Bizim köy Civarik (CIVRAK- SARIYAYLA)

Cıvrak Köyü Derneği yönetim kurulu Başkanlığına
İstanbul
Bir tanıdıktan “Facebook “ üzerinde suçlandığım bilgisini aldım. Aradım buldum, göz attım, bilgi sayfadan silindi. Konuyu anlayamadım ama sanırım biri “Cıvrak haber” sitesinde küfürlü bir yazı yazmış. Bu yazıyı yazanı, Bir et kafa “taş falı” ile buluyor. Taşlar şöyle dizilmiş:
1-) “Fuat AVNİ”, 2- nokta nokta “AKAR” 3- “Kitabının tekmelendiği yalan”. “Bu üç taşı yan yana getirin yazıyı yazanı bulursunuz” diyor. S.Ali Arik. Sanırım bununla kendisi için yeni bir finansman kapısını aralıyor!
Sosyal medya üzerinden açık saçık çirkin ve seviyesiz iftira ile bana saldırı “ne yenir nede içilir cinsten.” Bırakın beni, bu güne dek kişisel olaylara karıştırmaktan sakındığım “Akar” ailelerini suçlu algısına çekmekle et kafalılığını perçinliyor..
Neyse ki yazıyı yazan (vicdanlı biri ki) soyadının “AKAR” olmadığını belirtiyor. “Akar” soyadlı biride çok kısa ama öz bir yanıt veriyor. Bunları geçelim.
82 yaşına adım atmış, evrensel değerlere odaklanmış, babası yaştaki akrabası bana “bize küfür etti, devletin sırların açıklayan “Fuat AVNİ” yakıştırması ve “Akar” ailelerini zanlı gösterme çabası bu et kafanın ilk “akıl tutulması” değil..
Nedeni ; “Katil-Maktul” uzlaşısına karşı çıkışım. Dr Şıvan sevenleri ve Civariklilere kurulan kumpası ifşa etme ve karşı direnişimdir.
Şimdi kalkıp “ispatlamazsan şerefsizsin, namusuz haysiyetsizsin müfterisin” demeyi bir aile oluşumuza ve kendime yakıştırmam. Ayrı nedenleri var şöyle ki:
a) ispatlayamaz çünkü yalan- iftiranın ispatı olmaz.
b) Annesi, saygı değer biriydi,40 yaşından sonra doğuracağının “ Et kafalı” olabileceği riskini bilseydi doğurmazdı. Ablaları iyi, biri sağdıcım, eşi yakınım.
Bu güne dek yakınlarını sömürmekten öte bir becerisi olmayan, iki yıl önce kurgusu katillerince yapılan Dr. Sait’ın onurlu mücadelesi hiçleyen, bir ihanet belgesi niteliğindeki “Dr. Şıvan ve Kürt Trajedesi “ sanal yazarlığını hüner sayar. Bu kitapta Dr. Şıvan için üretilen “yalan ve iftiraları öğretisini” üzerimde deneye kalkması uzlaştığı katillere göz kırpma, katil severliliğin” bir refleksi. Onların bana saldırmasına yol veriyor. Bu yetmiyor RTE nı “Fuat Avni “ bu diye üstüme salıyor.
Katil yada yandaşlarının bana “alan razı veren razı biz uzlaştık sana ne sus otur oturduğun yerde yoksa…” ) tehditleri bir ekip işi. İyide bizimkinin bir bağlayanı, kişinin şan ve şeref kavramını anlatanı olmalı. Tüm Civariklilerin katil sever olması şart mı ki.
Arik ve Tanrıverdi ailelerine, aynı yerde özür dileyerek geri almasını istedim. Uzun sure oldu ses yok. Siz dernek yönetimi ve üyeleri bu seviyesiz suçlamayı okudunuz. Hz. Ali der ki: Haksızlıklar karşısında susarsanız hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiz. Üyenize bir yaptırımız kaçınılmaz oluyor. Sevgi ve saygılar Hüseyin Akar

Zorunlu ek açıklama
Dr. Sait yakınlarına (Civariklilere) kurulan Kumpas:
1) Oğluna Şıvan adını verecek kadar Dr. Sait’i seven S. Ateş’in 1971 den sonra Dr. Sait’in katleden parti (Derveşe Sado ve Ş.E.) hizmetine girişi.
2) M. Ali Ateş’ın, Dr. Şıvan anılarını, sevenleri ile değil de katillerle paylaşması.
3) S. Ateş’in bu yazılar içinde bulduğu bir sahte belgeyi Dr.aleyhinde kullanması.
4) 30-35 yıllık bir araştırma ve bilirkişi raporu ile Dr. Sait’i aklayan kitapta bu belge var ”kimse okumasın” diye dernekte tekmelenip okutulmadan iade edilmesi.
5) Ellerinde olduğu halde Bilirkişi raporundan söz etmemeleri, hiçbir yerde Dr. Sait’in katlini sorgulamamaları ve Katillerle uzlaşı sağlamaları anlaşılır değil.
Bütün bunlar “inanılmaz” ama gerçek. Bunun bir zorunlu nedeni olmalı:
S.Ateş, Türkiye girişinde “birkaç kez tutuklandığını” bana iletmiş, niçin tutuklandığını ve kimlerin kendisini kurtardığından söz etmemişti.
Hak, hukuk, adaleti şeriatla hal eden aşiret öncelikli bu milliyetçilerle ilişki karanlık eli kanlıdır. Yanına aldıklarını bir yolla kirletip, kedilerine yardıma mecbur bırakmada mahirdirler. Leş çuvalı Kürt Trajedisi bunun örnekleriyle dolu. Kürt coğrafyasını bölüşen devletlerle ortak kanlı eylemlerini açıklamakta da bir sakınca görmüyorlar. İşte “Katil-Maktul Uzlaşı” kitabında açık bir katliam itirafı örneği:
“Mele Mustafa: 1962’de Bahdinan tarafındaydım. Türk hükümeti bize çok iyi davranıyordu. Biz sınırı geçtik ve Türkiye topraklarında yirmi üç kişiyi öldürdük. Ben Hakkari Kaymakamına haber gönderdim ki iki kişi olarak geldik, bir şeyle alakamız yoktur. Yalnız biz o adamları istiyoruz. Vallahi Kaymakam ve Jandarma Komutanı o adamları bize teslim edip yardımda ettiler. Biz yardım istediğimizde onlarda bizden bir adam istediler. Bizde o adamı verdik…(DR. Şıvan ve Kürt Trajedisi s 240 S.Ali. Arik) Soydaşına hainliğin açık bir belgesi.
Türkiye’den Dr Şıvan, Çeko, Burisk (alevi zaza). İran’dan Süleyman Muını , 12 arkadaşı ve sonra IDKP genel sekreteri Dr. Qasımlo nun Almanyada katledişi gibi binlerce yetenekli Kürt halk çocukların katl edilmeleri salt molla aşireti içindir. Dr. Şıvan’ın ve Dr. Qasımlonun katlini araştırtmamanın arkasında bu gerçek yatıyor.
“Kitabı tekmelenmedi, bize küfür etti,Fuat Avni” imajı (aldığım tehditler de) S.Ali Arik, Dr. Şıvan katlini soruşturmaması engeli, bir piyon olarak kullanılıyor.
Dr. Sait, 1971 yılında etrafı boşaltıldı yalnız kalınca da hain bir komplo ile katledildi. Oğlu, annesinin kimliğiyle yetinip “Kürt babanın oğlu” olarak anılmak istemedi… Kardeşi ve tüm yakınları karanlıklara sinip sustular. Ne zaman ki ilkel aşiret milliyetçısı Kürtler petrola ulaştı, sindikleri yerlerden mantar gibi boy vermeye başladılar. Leş kargalarının önerileri doğrultusunda; Oğlu ve yakınlarının bir heyet halinde Diyarbakır’a gidip Ömer Çetin’in elini öpmeleri hain-katillere biatı ve “uzlaşarak “ ( Dr. Şıvanı “katil, ajan” gösteren, itibarsızlaştıran) ortak Dr Şıvan kitabı ve Belgeseli hazırlanması, S.Ali Arik’in sanal yazarlığı, (Dr.oğlunun spansörlüğu vb); ne yöremizin ahlaki, ne anane, ne inanç ne de sosyal toplum anlayışıyla bağdaşır. Yaşamını halkına adayan Dr. Sait’in ölümü sorgulanmadan katilleriyle “uzlaşıyı” oğlu, kardeşi, öz teyze oğlu, mezralı köylüsü tarafından sağlanmasının “Akıl tutulması” dışında bir izahı olamaz. Dr. Şıvan’a ikinci kurşunu sıktığımda yere yıkılışında duyduğu sevinci, 30 yıl sonra SD ye itiraf eden caniye Dr. Şıvan ve Kürt Traledisi ve Dr. Şıvan Belgeselinde baş rol verenler “kemikleri nerde” diye kendisine sorma gereği duymuyor.
Bu “akıl tutulmaları” et kafalılık değilse Dr. Sait ve onurlu mücadelesine ihanettir. Katiller, amaçları için bu yakınlarını araç olarak kullanıyor. Ateşlerin Dr, Sait’in ölümünü sorgulamasından kaçınmaları çok manidar.
Bunu yirmi yıl önce “SAİTLER KOMPLUSU” unda belirtmiştim (Yalnız kalmak s. 197, Civarikli Brütüs s.199) “Süper et kafa” bunları okusa “kitabı tekmelenmedi “ demezdi.
– Araştırmacı Sait Aydoğmuş diyor ki: “Şakir ve Derweşin WAR dergisinde bir çok kez Kürtçe Türkçe yayınlanan “komplo senaryoları ilgili okurca defalarca okunduğu, bu günde “BİLİRKİŞİ RAPORU” ile çürütüldüğü için yeniden bu hayali mantıksız tutarsız çelişkili hain varsayımlarla bulandırmak istemiyorum”. Oysa Ateş kardeşler katillerin kaleminden çıkan kitabı öneriyor niçin?
– Derveş Sado (Jireken) için Kürt araştırmacı yazar diyor ki : Derweş öyle bir cellat ki 30 yıl ığm kitaba sonra da Şıvan’a ikinci kurşunu nasıl sıktığınınn zevkini anlatacak kadar hasta ruhlu. Sait Elçi’nin yok edilmesiyle yetinmeyen bu cellat. Şıvanların infazınıda gerçekleştiriyor.
– bizim “super zeka” S.Ali Arik bakın kitap için ne yazıyor:
“ ..bu çalışmada bana yardımcı olan katkı sunan destekleyen Hasan Tanrıverdi, Mehmet Ali Ateş Timur Özsoya, Kemal Tolgaya, Önsöz anlatımıyla Kek Osman Aydına anlatımı ve kitaptaki yazılarıyla Kek Ziya Avcıya; hasta yatağında görüşmeyi Kabul eden içten ve samimi anlatımıyla Kek Osman Çetin’e…..Kürtçe metinleri Türkçeye çeviren ve asıl önemlisi bu çalışmayı kitap haline getiren basımını yapan Sayın Ahmet Önal’a teşekkür ederim”. (Kitabı derleyen bir ekip, O, salt yazarlığını yüklenmiş.
Ahmet Önal daha once bu Keklerle ilgili şu beyanda bulunur:
a) “..Osman Aydın her koşulda tarihe karşı sorumludur..Şıvan geleneğinin devamı olduklarını iddia edenler bir süre sonra rehabilite sürecine uygun olarak terk ettiler… dahası katillerle kol kola gezmekte bir beis görmediler. İşbirlikçiler, Şıvan ve arkadaşlarının Sait Elçi’nin katledilmesinde ki rolleri su yüzüne çıktığı halde suçlamalarını tekrarlamaya devam ediyorlar”
b)“…..Deweşe sado Kurtalan’da hiç rahatsız edilmeden yaşayabilmenin sırrını açıklasın. Dewreşe Sado, Şerefettin Elçi ve ekibinin Barzanilerin Türkiye Temsilcileri oldukları bilinirken devletin güvenini nasıl kazandıkları izah edilmeye muhtaç değil mi?
c) Barzaniler ABD’nin Orta doğu politikalarına kilitlenmişlerdir,
d) İki Saitin birbirlerini fiziki olarak ortadan kaldırma durumu yoktu. İddia edildiği şekilde Sait Elçi Musul’a ardından da Zaho’a götürülürken MİT yönlendirilmesine tabidir. Dr Şıvan’nın da Sait Elçi ile görüştürülmek üzere çağrıldığı Zaho’ya gelmediği ancak iki arkadaşını gönderdiği iki arkadaşında Zaho’ya geldiklerine Sait Elçinin orada olmadığı ve kaybedildiği öğrenilir.
e) Koministlere karşı komplonun bir parçası olarak; Barzani MİT ve Deweşe Sado’ların eliyle kesintiye uğratılmak istenir. Komplo karşısında ne yazık ki o dönemin “yoldaşlığı, yol arkadaşlığı” sınıfta kalır”.
(İşte bu “sınıfta kalan” hainler Dr. Sait’in onurlu mücadelesini yok etmek için Dr. Şıvan yakınlarını yanına alıp Civariklileri parçalıyarak yok etmeyi sürdürüyorlar.
Dr. Sait yakınlarının elini öptüğü ÖMER ÇETİN Dr Şıvan 1. Yardımcısı ve Sait Elçiyi öldürmekten tutuklu. Barzani Kürt ağalarının istemi üzerine “şeriata” dayalı Ömeri bırakır yerine Dersim yetimi Burusk(hasan) kurşuna dizer. Ve Osman Çetin bunu sindirdiği gibi Lideri olduğu Dr. Şıvan ve davasına ihanet eden kişi, Bizimkiler bu Ömer Çetin ve bu Derveşe Sado’ya Şıvan kitap ve Belgesini yaptırıyor.
Sevgili Dr. Sait Kırmıtoprak dost ve yakınları
Bize okuttukları Dr.Şıvan ve Kürt Trajedisi, dinlettiği Dr Şıvan Belgeli’inde canımız cigerimiz Dr Sait’imiz katil hain ajan algısı yaratıyor, onurlu mücadelesi sıfırlıyor.Bakın Dr. Sait Kırmızıtoprak (Şıvan’ı) böyle itibarsızlaştırdılar adı hiş bir yerde adı geçmiyor.
Bu ranta dayalı bir zulümdür. Ateşler bu zülme katılmanın,katilerle kol kola “uzlaşmanın” hesabını vermek zorundadır. Dr. Sait’I sevenler, kimseyle kavga edin demiyorum ama bu zulüme kaşı susmayalım. Susmak kabul etmektir. Bunu ben değil, Hz. Ali “ Haksızlıklar karşısında susarsanız hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiz” diyor.

Bu Makale Yoruma Kapalı.

Arama

ARŞİV

Aralık 2018
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Mar    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  
Ziyaretçi Sayısı: