Kasım, 2015

M.Ali (2)

6 Kasım 2015

M.Ali (2)
Coşmuşun boşal. Benim Bodrum psikolojim buna yol veriyor! Sana yanıt vermek için beklerken düşünüyorum. Sanırım bu bekleyiş bana doğruyu sağlar.
Diyorsun ki “ha desen ki ben Güney Kürdistan’a her türlü yardımı geliş-gidişi düşmanca bir tavır görüyorum desen anlarım” : Demagoji yok M.Ali. Ben diyorum ki nedensiz Dr. Sait’i öldüren katile her türlü yardım, ilişki aymazlığı bir Civarikliye düşmez.
Ben mektubumda ne demişim ona bakalım:
a-) gel de Dr.un katili ile ilişkini Civarik’e, Dersim’e, Kürtlere anlat anlatabilirsen?
b-) Kendilerine sığınan bu uğurda savaş veren, bu yola hayatını adayan..Dr.Sait’i müdürü olduğu hapishanede hiç kimse ile görüştürmeyen, zincire vuran, akla gelmedik işkenceler yapan, yargılamadan kurşuna dizen, ölüsünü kurda kuşa yediren “vicdansız”…
c-) Şakir ve Ömer yerine Burusk’u kurşuna dizmeyi içine sindiren “alçak”..
d-) Sınır ötesi çağrılarla Kürtleri katleden “ hain kalleş”(tabirler benim değil) kim ?
İçte sen ona hizmet veriyorsun… bu ayıp sana yeter. O partili bu partili olman umurumda değil. Dr.ra sıkılan kurşuna karşı Mollaya para okul cami yardımı ne Kürtlüğe, ne insanlığa, ne de S.Ateş’e ne bir Civarikliye yaraşır. M.Ali nede sana yakışır.
Süleyman’ın son mektubunda benim ileri sürdüklerimle tam örtüşen bir yanıt aldım. Anlaman için tekrarlıyorum; “1982 den beri hiçbir Kürt ve Türk siyasi grup veya parti ile bir ilişkim yoktur” dedikten sonra” “Bu Kürt örgütleriyle görüşmediğim anlamına gelmez diye ekliyor”. 1982 den önce çalışmalarına kapıyı açık bırakıyor. Barzaniye hizmet verdiğini inkar etmiyor. İma ettiğimi doğruluyor.Zaten ötesi bizi ilgilendirmez. Bu nedenle Süleymana dost elimi uzattım. Şimdi sen durumu sislendiriyorsun. Ben alttan aldıkça efeleniyorsun!
Sevgili M.Ali
İlk Civarik toplantısında(S.G.evinde) senin “Süleyman Şerafettin Elçi partisinde beni dinlemiyor birde sen konuş” şeklinde dostça söylemin üzerine Süleymanı uyarmış; Saitlerin öldürülmesinin bir komplo, mimarının Barzaniler olduğunu anlatmıştım. Senin unutmuş tavrına bir mana veremedim İnkar edersen dostlarına karşı itibar yitirirsin. Sana yemin ettirip vicdanınla baş başa bırakmak istemiyorum konuyu kapatmıştım sen açma..
Olay nasıl gündemleşti:
Bu uyarmam üzerinde yıllar geçti. 4 yıl önce mezar için S. Ateşle konuştuk. Dr. ve Sey Qaji nin mezarı için proje yapmamı rica etti. Hatta parasının hazır olduğunu dönüşünde uğrayacağını söyledi. Gidiş o gidiş ne aradı ne bir daha sözünü etti. Dr.un kız kardeşine “isretsen mezarını göstereyim duyumuna şaştım. Belki bir “paya” peşınde diye geçiştirdim.
Benim kapsamlı “bulgularım” üzerine Kürt Kamuoyunda sıkıştırılan komplocular Dr. Sait’i karalama furyasını yenilediler. Beni şaşırtan Dr. Sait’i karalayan katil gösteren bu sahta belgeler içinde S.Ateş’in oluşu. İletişimde bulunduklarım bana “neyin peşindesin kendi köylüsü dostu Sait Elçi’yi öldürenin Dr. olduğunu belgelere dayandırıyor. Bu nu en iyi onun gibi parti mensupları bilir, sen partili değilsin ki bilesin” diyorlar. Nitekim kendiside bu oluşumu inkar etmiyor. Ben bu yanlışı babana bir dost olarak ilettim.
İşte beni en çok şok eden kanıtlardan bir kaçı:
Bir yayınları’nca Dr.ru “karalayan” üç yeni kitap çıktı. İşlerinde S.Ateş’in ilettiği “komplo tezgah malı” ürünler var. Bunların biride WAR yönsi Sait Veroj ca yazılmış Süleymana bu kanıtı ilettim. Ne senin nede Onun gıkı çıktı. (Gönderen, S.Ateş alan Sait
Aydoğmuş 5005 juli sat 1,49 bunu suç üstü kabul ediyorum. Utanmıyorsunuz bu ihanete
Kürt coğrafyasını paylaşan devletler Barzani ile anlaşmalı. Bu devletler Barzani Kürt liderliğini koruma karşılığında kendi ülkelerinde kurulan illegal Kürt partileri kurucuları arasına Barzanı ajanı soku sokuyor. Dr. Sait Buna uymayınca yok edildi.

İşte imzasız yalan uydurma bir kağıdı S.Ateş S Aydemire gönderiyor. Oda dostlarına Dr. alehinde kullandırıyor. Sait Aydoğuş ne maksatla bu belgeyi bana gönderdi bilmiyorum ancak bununla birlikte kendisinin ajan olduğunu belirten bir iki yazıda elime ulaştı. Belge elimde. Bunların % 99 riyakar Kürt aydını yazarı!…
S.Ateş’in ilişkili parti, Dr. Sait’i katil gösterme çabasını vebaliyle yüklenmiş durumda.
“Saitler Komplosunu detayları ile aydınlattım. Ancak son bir irkilme ile Dr. Sait’i karalama katil gösterme sahteliğine bir Civariklliyi alet etmeleri benim çabamın yalnızlığı, Dr. Sait’in kadersizliği oluyor. Yalnızım ama haklıyım bu bir gün mutlaka anlaşılacaktır.
Sevgili M.Ali etme bunları bilemezsin bu benim alanım oldu. Lenin der ki “bir hatayı büyütmek istiyorsan onu kurcala yeter”. Bence bu yönde benimle tartışma, ağabeyini dinle biz dostuz. Dr. Sait’le i,lğili tezgah yazıları toplayıp şuna buna vermetin. Şakir’in kim olduğu “araştırmamda olmasa komplo ayağı olarak bilinen Türkçe- Kürtçe yazılan tezgah yazıları “doğruyu yanlışı anlamak için” topladığıma yorardım (seni sevsinler) benim dostluğum; sen bu bataklığa sapma batarsın ben kurtaramam. Süleyman bu tehlikedeiçinde!
Benim araştırmamdaki kesinlikle doğru. İnandığın yere sor. Almanyada ki araştırmamı anlamanız doğal. sizin algınız Kazim Yıldız ve bir ara tartıştığım M.Çem’de aynı. Yani Komplocu partinin söylemleri sizin için ezber olmuş. Nuh diyor Peygamber demiyorsunuz. Bu bir az de Almanya- Türkiye seviyesin ele alıyorsunuz. Siz her şeyi Türkiye’dekilerden daha iyi biliyorsunuz. Saitle ilgili yazıları topladığını söyleyan M.Ali benim bu konuda Politikada yayınlanan 6-7 yazımdan bir tanesini göstersin utanayım. Hıdır Kuruma giderken özellikle sustum. O bana ana söz vermişti. Ve bunun için para almıştı, kendine hayrı yok Peşinde koştuğu liderini kursuna laik terk edene ne denir ki? Nay M.Ali vay !
S. Ateş oğluna Şıvan adını koyacak kadar Şıvanı seviyor. Onun için gelin bu sevdadan vaz geçin halkınızla olun. Doktorun katiline yardım senin deyiminle kara leke af edilemez.
“Yakamızı bırak” diyorsun. Ben 34 yılı bu komploya verdim. Siz yolumdan çekilin. Bu durumunuzu Civarik halkı bilmiyor. İstiyorsanız alenen tartışalım siz sayın Hüseyin Ateş’i ikna eden ben pes derim. Hodri meydan derim! Yine size kıymak istemiyorum a dostlar.
M.Ali , bu olumsuz aymazlığı “Bodrum pisikolojik durmum” bağlama. Nedeni Dr. Sait yandaşlarının vefa duygusu körelmesine, unutmasına sahiplenmemesine bağla. Ben toplumun ezilmiş, duyguları dumura uğramış geçim kıskacındaki yorgunluğuna yoruyorum.
Bizim ana babadan edindiği, algıladığı bir aile kültürü yok.Özellikle bizim kuşak, okuyanlar ailenin ebeveyni , akıl hocası dediğimiz dedik yaptığımız yaptık. Bu çoğumuzu şımartmış, yanlışı kabul yeteneğini sıfırlamış. Bu haller sorumsuzluğa “doğru” işimize gelmiyorsa kafa tası içinde hapse, yanlışı idrake sürüklüyor. “ben, sen, ailen, köy, yöre vs egolarımız Böylece uyarı olumluda olsa “düşmanca” karşılanır.
Bak M. Ali ; hiçbir neden en hafif tanımıyla Dr. Sait’in katiline yardımı (bir Civarikli için hoş göremez. Dr. Sait’i karalayan hiç bir eğilim masum denemez. Siz bunu kasten yapmıyorsunuz biliyorum ancak kavram sorunu var. Bilmeniz gereken bunda ısrar, Civarikli için onursuzluk aymazlık ve gaflet olur. Hepinizi en iyi dileklerimle selamlarım.

Not: Haluk senin arkadaşın ben tanırım, bu yazımı ona ulaştır O hakem olsun Bizimlilerden böyle bir arabulucu yok gibi istersen sen düşün kimi hakem seçiyorsan bir araya gelelim ve konuyu tartışalım hakem ne derse uyalım Ne dersi?

sevgili m.ali

5 Kasım 2015

Sevgili M. Ali
Son yıllarda seni ve özellikle kardeşin Süleyman’ı anlamakta zorlanıyorum. Bu sıkıntımı kendi içimde tutmakta yarar yok. Ayrışma değil birlikten yanayım. Açık olmakta yarar var. İki taraf içinde iyi olur diye düşünüyorum. Yanlış gördüklerimi ortaya kayarak bir yerlere ulaşmak istiyorum.
Sen M. Ali Ateş olarak “Civarik Gençleri İmajı’nın ikinci kuşak diyebileceğim en önde yürüyeni, başı çekenlerden biri: Düşünce bazında kendi kimliğini inkar etmeyen, Türkiye birlikten, sosyal demokratik, eşitlikçi bir davranıştan yana kendi toplumunun kalkınmasını isteyen, Civarikli Gençlerinin başını çeken M. Karatoprak, S. Kırmızıtoprak, Yusuf Kaçar paralelinde biriydin. Konuşma, davranışların ve sergilediğinde buydu.
İtiraf edeyim Süleyman’ı o kadar iyi tanımam, anımsadığım kadarı ile Orman Fakültesinde sol ataklarıyla göze çarpıyordu. Senin daha gelenekçi ve dengeli, Onun daha sert tavırlı, taviz vermeyen bir yapıda olduğunu söylersem sanırım yanılmam. Fakülteyi bitirdikten sonra iki kardeş Almanya’ya öğretmen olarak yerleştiniz. İki erkek kardeş iki kız kardeşle evlendiniz. Bu yakın aile birliği içinde, Süleyman’ın taviz vermeyen daha sert yapısını dengeleme M. Ali’ye düştü, bu güne dekte sürmektedir.
Almanya bizim Türkiye kırsalının ikinci adresiydi. Sen her gelişinde bize uğrar, görüşür dertleşirdik. Ben de Almanya’ya gelişimde ilk seni arar hatta evinde kalırdım. Başka bir söylemle “köylülük” gereğini yerine getiriyorduk.
Ancak 1980 lerden sonra bunun aksadığı, hatta ilk kitabım çıktıktan sonra bunun, aniden kesildiğini görüyorum. Her yıl yanıtlı yanıtsız mutlaka yılbaşı kartını gönderir, telefonsuz bırakmazdın. Arayan soran M. Ali gitti yerine başka biri geldi. 4 yıl önce kız kardeşimin ameliyatı için Almanya’ya geldiğimde sıkıntılı günler geçirdim. Seni özellikle aradım “Kardeşim felç oldu Cemal Benzeri arıyor bulamıyorum” adresini sende bulamadın. Aslında benim aradığım sendin. İki adım yere gelmeni, geçmiş olsun demeni boşuna bekledim.
Bunun için Süleyman’a bir şey demiyorum seninle olan hukukumuz bunu zorunlu kılıyordu. Kitaptan sonra benimle bütün ilişkini kesmen benim için bir anlaşılmaz oldu. Şimdi yanlış anlamıyorsam sizi rahatsız eden “kitabımdı.. Türkiye’ye gelişinde aramaman, verdiğim kitaplarımı Almanya’da ki tanıdıklara iletmemeni değerlendiremedim. Dostlarının en basit bir hareketini çabasını olumlu değerlendiren övgüler yağdıran M.Ali yerine kitabımı ve beni arkadan yeren biri oldun.
Anımsa “ Dersimden Portreler” kitabımı görüp almadığını bir yıl sonra kendin halen edinmediğini anlatmıştın. Sonra verdiğim 59-60 kitabı ne yaptığının sözünü bile etmedin. Yine anımsa Almanya’da Kazım Yıldız’ın Sait’le ilgili yaptırımını kınayıp yazdıklarını yanıtlayınca iki kardeş sert tepki gösterdiniz ve bende tepkinize uyarak “bir daha yanıt vermeyeceğim” sözünü vermiş ve sözümde durmuştum. Oysa Kazım haksızdı. Ben 1973 yılında araştırma için eşimle Konstataki evine gittim. Aynı gün Dr. Faikte geldi ben “Dr. Sait’in Sait Elçiyi” öldürmedi deyince Kazım “sen duygusal davranıyorsun KDP bize bildirdi. Elçiyi Dr. öldürmüş bizde cezasını çekmeli dedik “”diye sürdürünce bende Evini ve Konstadı anında terk etmiştim. Kazım evini terk ettiğim için beni kınamıştı. (bir anı , Dr. Sait Kimsor’a gidiyor. Amcası Hasan Yıldız “Barzani Propagandası yaptı diye karakola bildiriyor. Kazım Arık bunu bilir)
Sizin o günkü tepkinizi, ondan bu yana Sait ile ilgili sürdürdüğünüz politikanın omurgası olması, beni önü alınmaz bir düşünceye itti. (özellikle Süleyman’ın U dönüşü).
Bana karşı aniden olumsuzlaşan tavrınızı bir az çocuksu bir istemin tepkisine yormuştum. Kaldı ki bundan rahatsızlık duymakta yalnız değilsiniz. Ancak içinizden kim bu zulme uğrasa, Akar’ın takınacağı tavır, yapacağı aynı olacaktı.

Kaçarın günlükleri 20 yıldır sende, “niye yazmadın” diye beni yeriyorsun. Kaldı kı konum Dr.un öldürülmesi. “Kaçar’a gerekli yer verilmemiş” diye de birkaç kez duydum. Peki Babanın kitabında ne Kaçar nede başka birinin adı geçiyor. O zaman yaptın doğru değil. M Karatoprak için aynı şey söylenir, babanla dosttular. Tepkin sırf laf olsun, yersiz.
Anımsa ilk kitabım çıktığında Gündüz’ün evinde toplanmış ve sen bana “Süleyman
seni dinler Ş.Elçi’nin partisinden ayrılsın” bende partiyi yanlış anlamış Ankara’da sonradan kurdukları legal parti sanmış ve ona göre konuşmuştum. Üstüne gitmemiş oda dinlemişti.
Geçen yıl öğrendim Dr. Şıvan’ı öldüren T-KDP ye çalışıyormuş. (bu arada bir açıklama; Faik Bucak öldüğünde Başkanlığı Dr. Sait’e teklif etmişlerdi. Dr. “Bu partiyi ajan kuşatmış” Sonra kendisi T.de KDP sini kurdu ve 3 ay içinde T-KDP tabanını ele geçirmiş. Yani tek fark (de) . Komplocular bundan sonra tezgahlandı. Rafet Ballı Kürt dosyasında Ş. Elçi’nin geniş açıklamaları var. Süleyman bu iki partiyi karıştırmış diye düşünüyorum. Kendisinin bir kaç kez parti yoluyla Mesutla konuştuğunu, Mesut’un Şıvanın mezar yerini bilmediğini bana iletmişti. Önce ki yıl gördüğümde Sey Qaji ve Dr.için bir anıt mezar projesi hazırlamamı, parasını temin ettiğini ısrarla belirtmişti. Sonra ne olduysa hiç aramadı. Dönüşte bana uğrayacaktı uğramadı ve şu ana kadar bir haber vermedi. 3 yıl oluyor. Geçen yıl gelmiş Dr.un kardeşi Fadimeye istiyorsan Sait’in mezarına götüreyim demiş. Bende sana bildirdim. Sen de bana yanıt yerine “Civarik Cıvrak olsun. Kaçarın babasının sözlerini yansıtma şeklinde meval okudun beklenmez bir karmaşa detaya girdin.
İyide Civrak- Civarik- Sarıyayla ile zaten allak bulak halkın kafası iyice karıştırılmış. Bizim anılarımıza ev sahipliği yapan Civarik toplum ve resmiyete belleğe işlenmiş. Sarıyayla tutmazken birde Cıvrak bilmezliği sorunu iki yerin üç bilinmeyenli bir denklem olur. Nitekim şimdi bu zorluklar yaşamda belirmeye başladı. Civrak neresi diye M. Vekili Sinan sormuştu.
Benim bildiğim, Süleyman Şıvancıların en dirayetlisiydi. Oğluna Şıvan adı vermesi bunun kanıtı. Nasıl oluyor da Cıvraklı Süleyman canı kadar sevdiği Şıvanı öldürdüğü belgelenen bir parti hizmetine giriyor ve bu kanalla Barzani ile görüşüyor.
Süleyman şu dosyayı bulsun; Sait Elçi’nin öldürülmesinden önce Ş.Elçi nin Dr. Şıvanı savcıya ihbarı var. “sanık Şerafettin Elçi…Sait Kırmızıtoprak’ı tanıdığını Sait Kırmızı toprağın aşırı solcu olduğu ve Türkiye’de bulunan Kürtlerin ihtilal yoluyla ayrılması fikrini savunduğu, onunla fikren anlaşma imkanı olmadığı kendisinin aldığı terbiye itibarı ile ….olduğu…(T-KDP illegal Örgüt Dosyası 23/10/1971 hazırlık sorgusu, Klasör43.1-18) Diyarbakır DGM dedir.
Ayrıca aynı dosyada Dr. Sait’i öldürülmesini isteyen mektubu da var: “…konulu klasörün 145 dizi sırasında mevcut Ali Singari’nin sanığa( Şerafettin Elçi’ye) yazdığı 3/9/1971 günlü ve Kürt Demokrat Partisi Cizre Komitesinin sayın seyyit Şerafettine yazdığı mektupta; Dr. Şıvan (dr. Sait Kırmızıtoprak) ın öldürülmesini istiyorsunuz . O Sait Elçiyi öldürdüğünü itiraf edinceye kadar öldürmeyeceğiz “ Buradan giderken Sait Elçi yerine bir atama yaptığını söylemiştiniz ne oldu…..(s.210 T-KDP illegal Örgüt Davası G. Hüküm dosyası 27/02/ 1973 )
Kaldı ki ben Ş. Elçi ile görüştüm. İnkar etmediği gibi “bizim patiden Zirkof kot adlı biri bunu kanıtladı” diyor. (Zirkof: Derweşe Sado (Halil Akgül) yanı 71 den sonra T-KDP Bşk.)
Benim Özgür Politikada çıkan yazılarımda geniş bilgiler var. Mesut’un beyanları ile Ş. Elçinin beyanları tam zıt ve ters . Biri yalan söylüyor sorusuna yanıt alamadım. Düşün “ajan” dedikleri kendi elemanı bulgusu ile Dr. Şıvan asılıyor sonra bu adam Partiye başkan yapılıyor. Süleyman bu partiye hizmet veriyor. Bunda Avrupada ki Kürt Grupları kandırılarak katkıları sağlandığını görüyorum. K. Yıldız misali, “ Sait’le arkadaşlığı dostluğuna ölçü biçilmeyen komşu köylümüz Kazım Yıldız ve Faik Savaş’ın da tebliğe uyarak Avrupa’da “kısasa kısas” uolu için yüzlerce imza sağladıklarını küçük dilimi yutarak dinlemiştim”. Ben bunu

“İki Uçlu Yaşam”a yansıtınca, Kazım inkar etmişti. Oysa ben, Sait Elçi’yi Dr Şıvan öldürmedi deyince Kazım bana “Barzani ve KDP yayan söyleyecek değil ya” demiş ve ben yeni gittiğim Kazım evini (ve Konstat şehrini) anında terk etmiştim.
Hayır, Süleyman’nı bu yolda hizmet verdiğini düşünmek bile istemiyorum! Hiç olmazsa ezik-yıkık kardeşini “mezarını bilirim” diye aldatmasın. Biliyorsa kemiklerini getirsin. Bir sure içinde olsa hizmetinde olduğunu itiraf ettiği T-KDP nerde gömüldüğünü bilir. Ne bekliyor.
Ayrıca halkın partisi olduğunu (yerel seçimler gösterge) kanıtlayan bir parti varken Molla Şıx, benzeri mütegalibe peşinde koşmak, yine Türkiye’de 25 milyon Kürt olduğu söylenirken, bu halkın sorunlarını başka bir ülkenin bir-iki milyonu bulmayan Lideri Barzani ve uzantısı Seyyit Ş. Elçi’ye sığınmak yakışık alır mı? Melik Fırat Diyarbakır’da 2700 oy almış!
Asırlarca Seyit-Şıx zadeler bu halkın ulusallığına ipotek koydular da ne yaptılar. Ancak sınır ötesine asker çağırıp kendi halkını kırdılar. Onlar çobanlığı için sürü istiyor. Halk çocuklarının yönetiminden korktukları için ustası oldukları komplo hile iftira ile Dr. Şıvan ve Sait Elçiyi yok ettiler. Halka güvenmeyen kimi okumuşlar bu yitik, bu çağ dışıların gölgesinde yaşam arıyor. Cıvrak’lıya yakışan bu yaşam biçimi olmamalı.
Med tv de boy gösteren sol düşüncelerini örnek alan birçok genç arasında amca oğlu öldürülüyor. Sizin ölüsüne sahiplenememenizi Ecevit’in deyimiyle anlamak “olası değil”. Öyle vaya böyle amca oğluna sahiplenmeyen birine başka bir öldürene(Şıvan’a) sahiplenmeyi beklemek te benim fanatizmim.
Süleyman köyde: “Almamya’da ki seçimde ağabeyime oy vermediler” diye yakınmıştı. Bende “önce vermeli sonra istemeyi hak bilmeli” demiştim. Süleyman’a düşen en kısa yoldan T-KDP ile ilişkilerine son vermesi, bu zikzaklı dönüşleri terk etmesi, kasıtlı olmayan yanlışları hataları için Civarik’lilerden özür dilemelidir.
Bunları Civarikli Gençler İmajının hayatta ki en yaşlı üyesi olarak bu güzel birliği devam ettirme, yanlışlardan arınma duygusunun bana yüklediği sorumlulukla belirtiyorum. Bakıyorum biz hep göz yumup alttan aldıkça bazıları bu yanlışları bilerek bilmeyerek çoğaltıyor. Dostumu öldüren bir parti ile ilişkinizden dolayı içinde bulunduğunuz “Cıvrak” derneği toplantınıza katılmadım ve ilişkiniz devam ettikçe de katılmayacağım. Bunu kimseye de duyurmadım. Şimdi anladığını sanıyorum. Bir Almanya’da birde İstanbul’da iki ayrı Cıvrak Derneği. Kime nasıl niçin hizmet ediyor yardım taşıyor kim kimi kullanıyor bilinmiyor!
Sevgili M.Ali “Civrak gecesinde” beni konuşturmama oyunun içinde olmadığını sakın söyleme. Bilmen lazım ki Akar’ın dışlandığı bir yede Ateş, te Karagül’de Civarikli bir çok okumuşta dışlanmış oluyor. Tesbihin ipi kopması gibi tümü sırayla dökülür. Suçlu koparandır. Almanya’da yaydığınız “Akar olumsuzluk yarattı” çabası bir talihsizlik. Civarikliler toplanıyor Hüseyin akar çağrılı, toplantıda vefa duyguları tıkanmış, insani verileri dumura uğramış “bir söz birliği” Akar’ı konuşturmama kararı alıyor. Nedeni, olur ya Akar Dr. Şıvan’dan söz eder hainlikleri anlatırsa hainlere yardım edenleri açıklar korkusu. Oysa tek yapacağım Civarikli Gençler İmajcısı Sait, M.Karatoprak Y. Kaçarı anmak olacaktı. Ünü ülke dışına taşan Civarik için bir onur abidesi Dr. dan söz etmemek olacak şey mi? Sahi bunu nasıl içine sindirdin.
*
Uyarmıştım(yazılıda); M.Ali köylülükten vaz geç diye. Lenin’in bir sözü var . “Köylünün aklı tarlasının sınırın kadardır.” Bir iki örnekle açıklayacağım bu savımı;
Sana, basılacak kitaplarda yardımcı olacağım ve hatta bir ön söz yazma yakınlığını gösterdim. Bu birliğin arkadaşlılığın aynı sorunları paylaşmanın bir gereğiydi.

Sen ne yeptın? benden kaçırdın ve babanın kitabı için ön sözü kendin yazdın. Yazdığın da aile egosunu yaratma; ”Ateş”lerin “tekliği” Melkiste Civarik’te bulunmazlığı. Ben bu özelliğini biliyor ve kitabı kirletmeni istemiyordum. İşte yazdıkların (H.Ateş’e sözün yok): “Civarik için tarihsel ve kültürel değer-köyümüzün yakın tarihinde toplumsal çalışmaları-tek başına-ilk müteşebbisimiz-ilk kişi-ve yerleşen ilk kişi-Melkis Kanal Projesine tarlasını varen tek kişi-adını çeşmeye veren-bir ilke imza atıyor-okuyacağınız bu kitabı çocukları ve torunları yani bizler için yazdı”
Bunları okuyan yabancı biri, mitoloji tarihinde tanrısal varlık arar. Böyle bir övgü, üst kimlik, Ateş ailesini yöre halkından ayırma “köylü” davranış değil de nedir ? Hüseyin Ateş değerli ama sen değil de başka biri bunu yazsın. Ama Dr. Sait gibi bir değer Civarikte Türkiye’de de yok. Sen bu kitap önsözü vesile ederek Sait için “Civarik böyle bir değer yetiştirdi” der, yazılarında ulusal düşünce yansıtmasında ileri sürebilirdin. Diyelim ki T-KDP ilişkinizden dolayı Dr. Sait’i anmak anımsamak istemedin. Ya “Dünya Kürt Edebıyatı Tarihine kendi ana diliyle geçen ve bir ilk olan Sey Qaji ve Sen Can dan söz edebilirdin.
Unutma altını çizdiğim proje için bir arıtma olmazsa, yaptırım 1 km içindeki Civarik içme suyuna “bok” akıtan bir ilk olacak( önlem alman için yazıyorum).
Bir örnek daha: Civarik Müzesi( senin yazdıklarından aynen aldım)
(Civarik yine bir ilke imza atıyor..Müze fikri Köln doğumlu on bir yaşındaki bir Civarikli lise öğrencisi Helin Ateş’in fikridir. Helin babasına “köyde müze açılırsa çalışırım” der. Babası müze için ne yaparsın der. Helin ben “Almanca kataloğumu, ablalarım İngilizce ve Fransızca kataloğlarını hazırlar der. Bunun üzerinde düşünmeye başlayan babası “ neden olmasın” der.)
Bu diyaloğ bana edebiyatımızda “Senin adın Mustafa benim adım Mustafa bundan böyle senin adın Kemal olsunu” anımsattı. Bundan sonra bizimde bir müzemiz olsun. İşte iki Ateş Civarik İlkokulunu bu hikaye ile müzeye dönüştürüyor. Müze gerekçesi ise “kataloğ”!
Çocuksu bir düşünce, egosu ateş basanlar için bir mana ifade eder. Civarik köy okulu belli bir karşılık verilerek bölümlere ayrıldığı sanırım üç yılı buldu. Ben burada masum Helin’in temiz duygularının istismar edilmesine ve olmayacak bir sözün verilmesine üzülüyorum. “İyi ki Okulu cami yapmadılar” diye de teselli buluyorum.
Sayın Ateş, Helin’in isteği ile yola çıkıp, örneğin Dr. Sait’in eserlerini, eşyası kitapları hakkında yazılanları yanında diğer kişilerin yazılmış yazılacak sanat dahil bir çok değerleri (Fetih’in basılı kitapları gibi) geçmişle birleştirerek çağı korumaya alma, Civarik nostaljisi ile ilgili her şeyi örneğin halı-kilim el dokumaları, dıstari, hangaji, nire, sıpıye vs.den söz edemez miydin?. Edemezdin çünkü o zaman Ateş ailesi dışına taşmış olurdun! Ya “Sayın Süleyman Ateş” yazmana ne demeli? Dost sırası geldiğinde yanlışı söyleyendir, ben söylüyorum.
Görüyorsun seni ikaz etmem zorunlu oldu, ağabeyinım lütfen alınma, Ama beni anla . Ailesinin sınırını aşamayan bu aile egosuna” köylüce düşünme” diyorum.
M. Ali Sevgili kardeş
Bu ayrıştırma politikasından vakit bitmemişken (her kimse) vaz geçin. Saitler gibi değerlere komplo kuran, onları haince öldüren, bilinci inanç bilincine bağlı yobaz, gericiler. Bu yosunlu su gölünün suyu değişmedikçe hep leş kokusu gelir. Buna devam doğanızla çelişki olur. Çok kısa zamanda bu parti ile ilişkinin kesildiğini duymak beni ve eminim ki tüm Civariklileri mutlu edecektir. O zaman yaşamamızdaki birliğin yanında canların bedenlerine birlikte sahiplenir onları anıt mezarında anılarıyla baş başa bırakabiliriz. Sevgiler ve esenlikler H.AKAR

Sevgili Huseyin Ateş

5 Kasım 2015

M.Ali Ateş (3)
Ben ne bir öç alma, ne de bir kan davası peşindeyim. Uğraşım siz hiç değilsiniz. Ben hain bir komplonun aydınlanması peşindeyim. Bu uğraşım 30-35 yıldır sürüyor. Elde ettiklerimi yayınlayınca da işlevim bitti. Senin deyiminle bu uğurda “tek başına kalmış dışlanmış” bir çok kişi ve dostlarımdan ayrı düşsemde “Dr. Sait’in Sait Elçiyi öldürmediği kendi soydaşlarınca öldürüldüğü aydınlatma, dolayısıyla Dr. Sait’in aklanması oldu. Sisler dahil tüm Kürt medyası ve aydını “tek vücut” Dr. Sait’in katil olduğu üzerine pervasızca kitap üretmeye karşı ortaya koyduğum direniş te haklı çıkmam başarımın simgesi oldu. Sizin çabanız onlar gibi boşa gitti. Çünkü gerçeği balçıkla sıvama gücü yok olamazda. Sizin taraf olduğunuz komplocu katillerin aveneleri, kendi soy kırımını şeriat fetvası ilkel milliyetçilik anlayışı ile gerçeğin üstünü örtmeye, haktan doğrudan çok “ağa bey mütegalibe hatırını” öne alan, adamını, aşiretini koruyan, salt inanç bilinciyle hareket eden, şeriatçı (hile, dukayı hüner edinen) geri güçlerdir. Bunların; bilgili, yürekli yetişmiş halk çocuklarına kurulan komplu ve hainlikleri hoş görme ve gizleme inanç bilinci şeriatla örtüşüyor. Bu yolda uğraş verirken sizi bu gericilerin hizmetinde görmem Civarikliler için umulmaz bir talihsizlik. Katiler “suçluluk sus pusu” olurken sizin telaşınızı anlamakta zorlanıyorum.
Bir kaç kez size geldim. Ben derdimi anlatırken sizler renk vermediniz. Bana değil sahta belgelere sizi inandıran Faik Savaş ve yandaşınız Kazım Yıldıza inandınız. Senin birkaç kez toplantı isteğine ben;“Şerafettin Elçi gelirse” katılırım dememle toplantıyı iptal ettiniz.
Siz dahil tüm Kürt kesimi( Dr.un kandaşları, yakını akrabası seveni –okumuşlar- H. Akarla birlikte olayın araştırılmasında hiç kimse elini taşın altına sokmadı. Tümü Dr. Sait’in “katılliği” karşısında sustu ve benimde susmamı istedi. Evet ben bu olayı yalnız ve ezilerek yüklendim. Senin bu yalnızlığıma sevincin ve “Akara çatın” kışkırtman “Böl parçala yönet” işte sizin köy-dernek anlayışınız. Doğruyu savunduğum için dokuz köyde ve Civarikten kovulanım. Dr. Sait gibi bir bilgeyi yok eden, onun notlarını geğiştiren adına “ ben Sait Elçiyi öldürdüm suçluyum cezama razıyım” şeklinde iftiralarda bulunan hain vicdansızlardan yana olup bu günde bu vicdansızlığı aydınlatan akar’a hüner sayanlar; vefa, insanı duyguları arızalı iki yüzlü riyakar toplumun çürümüş kesimleridir. Sait sıradan biri değildi. Ülke, Civariklilerin onur abidesi. Ben görevimi yaptım, siz göresiniz diye Dr. haince suçlandığını belgeledim.
S.A yı yanlışa sürükleyen sensin. Sanın o partiye girdiğini söyleyen sen, sonra Akar iftira ediyor diyen sen. Sayın H.A.” kıtabımı aldılar” diye derneği bir birine katıyor. Senin hünerin. Kitabımı okutmamak, ikelliğin bir belirtisi. Ben birlik adına susuyorum. Donkişotluk gereksiz.
Gerçekleri bandan saklamakla Onu yanlışa sürüklüyorsun. Yiğit ol çık ortaya Kitabımda bir yanlışım varsa belirt. Mert ol kapı arkalarında debelenme. “O belgeyi Sa göndermedi “ de.
Sizin Dr. Sait’e saygılı olduğunuzu biliyor sevdiğinize inanıyorum, peki bu sahta belgeyi aracılık, ikili davranışın nedeni ne? Mert ol ikircikli davranman sana yakışmıyor be kardeşim.
H.Akar kitapta SA ten söz ettiğinin belgesini sunmuş. Ağa oğlunu kurtarma ilkelliğini yansıtmış. Onun yerine hiçbir günahı olmayan kimsesiz Hasanı kurşuna nasıl dizdikleri vicdan vicdansızlığını söz etmiş ve Komplo detaylarını ortaya koymuş ve senin Akmanya Manhaim Üniversitesine verdiğin bu güne kadar Dr. Sait’in kendi el yazısı ile ifadesi ve itirafı diye Kürtleri aldatan dört sayfalık belgenin Dr. kendi yazısı olmadığı yani sahte olduğunu BİLİR KİŞİ RAPORU olarak sunmuş. Olayın açık net bir komplo olduğu ve Sait Elçiyi Dr. Sait’in öldürmediğini belgeleriyel ortaya koymuş. Bütün yapılan bu haydi katiller kuşkulansın ama sana ne oluyor Civarikli Sait’in arkadaşı dostu seveni M. Ali Ateş ?

Süleyman Ateş 2

5 Kasım 2015

Sevgili M. Ali

5 Kasım 2015

Arama

ARŞİV

Kasım 2015
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Eyl   Mar »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  
Ziyaretçi Sayısı: