, sorgulama konusu yapmadılar. Bütün bunlar şaşırtıcı ama gerçek

BİLİRKİŞİ RAPORU
Şıvan’a kurulan komployu M. Barzaniye kondurmayan M. Ali, Dara’dan aldıkları Şıvan’ın yazı örneklerini incelemek için Mannheim Üniversitesi Akademik heyetine verdi. Heyet “Dr. Şıvanın kendi el yazusı, ifadesi ve itirafı” denen belgedeki yazının “Dr. Şıvan’ın el yazısı olmadığını, taklit olduğunu saptar. Benim “yazının sahte suçlamanın düzmece” olduğu savım, Bilirkişi Raporu ile doğrulanmış oldu. Bu rapor elime ulaşınca ben de otuz yıllık araştırmamı detaylarıyla “SAİTLER KOMPLOSU Dr. Şıvan ve Barzani Kürt Liderliği kitabımda yayınladım. İlk elden bu kitaptan 2-3 koli İstanbul Cıvrak Köy Derneğine gönderdim. Kitapta( s.232) S. Ateşin Dr. Sait aleyhinde kullandığı bir belge vardı. Bunu bahane eden Hüseyin Ateş bağırır çağırır kitabı tekmeler geri göndertir. Oysa dernek, öz teyze oğlu Kazım Arık e.bşk.Dr. Sait’in oğlu, kardeşi, teyze oğulları elinde..
Akıl Tutulmaları
Bütün engellemelere karşın, okuyanlardan olumlu yanıtlar da aldım. S. Ateş’in sahte belgeyi servis ettiklerinden biri olan Sait Aydoğmuş: “Şakir ve Derweşin WAR dergisinde bir çok kez Kürtçe, Türkçe yayınlanan “komplo senaryoları ilgili okurca defalarca okunduğu, bu günde “BİLİRKİŞİ RAPORU” ile çürütüldüğü için yeniden bu hayali mantıksız tutarsız çelişkili hain varsayımlarla bulandırmak istemiyorum” diye aklıselimin gösterdiği sağ duyuyu sergiler.
Ama M. Ali, “bu hayali mantıksız tutarsız çelişkili hain varsayımlarla” katil patentli komplo düzmeceleri yazılarla “Dr. Şıvan’ı “katil” gösterme, Şıvan ailesini aşağılamakta sakınca görmüyor. Dr. Şıvan’dan kalan anı yazıları, bilen, uğraş veren bir seveni yerine direkt katil ardılları ile paylaşması “Barzani’ye sadakatinin” bir refleksidir. Bu refleksin Dr. Sait kandaşlarına benimsenmesi “aklı tutulmalarına” yol açtı.
M. Ali Ateş, Dara, Hasan, Kazım, Ahmet, Şıvan ailesi-katil uzantıları ile uzlaşır. Dara bir heyetle Diyarbakır’a gidip Ömer Çetin’in eli öper. Tekmelenen “Dr. Şıvan ve Barzani Kürt Liderliği” kitabına karşın, katil istem içerikli ortak bir kitap basma kararı alınır.
İşte O kitap:
Dr. Şıvan ve Kürt Trajedisi
Kitap “İÇİNDEKİLER”dışında bırakılan şu teşekkür yazısıyla başlar:
“ Teşekkür :
Bu çalışmada bana yardımcı olan, katkı sunan destekleyen Hasan Tanrıverdi’ye Mehmet Ali Ateş’e Timur Özsoy’a, Kemal Tolga’ya; ön söz ve anlatımlarıyla Kek Osman Aydın’a; anlatımı ve kitaptaki yazılarıyla Kek Ziya Avcı’ya, hasta yatağında görüşmeyi kabul eden, içten ve samimi anlatımıyla Kek Ömer Çetin’e,.. . .www.Nevroz.com da yazdığı ve çevirirlinden dolayı Kek Aso Zağrosi’ye; küçük Servan’a rahmen yazı ve imla düzeltmelerini yapan Ruken Tanrıverdi/Sarıaltun’a,“Kürtçe metinleri Türkçeye çeviren ve asıl önemlisi bu çalışmayı kitap olarak basımını yapan Sayın Ahmet Önal’a teşekkür ederim..” S.Ali Arik.

Kitabın ilk bölümünde Dr. Sait’in kendi mücadele yazıları var. 2.bölüm, ipe sapa gelmeyen yalan, dolan Kürt Trajedisi eklenmiş. Daha önce bana teklif etmişlerdi ben “tuzak diye” ret etmiştim. Zira Dr. Şıvan’ı “katil” gösteren onlarca kitap “Efsane” Dr. Şıvan’ın dimağlara kazdığı ( kurtuluşa evrensel bütünlüklü yaklaşımını) etkisiz kalmıştı. Amaçları Dr. Şıvan’ı itibarsız kılmak ve “Bilirkişi Raporunu” küllemekti. Buda ancak düzmecelerini Şıvan ailesinden birine yüklemek olurdu. Dikkat edilirse ön yazıda Teşekkür’e layık görülen Hasan, Mehmet Ali, Timur, Kemal, Kek Osmam , Kek Ziya, Kek Ömer, Ahmet oğlu Dara’a değil de teyze oğlu bir gence (S.Ali Arik) yükleniyor.
S.Ali Arık, Ömer Çetin’in “Sait Elçinin katil zanlısı”,komplo aklayanı itirafçı olduğunu bilse Ona: “içten ve samimi anlatımıyla Kek Ömer Çetin “hasta yatağında görüşmeyi kabul eden” diye ailesini(mizi) aşağılamaz, bu hain kapana kapılma talihsizliğine uğramazdı. S. Ali Arik’ı gerçeği bilmediği için yermiyorum. “kek”leri tanımada yarar var:
Kek Osman Aydın”, Şıvan Hareketinin güvenilir elemanıydı. Dr. Şıvan tutuklanınca, Şıvan’ı ve partisini ortada bırakıp katillerle kol kola girmeyi yeğleyenlerden biri oldu. Bu kitabın yayımcısı Ahmet Önal bu “Kek’e daha önce şu yorumda bulunmuştu:
“Osman Aydın her koşulda tarihe karşı sorumludur ..Şıvan geleneğinin devamı olduklarını iddia edenler bir süre sonra rehabilite sürecine uygun olarak terk ettiler… dahası katillerle kol kola gezmekte bir beis görmediler. İşbirlikçiler, Şıvan ve arkadaşlarının Sait Elçi’nin katledilmesinde ki rolleri su yüzüne çıktığı halde suçlamalarını tekrarlamaya devam ediyorlar”
”Kek Ömer Çetin”:
– “Ömer çetin’in babası ve bacanağı eski M.vekili İskan Azizoğlu, güneydeki Kürt hareketi ve Barzani nezdinde etkinlikleri olanlar Ömer Çetinin serbest bırakılması için toplanan imzalar Ömer Çetin amcası İzzeddin ağa tarafından götürülüp IKDP polit bürosuna teslim ediliyor. Ömer Çetin yargısız serbest bırakılır yerine bir Dersimli Burusk konur. -“..Nüfuzlu Kürt aşiret reislerinin Barzani nezdinde ki girişimiyle Ömer Çetin serbest bırakılır (bu kitaptan s.488)
-Evet Ömer’in Soro ve Mele Abdulkerim’in özellikle olay sonrasındaki tutumları olumsuzdur, talihsiz ve onursuzdur ( ege s.150)
Özetle, “Kek Ömer Çetin, Sait Elçi’nin katil zanlısı, peşinde koştuğu lideri Dr. Şıvan ve yoldaşı Brusk’u kurşuna dizilmesini sağlamaya yol veren kişi. İşte Dara’nın birkaç aile ferdi heyetle Diyarbakır’a gidip elini öptüğü “Kek Ömer Çetin budur…
Dara beni haberdar ettiğinde, Ben “yargılama olmadan, yüzleşmeden, babanın kemiklerini edinmeden bu uzlaşı niye” soruma, Dara’nın verdiği yanıtı unutamıyorum. “Sen bir kitap yazdın birde başkaları yazdı, ben okuduğumu anlayacak tahsile ve zekaya sahibim. Ayrıca Kazım ağabeyi kıramadım. Dara bununla “senin değil katillerin yazdığı kitaba inandım” diyordu. Kazım’dan söz etmekle”rehberini,” ben yalnız değilim” diye uyarıyordu.
Kınamak için yazmıyorum, benim bildiğim Dara (detayasız) babasının “Kürt” yönüne hiçbir zaman sahiplenmedi..Unutamadığım bir sözü de, “Ben Dr. Sait’in oğlu Dara olarak değil. Dara olarak anılmak istiyorum”. Bu yadırganmaz. Ama bu gün “Dara Dr. Şıvan” adıyla “Erbil seferi” çelişki değil mi? Bu değişimle Dara’ın benim kitabımı okusa da anlayacağını sanmam. Ölen öldürende aynı halk için birlikte savaşanlar. Lakin ortada haince işlenen ve sorgulanması gereken bir cinayet var. Kürtlüğü toplumsal yönde ele alan cesur becerikli halk çocukları öldürülüyor. Sanırım bizimkilerim algılayamadığı bu. Bir bilge “Ne aradığını bilmeyen bulduğunun farkına varamaz” der. Kim ne arıyor bir de ona bakalım:
25 yıl önce yazdığım Dersim Civarik İki Uçlu Yaşam’dan özet alıntıyı vereyim:
(“Dr. Sait Kırmıtoprak,
1-) Dr. Sait, politikayı yaşamın içinde sınayarak öğrenen, düşündüğünü, pratiğe sokan, zeki, atılgan cesur bir kişiliğe sahip. Ezilen hakların birlikte kurtuluşa katılmasını savunur.
Dr. Sait, aileden edindiği mazdaist-alevi gelenekler ve hoşgörü anlayışıyla daha sonra laik düşüncelerle beslenmiş, üniversite ve mesleki yıllarında evrensel Marksist düşüncelere ulaşan, toplum bilincine öncelik veren, yetenekli, üretken, uzlaşmacı yürekli bir lider.
Dr. Sait, ezilen, zulüm gören tüm ulusun, tüm sınıf ve tabakalarının kurtuluşa katılımını başarı için koşul sayar. Dr. A.Qasımlo Dr. Sait’le eşdeğer düşüncedeydi
2-) M.M. Barzani
Diğer yandan Nakşibendi Arap-İslam inanışıyla Kürt hareketini kendisiyle özleştiren anti -demokratik Barzani ve neferlerinin, Sait Kırmızıtoprak, Dr. A. Qasımlo Süleyman Muini gibi sosyalist önderlere içgüdüsel olarak tahammül edememeleri, Amerika ve Kürt coğrafyasını paylaşan işbirlikçilerine uygun tasfiye yöntemlerini kullanmakta sakınca görmemişler. Birinin diğeriyle anlaşmadığı bu dört ülke Kürt halkını ezmekte birlikler.”Dr. Sait’in kendine güveni tam, zorlukların üstesinden geleceğine çok güveniyordu. Son görüşmemizde sıkıntısını anlamış “ Molla ile aranız nasıl, anlaşabiliyor musun soruma yanıtı kısa olmuştu: “Stalin’in cahili “ demişti.
Kimin ne istediği çok açık:
1-) Dr. Sait (Şıvan) ve grubu, ulusa, kurtuluşçu ve evrensel bütünlüklü yaklaşır.
2-) Barzani ve yandaşlarının önceliği “feodal-şeriatçı düzen ve bölgesel aşiret ..
Dara, “Şıvan Sait’i. tutuklamış bir iki arkadaşıyla ötekilerden habersiz kurşuna dizip gömmüş” vicdansızlığı içeren kitabın sponsoru olursa elbet benim kitabımı anlayamaz.
Bilirkişi raporu, bütün araştırma ve belgeler ortada kailler belli. Yargılama, özür diletme yerine sen git babanın kemiklerini katillerine sor, ve iş iste, uzantılarıyla uzlaş, Onların kalemiyle Dr. Şıvan Kitabını yüklen ve yayıncısını “ Dr. Şıvan ve Barzani Kürt Liderliği” kitabı yazarının üstüne sal, hakaret ettir. Babanı aklayan kitabın tekmelenmesine sessiz kal!
Dr. Sait Kürt kurtuluşu ve özgürlüğünün kilit adamıydı.
Kürt tarihinin en kara sayfası “Saitler Komplosu” yani Dr. Şıvan olayıdır. Bu yıl Diyarbakır’daki Barış Süreci yani “Kürt Sorunu” çözümünü, Türk-Kürt kardeşliğine bağlayan (güç)ler yarım asır önce Dr. Sait “YAŞASIN TÜRK- KÜRT KARDEŞLİĞİ” savunduğu için öldürmüşlerdi. Devamında Dr. A. Qasımlo’da aynı katil güçlerce katledildi.
Sınır dışı güçleri çağırıp Kürtleri bombalama, kardeşi kardeşe öldürtme, seksen bin köy koruyucusu tesisi, faili meçhul cinayetlerin tümü, Kürt esaretinin devamından yana uluslar arası işbirlikçi politikanın yaptırımlarıdır. Kimin eli kimin cebinde bilinmiyor.
V.6 Belge (18 kasım 1969 Gilala )
“Mele Mustafa(Barzani): “…1962 Bahdinan tarafında idim. Türk hükümeti bize çok iyi davranıyordu. Biz sınırı geçtik ve Türkiye topraklarında yirmi üç kişiyi öldürdük. Ben Hakarı Kaymakamına haber gönderdim ki biz iki kişi olarak geldik. Bir şeyle alakamız yoktur. Yalnız bu adamları istiyoruz Vallahi Kaymakam ve jandarma komutanı o adamları bize teslim edip yardımda ettiler… Biz yardım istediğimizde onlar de biz den bir adam istediler. Biz bu adamları verdik..Vallahı bizim yardımımıza geldiler ve parasal destekte de bulundular.. “ (Dr. Şıvan ve Kürt Trajedisi. S.Ali Arik s. 237-240).
Aslında bu belge, hiçbir yoruma gerek bırakmayan bir suç kanıtı. Barzani kendi halkını öldürmekle de “çifte insanlık suçu” işliyor. Dr. Şıvan, Süleymen Muini gibi nice Kürt idealistini böyle; sessiz tartışmasız, yargısız, kefensiz toprağa gömülüyor(*).
“Saitler Komplosu” araştırmam 30-35 yılımı aldı. Yüzlerce kişi ile görüştüm, binlerce site ile iletişim kurdum, onlarca makale yazdım dört-beş broşürler yayınladım. Beni en çok şaşırtan, Türkiye’deki yirmi milyon Kürt’ün kurtuluşunu, Iraklı bir molla’ ipoteğinde tutmaya çalışan sözde entel, milliyetçi, politikacı aydın, yazarın tüme yakının çifte standartlı, riyakâr ve iki taraf (Barzani-MİT) eşdeğer ilişkisini anlamam oldu. Dr. Şıvan baş yardımcısı Ömer Çetin ve Soro yargısız serbest bırakılınca sınır geçişinde MİT ile ilişkileri açığa çıkar.
*
Barzanilerin sürekli PKK ile sürtüşmesi, şimdi eş başkanlık isteniyor diye “Kürt Ulusal Kongresini” yaptırmaması, “Rovaja”da Kürtleri ayıran hendek yapımı, “Irak Bölgesel Kürt Yönetimin” tümüyle Barzani ailesi elinde oluşu bölgesel feodal- inanca dayalı.
(*)Bendelgaş’teki Cemaat-ı İslamın hareketinin lideri Adülkadir Molla Pakistanda 1971 de kazanılan bağımsızlıktan sonra ki iç savaşta, “ savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlardan” yıllar sonra (12/12/ 2013) idam edilirken suçlamanın başında “Pakistan ordusuyla işbirliği yapıp kendi insanlarının ölmesine sebebiyet verdiği” geliyordu.
*
Dr. Şıvan ve Jirek (Derweşe Sado)

a-) Dr. Şıvan ve Kürt Trajedisi Kitabı
Bu kitapta ki Dr Sait’in onurlu mücadele yazıları, “uzlaşı” diye katil istemleri üzere Kürt Trajedisi eklenerek Dr. Şıvanı karalama itibarsız kılınıyor. Baş rolde “Jirek” var..
b-) Dr. Şıvan Belgeseli
İki yıl önce bana Dr. Sait belgeseli için bir ekip geldi. O sıralar sağlığım iyi değildi. Güçlükle oturup kalkıyordum. Onun için çekim iki gün sürmüştü. Giderken de yapımcı yeğenim, “biz bunları düzenler size en son şeklini gönderir onayınızı almadan yayınlamayız” diye söz vermişti. Bir yıl sonra aradım “daha bitmedi “dendi. Aradan bir-bir buçuk yıl geçti internette belgesel yayınlandı, izleyince şaşırıp kaldım. Dr. Şıvan ve Kürt Trajedisi kitabı gibi Dr. Şıvan Belgesel’in baş rolde katil zanlısı Jirek. “Dr. Şıvan Sitesi” desen yine öyle. Ne oluyor tanrı aşkına , so bé rasté mı, çepé mı Jirek (git gel sağım solum Jirek ve yandaşları!)
Bu bana Hıdır Ağanın bir protostosunu anımsattı:
Haydaran Aşiret reisi Xıdé Alé İsme Sürgünden sonra Arel (areyiz) aşiretinin hakim olduğu Nazimiye gelir. Arel aşiretinden biriyle davalı. Davaya girmeden tercumanın Arelli olduğunu öğrenince, Sürgünde öğrendiği Türkçesiyle: “Kızılkilise Başı ( kaymakamı), hakbileni (hakimi), mudeiumumisi( savcısı) aracısı (tercümanı) Areyiz, valla davayı kaybetti biz” diye bağırır çağırır davaya girmeden Kızılkilise’yi (Nazimiye’yi) terk eder.
Ne ki beni kovamazlar bu olayı katamazlar. Sait Kırmızıtoprak yaşamının iki önemli dönemi var. 1-) Dr. Sait Kırmızıtoprak (1935-2969) 2-) Dr. Şıvan (1969-1971)
Sait Kırmızıtoprak dönemin en iyi tanıyanı, anlayanı dostu benim (ve 30 yıllık araştırmam) Dr Şıvan döneminin en iyi tanıyanı (Dr. Sait’in Irak’a gitmesinde yardımcı olan güvenilir I-KDP gnl. Sek.) Dr. Mahmudi Osman. Bizsiz Dr. Şıvan Belgeseli kısır bir döngü ya da en azından kuru susuz yaza benzer.
İki üç yaşından ölümüne dek aynı acıyı paylaşan, biri birini çok iyi anlayan dostu olarak ben, “katil- maktul” değerlendirmesini onursuzluk olarak gördüğüm için yapımcıya:
“ …. Uzatmayayım şu ana kadar sezdiğim kadarıyla bu belgeseliniz Dr Sait dostumu katil gösterme, gözden düşürmeye, Ölümü ile ilgili hainliği küllemeye, Şıvan emeğini, inkara yönelik. Katil uzantıların katkıları bunu gösteriyor. Ben bu kepazeliğe malzeme olmak istemiyorum” diyerek belgeselden çıktım. Tekrarı çok ama anlatamıyorum. Jirek’in katil olduğunu “alem” biliyor, Dara bilmez mi! Peki i ben Dr. Şıvan Belgeselinde konuşturulan “Dr. Şıvan’a ikici kurşunu sıkmakla övünen ile” nasıl yan yana olurum?
– Mesut Barzani
……Dr. Şıvan Sait Elçiyi Çeko ve Brusk’le “gerici olduğu için öldürüyor bu haberi veren T-KDP li bir arkadaştı (Jirek=Derweşe Sado). Bundan sonra Şıvanı biz değil Türkiye KDP yargılayıp ölüm cezasına çarptırdı. ( Kürt press16.10 1987 sayı 16-249 ).
– T-KDP adına Şerafettin Elçi;
…. bizim Irakta ne öyle bir gücümüz nede yetkimiz vardı…. . Jirek Sait Elçinin öldürülme olayını ortaya çıkarıyor. I-KDP ölüm kararı veriyor.( Kürt Dosyası. Rafet Ballı s.610)
– Ahmet Önal: “..Bu tarihte ŞAVAK CİA MİT ve Derveşe Sadolar eliyle İran,Türkiye ABD ve Barzani’nin 10 nisan 1970 te imza altına aldıkları “Kominist harekete karşı Ortak antlaşma “ geregi olarak Şıvan partisine karşı cephe açılır…(Nupel Dergisinden).
– Sait Aydoğmuş: Derviş ve Şerafettin Elçinin topladıkları imzalar “göz önünde bulundurarak” bir mahkeme kararı alınacak diye Molla M. Barzani, Derweşe Sado (Jirek) Şerafettin Elçinin Dr. Şıvan katili” olduğunu açıklıyor (Yakın tarihimizde iki Sait olayı).
-Diyar Nezan (Araştırmacı Kürt yazar): “Derweşe Sado, Şerafettin Elçi cellat rollerini oynamış ve Türk devletiyle karanlık ilişkileri yandaşları tarafından kabul görmüş kişilikler.
Derweş öyle bir cellat ki 30 yıl sonra da Şıvan’a ikinci kurşunu nasıl sıktığınınn zevkini anlatacak kadar hasta ruhlu. Sait Elçi’nin yok edilmesiyle yetinmeyen bu cellat. Şıvanların infazınıda gerçekleştiriyor. ( S.K.Dr. Şıvan ve Bazani Kürt liderliği) s.1I1)
“30 yıl sonra da Şıvan’a ikinci kurşunu nasıl sıktığınınn zevkini anlatacak kadar hasta ruhlu” bir mahlukun anlatımına, yorumlarına yer veren mantığa sağlam denemez.
Not:19 71 rin onuncu ayında işkence de, Dr. Şıvan, Sait Elçi ölümünü üstlenmediği için öldürülüyor. Dr. Mahmudi Osman “ben tutuk evine gittim Dr. Şıvanı bana göstermediler” dediği sıralar Dr. Şıvan yaşamıyordu. Ömer Çetin’in verdiği ölüm tarihinin düzmece olduğu, Jirek’in ikinci kurşunu nasıl sıktığının ortaya çıkmasıyla doğrulanıyor. Ateş kardeşler bu tarihi baz alma yanılgısını Dr. Şıvan kitabı , Dr. Şıvan Belgeseli ve Dr. Şıvan Sitesine bolca yansıtırken “İkinci kurşunu nasıl sıktığının kasetini yapan Derweşe Sado (Jirek)e sormuyor!
Dara beni nasıl dışladı
Dara’a babası için yaptığı Dr. Şıvan Belgeseli gösterimi için bir davette bulunuyor. Davetli listesi sırayla: “Hüseyin akar, Kazım Arik, Yusuf Karagül, Hasan Tanrıverdi, Seyit Ali Gündüz, Mehmet Ali Ateş, Kemal Yıldız, Rıza Gündüz, Süleymen Ateş, Sebahattin Arik, Mehmet Kaçar, Ali Demirel, Dara K. Ruken Mızraklı, İbrahim Demirel, Cemal Doğan, Çayan Demirel. “
Yurtdışında olduğun bir sırada e-postuma davet geldi. Katılacağımı belirttim ve toplantının ertelenme olanağı yoksa bildir ona göre bilet değiştireyim dedim ve ardında üç mail attım bir tek yanıt alamadım. Sonra toplantı yapıldığı teşekkürü geldi. Gerisini anlatmıyorum. Seksen yaşını geçmiş amcasını nasıl dışladığını Dara size anlatsın!. Gerçekten zeki. Belgesel bitiyor sonra dostlarının fikrini almış görünüyor ve benim itirazlarımı bildiği içinde kibarca dışlıyor. Davetiyede “Katılımın, davet edilen kişilerle sınırlı olduğunu” yazmıştı gelen teşekkür yazısından Avukatların isteminden söz ediliyor. Benim bildiğim listede Av. yoktu. Kimin katıldığını bilmiyorum katılanların bu konuda etkili olabileceklerini sanmıyorum. Kapital, gölgesini satamadığı ağaçları keser, özellikle yeşile kıyarmış. Toplantıya mutlaka katılırdım. Bilesiniz diye yazıyorum bunları sayın katılımcılar.
Ben, Dara’dan Daralar-Barzani “Erbil yazışmaları” alınca uyutulduğumun ayırtına vardım, ikili olduğunu biliyor ama bir beden de dört ruh oluştuğu şokunu yaşadım.
1-) Dara Kırmızıtoprak, 2-) Dara Dr. Şıvan, 3-) MİMAR Dara , 4-) Buna, bir kanadı “Sait”, diğer kanadı “Seyit” güçlü turbo motor takviyeli, her derde deva, her kilidi açan, her yol mubah “Dara Anka Mimar “ ekle oldu bir bedende eder dört ruh.
Hatam ve saflığım salt Dara Kırmızıtprak düşünüşüm ve değer verişim. “Koyun can derdinde kasap et-deri peşimde”. Dara’nın ete-posta ihtiyacı da yok. Varlığı yedi soya değil yedi devir soya yeter. Sanırım tüm derdi kuşkulandığı mimarlık ”kariyer”..
Tanıdıkların saydığı dostumuz Dr. Sait’in oğlu Dara Kırmızıtoprak her nedense Erbil yazılarında Dara Dr. Şıvan adını kullanıyor. Yorum yapmadan, uyarmak için bir iki tümce alıntıya değinmek zorunlu oldu. Dara Dr. Şıvan Barzani’ ye diyor ki:
“..geliştirdiğim mücadelenizi saygı ve hürmetle takip etmekte gurur ve mutluluk duymaktayız ..“ (Bunlardan birisi Dr. Sait’i kurşuna dizdirmesidir! h.a.)
“..gösterdiğiniz yiğit direniş kadar diplomatik ve uluslararası camiayla ilişkilerinizi takdir etmekte..” ( Nakşibendi Arap-İslam inançlarıyla beslenen halk hareketini kendisiyle özdeşleştiren, Sait Kırmızıtoprak Süleymen Muni gibi sosyalist önderlere içgüsel olarak tahammül edemeyen halkı kast ediyor olmalı.!h.a)
“..Mektubunuzla beni, ailemi ve dostlarımızı onurlandırdınız, davetinizle umutlandırdınız..” (. Hayatının baharında katledilen cigerparesinin acısına dayanamayıp göçen Zöhre anne iyi ki bu Onurlaşmaya tanık olmadı. H.a.. )
“..babam Dr. Şıvan’ın mücadele hayatının rehberi niteliğindeki hatıralar içerisinde..( tek hatıra Dr. Şıvan’ı ruh hastalarının eline verip işkence ile öldürtmesi. ha)
..mimari kariyerimi Kürdistan’ın emrinde konumlamak..” Bakın bu ticaret işi. Örneğin, benim gözümde Dara, İbrahim eşdeğer mimar. Kariyer; esneklik, kapital, uyum ve koltuk değneği ister. Bunlar Dara’da var. Aradığı ne anlayamıyorum.
Beni en çok üzen de Dr. Sait Kırmızıtoprak’ın rant malzemesi yapılması. Düne dek babasının Kürt oluşundan kaçan, Kürt mikrobu bulaşmasın diye eşyalarını “Ateş” ve katil uzantılarına mavi boncuk” niyetine veren birinin, bu gün babasına katledenler den bir randevu koparmak için Dr. Şıvan imajını lekeler davranışta bulunması, kişilik değişimi, Dr. Sait in yaşamını adadığı Halkımız adına konuşması, Dr. Şıvan adının kapı kulluğuna, yalvarıp yakarmaya malzeme edişi af edilmez hatalardır. Yarın hesabını kimse veremez.
Görünürde ki tablo ve vicdani kanaatim, Dara önceliğinin mimari kariyeri olduğunu sezen birileri K. Irak petrolünün akıttığı yeşillerden pay kapmak için Dara Dr. Şıvan’ı kullanıyor. Ateş kardeşlere gelince; Onların Dr. Şıvan’ın katilleriyle uzlaşması, kol kola oluşu, kendi iradeleri dışı bir zorunluluktan kaynaklanıyor!
Katil ve uzantıları güdümünde Dr. Şıvan Kitabı, Dr. Şıvan Belgesili ve Dr. Şıvan Sitesi’ni Dr. Şıvan’ın ikinci kurşunda nasıl yere yıkıldığını ile sevinen ruh hastası Derweş Sado (Jirek) ve yandaşlarının hezeyanları ile doldurmak et kafalılık değilse, Dr. Şıvan katil göstererek değersiz, itibarsız kılmak bir ihanettir.
Kolay değil, 30-35 yılımı “SAİTLER KOMPLOSU” araştırmasına verdim. Yargılandım tehdit ve hakaretlere uğradım. Bunların hiç biri yanımda olmadı. Bırakalım ilkel aşiret- şeriat gelenekçi Kürtleri ve yaltakçılarını, Şıvanın, kurtuluşçu ve evrensel bütünlüklü yaklaşımını benimseyen Dersimli Kürt kesimi, sessiz kalmakla, yada bu hain komplodan sonra “Şıvan Sait Elçiyi bir iki arkadaşıyla ötekilerden habersiz kurşuna dizip gömmüş” vicdansızlığı içeren komplo teorilerine sahiplenmekle Dr. Şıvan yakınlarını yanlışa sürüklüyorlar!
Beni arayan biri: “..hani Dr. Şıvan, Sait Elçiyi öldürmemişti? Oğlunun bastığı Dr. Şıvan Kitabını oku, Belgeselini izle… sus artık… “ ne diyebilirim ki “Yukarı tükürsem bıyık aşağı tükürsem sakal”, nereye tüküreceğimi de bilemiyorum!.
*
Çoğumuz dost bildiği, sevdiği insanları doğru anlama pratiğinden yoksunuz. Zira bu çağda, biri birini anlamak kolay olmuyor. Ne var ki çoğu kez uzun anlatıyı gerektiren olayı kısa bir fabl anlaşılır kılınabiliyor. Mevlana’dan bir örnekle yazıya son vermekte yarar görüyorum.
Bir ejderha bir ayıyı yakalar. Yiğidin birisi ejderhayı öldürür ayıyı kurtarır. Ayı kendisini kurtaran adama hizmet için peşine düşer. Nereye gitse peşini bırakmaz.
Bir gün Adam hastalanır, ayı adamın başında beklemeye başlar, adamın suratına konan sinekleri kovar. Sineklerle başa çıkmayan ayı ormana gider, ormandan kocaman bir taş alır getirir adamın alnındaki sineğe indirir…
***

Anıların Düşündürdükleri

6 Eylül 2014

ANILARIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Anı, geçmişe uzanmak, geçen olayları aralamak onlardan dersler çıkarmaktır. Anı var sevindirir, anı var düşündürür, anı var coşturur, anı var geçmişi yaşatır. Anı var heyecan, hüzünlü, ya da savurgandır, anı var yönlendirir, anı var, geleceğin belirleyicisi olur.
Anı var “eski fikir tartışmalarına, baskılı rejimlerin çağdışı ilkel komplolarına” ev sahipliği eder, anı var inanç bilimi özenli, gerçeklerin önüne set çeker, kaldırılsa da iz bırakır.
Türkiye’deki Kürt direnişçi çoğunluğunun, yaşamını ezilen halkına adayan Dr. Sait Kırmızıtoprak (Dr. Şıvan’ın) (yurttaş ve soydaşlarınca hain bir komplo) öldürülmesi ile ilgili tek taraflı, zalimden, hileden, komplodan yana tavırlarını anlamak olası değil!
Buna, Dr. Sait (Şıvan’ın) en güvenilir “dava” arkadaşlarından Musa Anter, Dr.Naci Kutlay ve Kemal Burkay’ın anılarını örneklemekte yarar var:
Musa Anter
Musa Anter anılarında ,“Ben Diyarbakır Askeri hapishanesinde iken birkaç kere Elçi’nin hanımı gelip benden Elçi’yi sordu. Bir şey bilmediğimi söyledim . Gerçektende bir şey bilmiyordum. Orda bir MİT sorgusunda Diyarbakır MİT Başkanı Hv.Alb.Faik de benden aynı şeyi sordu, bilmediğimi söyleyince kendisi bana anlatacağını söyledi . Bana, “Teşkilatımız gidip Elçi ve Begé’nin mezarlarını açtı ve fotoğraflarını çekti” dedi. .
Sonradan bilmiyorum MİT mi Irakta yaydı yoksa başka kişiler mi söyledi, olay Barzani’ye intikal etti. Barzani, olaya çok kızmış . Şıvan’la Kulplu Çeko adlı genci tutuklayıp meşhur şeriat mahkemesine veriyor. Olay sabit olunca, kısasa kısas yoluyla Sait Kırmızıtoprak ve Çeko aynı şekilde kurşuna dizilerek şehit oluyorlar.
Zaxo kurtarılmış bölge idi . Barzaninin mümesili Osman Gazi idaresindeydi. ..Osman Gazi’in yanında iki Sait bir araya gelir. Nihayet Şıvan yanına aldığı Elçi ve Begé’yi bir yerde arabadan indirerek kurduna diziyor ve oraya gömüyor. Ve İlave ediyor. Bütün bunları hatıram diye yazıyorum, ama görgü tanığı değilim”. (Musa Anter hatıralarım s.114-15)
a) Harbiye hücrelerine atılan, Musa Anter, Sait Kırmızıtoprak, Nacı Kutay, Canip Yıldırım’ da içinde bulunduğu 49 lar, TBMM.de Asım Eren’in “Kürtler Irakta Türkleri öldürdü buna karşı Türkiye’de “kısas” yapılsın” gibi bir mantığa karşı çıkıldığı için tutuklanmıştı.
b)- Anter’in 0layı “onar” anlatış tarzı, yazdıklarından emin- rahat biçimde anılarına geçirmesi: “Barzani, olaya çok kızmış . Şıvan’la Kulplu Çeko adlı genci tutuklayıp meşhur şeriat mahkemesine veriyor. Olay sabit olunca, kısasa kısas yoluyla Sait Kırmızıtoprak ve Çeko aynı şekilde kurşuna dizilerek şehit oluyorlar..”
“Olay sabit olunca” hükmü, Şeriatı “meşru” görme keyfiliği. Şıvan ve Çeko ya şehit diyen Anter’in anlaşılmayanı, Ömer Çetin yerine masum Dersimli Burusk’un kurşuna dizilmesi vahşetinden hiç söz etmemesi ya da irdelememesi. Bunu, bu günkü IŞİD benzeri “şeriatı meşru görme” keyfiliğiyle bağdaşlaştırmak olası.
c)- Sait Elçi hanımının eşini araması ve MİT’in Anter’e Sait Elçi’yi sorması aynı günlere rastlar. Anter’in bilmediğini söyleyince MİT “Teşkilatımız gidip Elçi ve Begé’nin mezarlarını açtı ve fotoğraflarını çekti” demesine karşın, deneyimli Apo Musa’nın aklına “Teşkilat mezarı nerden biliyor” sorusunun aklına gelmemesi…
d) Aynı anı sayfasında “… Faik’in şehadetini burada uzun boylu anlatmaya lüzüm yok. Politik eller ceheletle birleşti ve Faik’i katlettiler “ diye yazan Anter, “Politik eller ceheletle birleşti Dr. Şıvan katlettiler “ diyemiyor.
Anter’in “duyumlara dayalı” deyip bu peşin hükümlü davranışı ifade, anılara geçirme bir gerçeği belirtmeden çok “ Kürt ten öte bir körlüğün” bir ilkelliğin, evrensel, toplumsal düşünüşten yoksun, “eski çatışmanın “öcü”, egemen devletlerin olgusu, yada “BRAKIRIN” yani kardeş katilliği (Kürt’ün Kürt’ü yok etmesi) tutarsızlığı olduğu görülüyor!
Ben bütün bunları (Dr. Sait’in 1962 de YÖN dergisinde çıkan “..Ama tevsirini yaptığı bajarilerin (burjivaların) köpekleriyle ile aynı sütünlarda aynı ağzı kullanan kımıl yazarına ne oluyor çok ayıp! Kavgasının devamı olduğu, “…İşte bu Osman Gazi yanında iki Sait bir araya geliyor” ifadesinin doğru olmadığını, Osman Qazi’nin bunu yalanladığını) Apo Musa’nın Maltepe’deki ile kendi evinde kendisiyle tartışmış, anılarında Dr. Sait için yazılanların tek taraflı insafsızca olduğunu belirtmiştim.
Apo Musa bu hatadan dolayı özür dilemiş ve en kısa zamanda düzelteceği sözünü vermişti. Ne ki “ sözünü ettiği “cehaletle birleşen Politik eller” ona bu hatayı “düzeltmeye” ömrünü yettirmediler.
Dr. Naci Kutlay
Dr Şıvan Hareketinin yok edilmesi, “SAİTLER KOMPLUSU” nun bir varyantı. Kürt kamuoyunda şok etki yaratmak ve inanırlığı sağlamak için Sait Elçi ile birlikte birkaç Kürt sosyalistlerini öldürmek ve bunları Dr. Şıvan üzerine atmaktı. Bunun için Derveşe Sado Diyarbakıra gider DR. T. Z Ekinci, Canip yıldırım, Dr. Naci Kutlay ziyaret eder “tutuklanacaksınız gelin birlikte kaçalım” der, fakat Sait Elçi dışında kimse Irak’a gitmez.
Bunlardan Dr. Şıvan’ın can dostu bildiğimiz dava arkadaşı aile dostu Dr. Naci Kutay Irak’a “gitmeyişini” anılarına şöyle yansıtır.
“..zaman zaman kendime sordum, ben de Sait Elçi ile gitseydim ne tür bir durumla karşılaşacaktım ? Benim çok yakın bir arkadaşım olan Dr. Sait’in Sait Elçi’yi öldürmesine engel olabilecek miydim ? Yoksa bede onunla birlikte öldürülecek miydim? Bu gün bile bu olasalıklardan birine takılıp kalıyorum” (Naci Kutay Anılarım Avesta yayınları 1987)
Dr. Naci Kutlay “Dr. Şıvan olayını (Saitler Komplusunu) gerçeğini en iyi bilendir. Peki nasıl oluyor da “yakın arkadaşım” dediği dostu ve dava arkadaşını böylesine talimatlı komplo olumlaştırıcıları yada suskunlardan bir adım öne geçerek komplocularla aynı safta olabiliyor!
Bilirkişi raporuyla Dr. Şıvan aklandı . ama “ dostu, yakın arkaşdaşının” buluncu bulanık! Olasılıklar cenderesinde debeleniyor! Hayıflandığım, yazdığı Kürt tarihi inanırlığı!
Av. Kemal Burkay
Burkay, anılar belgeler cilt 1. Cildinde Dr. Sait’ ile duyumlar üzerine kurulu çatışmasını, amiyane bir söylemle “sidik yarışını” 2. Ciltte netleştirerek Onların bu akıl dışı, çelişkili, ipe sapa gelmez ifadelerinin dili olur. Çekincesiz “Şıvan Sait’i. tutuklamış bir iki arkadaşıyla ötekilerden habersiz kurşuna dizip gömmüş” deme vebali ve densizliğini sergiler.
Bir zamanlar “ağalarla ilişkin var” diye Dr. Sait’i suçlayan Burkay, feodal ilkel aşiret milliyetçisi –Şeriat düzencisi Barzani ve Türkiye temsilcileri Şerfettin Elçi – Derweşe Sado ilişkilerini pekiştirirken, “Saitler Komplosu” ile Şeriatın katlettiği “ZAZA’ Kürt ( ikisi Dersim Alevisi) oluşu, bu yıl Paris’te infaz edilen Sakine, Fidan ve Leyla’ye aynı kaderi paylaşmasını anlamazlılıktan, görmemezlikten geliyor.
Necmettin Büyükkaya anılarında: “ Hıdır Murat (Kemal Burkay) Berlinde birkaç gün kalıp sohbetler, toplantılar düzenlemişti. Burkay Hışyar’da (Faik Savaşta) kalıyordu” diye yazar. Bu toplantıların amacı, ilk etapta, Dr. Şıvan’nın Sait Elçi’yi öldürdüğüne Dersimli Kürtleri ikna etmekti, ettiler ki Burkay, “Şıvan.. Saiti.. tutuklamış bir iki arkadaşıyla ötekilerden habersiz kurşuna dizip gömmüş” şeklinde Adalet-hukuk vicdanını sızlatıyor. Musa Anter aynı oyuna gelmiş, sonra özür dilemişti. Oysa Burkay avukattır. Masumiyet karinası, suçsuzluk ilkesi veya uluslar arası hukukta, suç kesinleşmediği sürece kimsenin “hükümlü” sayılmayacağını” bilir. Burkay “Bilirkişi Raporuna değil, Dr. Faik ayarlı, “Dr. Faik’in anlatımına göre” der ve “Şıvan önce inkar eder sonra kabul eder” diye de ilave eder. Oysa o kaynağın yani Dr. Şıvan’ın ifadesi ve itirafı denen dört sayfalık el yazısının düzmece olduğu, Mannheim Üniversitesi akademik heyetinin 27 Eylül 2005 tarihi raporu ile sonra kanıtlandı. Ne ki bizim Dersim Adamı sosyalist Burkay Bilirkişiyi değil Dr. Faik’i baz alır.
Burkay’ın “Dr. Faik’in anlatımına göre” algısı öyle pekiştirmiş ki Şeriatlı-Molla fermanını, yargıya eşdeğer görüyor. “Şeriatın kestiği parmak acımaz”dan yana olup “Dr. Şıvan yargılandı” diyor. Ben hodri meydan diyorum 35 yılımı bu araştırmaya verdim bu olayda “hiç kimse yargılanmadı” diyorum. Bizim sosyalist avukatımız, Sait Elçi katil zanlısı Ömer Çetin ve Nazmi Balkaş ‘ın yargılanmadan itirafçı olarak şartlı salıverildiği, şeriatça “kısasa” bir eksik için de Dersim li Brusk’u ön görmelerini hangi hukuka, hangi toplumsal yaşama, hangi evrensel değere hangi vicdana uygun buluyor ki susuyor.
Önce Bölge Komt. Osman Gazi defalarca “Sait Elçi’yi Bölg.. Komt. Şıvan’a teslim etmiş” söylemini yalanladı, komplo deşifre oldu Burkay halen aynı yerde..
Burkay’ın 1971 den sonra TKDP başına getirilen sonra ajan diye kovulan Derweş Sado ve Ş. Elçi ile dolayısıyla Barzanilerle sıcak ilişkilerine devam etmesi, PKK karşıtlığı, Erdoğan sığınmacılığı bu gün kendisini “arkadan nal toplar” durumuna düşürmüştür.
Kazım Yıldız ve M. Ali Ateş ve diğer Dersimli Kürtler “Burkay “ balans ayarlı. Dr. Şıvan yakınlarını yanıltan bunlar oldu. Dr. Şıvan’a komplo kuran erkler adına:
Mesut Barzani
“ ……Dr. Şıvan Sait Elçiyi Çeko ve Brusk’le “gerici olduğu için öldürüyor bu haberi veren T-KDP li bir arkadaştı (Jirek=Derweşe Sado). Bundan sonra Şıvanı biz değil Türkiye KDP yargılayıp ölüm cezasına çarptırdı. ( Kürt press16.10 1987 sayı 16-249 ).
T-KDP adına Şerafettin Elçi;
“…. bizim Irakta ne öyle bir gücümüz nede yetkimiz vardı…. . Jirek(Derweşw sado ha) Sait Elçinin öldürülme olayını ortaya çıkarıyor. I-KDP ölüm kararı veriyor.( Kürt Dosyası. Rafet Ballı s.610)
Dr. Şıvan’ ile aynı suçtan tutuklanan Ömer Çetin “itirafçılaştırılarak” serbest bırakılır. Yerine “Şeriat “ diye Dersim yetimi Hasan Yıkılmış konur ve kurşuna dizilir. Dr. Şıvan’a kurulan hain “kumpası “ ve bu şeriat vahşetini bu üç “ Kürt eliti” çok iyi bilir ne ki gıkları çıkmaz, sindirirler.
Bu sindirme; Kürt coğrafyasını bölüşen devletin, Kürt liderliğini Iraklı bir aşiret Ağasının ipoteğinde tutmasının bir yan etkisi… Bitkin Kürt aydının özgürlük algısı, tüm ezilen halk- halklar yerine tek düzeyli “ Barzani ilkel aşiret milliyetçililiği ve şeriat ı ile örtüşmekten ileri gidememiştir.
Bu günkü IŞİD, Türk-Barzani erki işbirliği ve çapsız Kürt aydınının eseridir desek yanlış olmaz. Barzani bu gün de kendini kendisini aşan şeriatçıdan rahatsız. Hüseyin akar
([email protected])

Arama

ARŞİV

Eylül 2014
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ağu   Ara »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930  
Ziyaretçi Sayısı: