sevgili m.ali

Sevgili M. Ali
Son yıllarda seni ve özellikle kardeşin Süleyman’ı anlamakta zorlanıyorum. Bu sıkıntımı kendi içimde tutmakta yarar yok. Ayrışma değil birlikten yanayım. Açık olmakta yarar var. İki taraf içinde iyi olur diye düşünüyorum. Yanlış gördüklerimi ortaya kayarak bir yerlere ulaşmak istiyorum.
Sen M. Ali Ateş olarak “Civarik Gençleri İmajı’nın ikinci kuşak diyebileceğim en önde yürüyeni, başı çekenlerden biri: Düşünce bazında kendi kimliğini inkar etmeyen, Türkiye birlikten, sosyal demokratik, eşitlikçi bir davranıştan yana kendi toplumunun kalkınmasını isteyen, Civarikli Gençlerinin başını çeken M. Karatoprak, S. Kırmızıtoprak, Yusuf Kaçar paralelinde biriydin. Konuşma, davranışların ve sergilediğinde buydu.
İtiraf edeyim Süleyman’ı o kadar iyi tanımam, anımsadığım kadarı ile Orman Fakültesinde sol ataklarıyla göze çarpıyordu. Senin daha gelenekçi ve dengeli, Onun daha sert tavırlı, taviz vermeyen bir yapıda olduğunu söylersem sanırım yanılmam. Fakülteyi bitirdikten sonra iki kardeş Almanya’ya öğretmen olarak yerleştiniz. İki erkek kardeş iki kız kardeşle evlendiniz. Bu yakın aile birliği içinde, Süleyman’ın taviz vermeyen daha sert yapısını dengeleme M. Ali’ye düştü, bu güne dekte sürmektedir.
Almanya bizim Türkiye kırsalının ikinci adresiydi. Sen her gelişinde bize uğrar, görüşür dertleşirdik. Ben de Almanya’ya gelişimde ilk seni arar hatta evinde kalırdım. Başka bir söylemle “köylülük” gereğini yerine getiriyorduk.
Ancak 1980 lerden sonra bunun aksadığı, hatta ilk kitabım çıktıktan sonra bunun, aniden kesildiğini görüyorum. Her yıl yanıtlı yanıtsız mutlaka yılbaşı kartını gönderir, telefonsuz bırakmazdın. Arayan soran M. Ali gitti yerine başka biri geldi. 4 yıl önce kız kardeşimin ameliyatı için Almanya’ya geldiğimde sıkıntılı günler geçirdim. Seni özellikle aradım “Kardeşim felç oldu Cemal Benzeri arıyor bulamıyorum” adresini sende bulamadın. Aslında benim aradığım sendin. İki adım yere gelmeni, geçmiş olsun demeni boşuna bekledim.
Bunun için Süleyman’a bir şey demiyorum seninle olan hukukumuz bunu zorunlu kılıyordu. Kitaptan sonra benimle bütün ilişkini kesmen benim için bir anlaşılmaz oldu. Şimdi yanlış anlamıyorsam sizi rahatsız eden “kitabımdı.. Türkiye’ye gelişinde aramaman, verdiğim kitaplarımı Almanya’da ki tanıdıklara iletmemeni değerlendiremedim. Dostlarının en basit bir hareketini çabasını olumlu değerlendiren övgüler yağdıran M.Ali yerine kitabımı ve beni arkadan yeren biri oldun.
Anımsa “ Dersimden Portreler” kitabımı görüp almadığını bir yıl sonra kendin halen edinmediğini anlatmıştın. Sonra verdiğim 59-60 kitabı ne yaptığının sözünü bile etmedin. Yine anımsa Almanya’da Kazım Yıldız’ın Sait’le ilgili yaptırımını kınayıp yazdıklarını yanıtlayınca iki kardeş sert tepki gösterdiniz ve bende tepkinize uyarak “bir daha yanıt vermeyeceğim” sözünü vermiş ve sözümde durmuştum. Oysa Kazım haksızdı. Ben 1973 yılında araştırma için eşimle Konstataki evine gittim. Aynı gün Dr. Faikte geldi ben “Dr. Sait’in Sait Elçiyi” öldürmedi deyince Kazım “sen duygusal davranıyorsun KDP bize bildirdi. Elçiyi Dr. öldürmüş bizde cezasını çekmeli dedik “”diye sürdürünce bende Evini ve Konstadı anında terk etmiştim. Kazım evini terk ettiğim için beni kınamıştı. (bir anı , Dr. Sait Kimsor’a gidiyor. Amcası Hasan Yıldız “Barzani Propagandası yaptı diye karakola bildiriyor. Kazım Arık bunu bilir)
Sizin o günkü tepkinizi, ondan bu yana Sait ile ilgili sürdürdüğünüz politikanın omurgası olması, beni önü alınmaz bir düşünceye itti. (özellikle Süleyman’ın U dönüşü).
Bana karşı aniden olumsuzlaşan tavrınızı bir az çocuksu bir istemin tepkisine yormuştum. Kaldı ki bundan rahatsızlık duymakta yalnız değilsiniz. Ancak içinizden kim bu zulme uğrasa, Akar’ın takınacağı tavır, yapacağı aynı olacaktı.

Kaçarın günlükleri 20 yıldır sende, “niye yazmadın” diye beni yeriyorsun. Kaldı kı konum Dr.un öldürülmesi. “Kaçar’a gerekli yer verilmemiş” diye de birkaç kez duydum. Peki Babanın kitabında ne Kaçar nede başka birinin adı geçiyor. O zaman yaptın doğru değil. M Karatoprak için aynı şey söylenir, babanla dosttular. Tepkin sırf laf olsun, yersiz.
Anımsa ilk kitabım çıktığında Gündüz’ün evinde toplanmış ve sen bana “Süleyman
seni dinler Ş.Elçi’nin partisinden ayrılsın” bende partiyi yanlış anlamış Ankara’da sonradan kurdukları legal parti sanmış ve ona göre konuşmuştum. Üstüne gitmemiş oda dinlemişti.
Geçen yıl öğrendim Dr. Şıvan’ı öldüren T-KDP ye çalışıyormuş. (bu arada bir açıklama; Faik Bucak öldüğünde Başkanlığı Dr. Sait’e teklif etmişlerdi. Dr. “Bu partiyi ajan kuşatmış” Sonra kendisi T.de KDP sini kurdu ve 3 ay içinde T-KDP tabanını ele geçirmiş. Yani tek fark (de) . Komplocular bundan sonra tezgahlandı. Rafet Ballı Kürt dosyasında Ş. Elçi’nin geniş açıklamaları var. Süleyman bu iki partiyi karıştırmış diye düşünüyorum. Kendisinin bir kaç kez parti yoluyla Mesutla konuştuğunu, Mesut’un Şıvanın mezar yerini bilmediğini bana iletmişti. Önce ki yıl gördüğümde Sey Qaji ve Dr.için bir anıt mezar projesi hazırlamamı, parasını temin ettiğini ısrarla belirtmişti. Sonra ne olduysa hiç aramadı. Dönüşte bana uğrayacaktı uğramadı ve şu ana kadar bir haber vermedi. 3 yıl oluyor. Geçen yıl gelmiş Dr.un kardeşi Fadimeye istiyorsan Sait’in mezarına götüreyim demiş. Bende sana bildirdim. Sen de bana yanıt yerine “Civarik Cıvrak olsun. Kaçarın babasının sözlerini yansıtma şeklinde meval okudun beklenmez bir karmaşa detaya girdin.
İyide Civrak- Civarik- Sarıyayla ile zaten allak bulak halkın kafası iyice karıştırılmış. Bizim anılarımıza ev sahipliği yapan Civarik toplum ve resmiyete belleğe işlenmiş. Sarıyayla tutmazken birde Cıvrak bilmezliği sorunu iki yerin üç bilinmeyenli bir denklem olur. Nitekim şimdi bu zorluklar yaşamda belirmeye başladı. Civrak neresi diye M. Vekili Sinan sormuştu.
Benim bildiğim, Süleyman Şıvancıların en dirayetlisiydi. Oğluna Şıvan adı vermesi bunun kanıtı. Nasıl oluyor da Cıvraklı Süleyman canı kadar sevdiği Şıvanı öldürdüğü belgelenen bir parti hizmetine giriyor ve bu kanalla Barzani ile görüşüyor.
Süleyman şu dosyayı bulsun; Sait Elçi’nin öldürülmesinden önce Ş.Elçi nin Dr. Şıvanı savcıya ihbarı var. “sanık Şerafettin Elçi…Sait Kırmızıtoprak’ı tanıdığını Sait Kırmızı toprağın aşırı solcu olduğu ve Türkiye’de bulunan Kürtlerin ihtilal yoluyla ayrılması fikrini savunduğu, onunla fikren anlaşma imkanı olmadığı kendisinin aldığı terbiye itibarı ile ….olduğu…(T-KDP illegal Örgüt Dosyası 23/10/1971 hazırlık sorgusu, Klasör43.1-18) Diyarbakır DGM dedir.
Ayrıca aynı dosyada Dr. Sait’i öldürülmesini isteyen mektubu da var: “…konulu klasörün 145 dizi sırasında mevcut Ali Singari’nin sanığa( Şerafettin Elçi’ye) yazdığı 3/9/1971 günlü ve Kürt Demokrat Partisi Cizre Komitesinin sayın seyyit Şerafettine yazdığı mektupta; Dr. Şıvan (dr. Sait Kırmızıtoprak) ın öldürülmesini istiyorsunuz . O Sait Elçiyi öldürdüğünü itiraf edinceye kadar öldürmeyeceğiz “ Buradan giderken Sait Elçi yerine bir atama yaptığını söylemiştiniz ne oldu…..(s.210 T-KDP illegal Örgüt Davası G. Hüküm dosyası 27/02/ 1973 )
Kaldı ki ben Ş. Elçi ile görüştüm. İnkar etmediği gibi “bizim patiden Zirkof kot adlı biri bunu kanıtladı” diyor. (Zirkof: Derweşe Sado (Halil Akgül) yanı 71 den sonra T-KDP Bşk.)
Benim Özgür Politikada çıkan yazılarımda geniş bilgiler var. Mesut’un beyanları ile Ş. Elçinin beyanları tam zıt ve ters . Biri yalan söylüyor sorusuna yanıt alamadım. Düşün “ajan” dedikleri kendi elemanı bulgusu ile Dr. Şıvan asılıyor sonra bu adam Partiye başkan yapılıyor. Süleyman bu partiye hizmet veriyor. Bunda Avrupada ki Kürt Grupları kandırılarak katkıları sağlandığını görüyorum. K. Yıldız misali, “ Sait’le arkadaşlığı dostluğuna ölçü biçilmeyen komşu köylümüz Kazım Yıldız ve Faik Savaş’ın da tebliğe uyarak Avrupa’da “kısasa kısas” uolu için yüzlerce imza sağladıklarını küçük dilimi yutarak dinlemiştim”. Ben bunu

“İki Uçlu Yaşam”a yansıtınca, Kazım inkar etmişti. Oysa ben, Sait Elçi’yi Dr Şıvan öldürmedi deyince Kazım bana “Barzani ve KDP yayan söyleyecek değil ya” demiş ve ben yeni gittiğim Kazım evini (ve Konstat şehrini) anında terk etmiştim.
Hayır, Süleyman’nı bu yolda hizmet verdiğini düşünmek bile istemiyorum! Hiç olmazsa ezik-yıkık kardeşini “mezarını bilirim” diye aldatmasın. Biliyorsa kemiklerini getirsin. Bir sure içinde olsa hizmetinde olduğunu itiraf ettiği T-KDP nerde gömüldüğünü bilir. Ne bekliyor.
Ayrıca halkın partisi olduğunu (yerel seçimler gösterge) kanıtlayan bir parti varken Molla Şıx, benzeri mütegalibe peşinde koşmak, yine Türkiye’de 25 milyon Kürt olduğu söylenirken, bu halkın sorunlarını başka bir ülkenin bir-iki milyonu bulmayan Lideri Barzani ve uzantısı Seyyit Ş. Elçi’ye sığınmak yakışık alır mı? Melik Fırat Diyarbakır’da 2700 oy almış!
Asırlarca Seyit-Şıx zadeler bu halkın ulusallığına ipotek koydular da ne yaptılar. Ancak sınır ötesine asker çağırıp kendi halkını kırdılar. Onlar çobanlığı için sürü istiyor. Halk çocuklarının yönetiminden korktukları için ustası oldukları komplo hile iftira ile Dr. Şıvan ve Sait Elçiyi yok ettiler. Halka güvenmeyen kimi okumuşlar bu yitik, bu çağ dışıların gölgesinde yaşam arıyor. Cıvrak’lıya yakışan bu yaşam biçimi olmamalı.
Med tv de boy gösteren sol düşüncelerini örnek alan birçok genç arasında amca oğlu öldürülüyor. Sizin ölüsüne sahiplenememenizi Ecevit’in deyimiyle anlamak “olası değil”. Öyle vaya böyle amca oğluna sahiplenmeyen birine başka bir öldürene(Şıvan’a) sahiplenmeyi beklemek te benim fanatizmim.
Süleyman köyde: “Almamya’da ki seçimde ağabeyime oy vermediler” diye yakınmıştı. Bende “önce vermeli sonra istemeyi hak bilmeli” demiştim. Süleyman’a düşen en kısa yoldan T-KDP ile ilişkilerine son vermesi, bu zikzaklı dönüşleri terk etmesi, kasıtlı olmayan yanlışları hataları için Civarik’lilerden özür dilemelidir.
Bunları Civarikli Gençler İmajının hayatta ki en yaşlı üyesi olarak bu güzel birliği devam ettirme, yanlışlardan arınma duygusunun bana yüklediği sorumlulukla belirtiyorum. Bakıyorum biz hep göz yumup alttan aldıkça bazıları bu yanlışları bilerek bilmeyerek çoğaltıyor. Dostumu öldüren bir parti ile ilişkinizden dolayı içinde bulunduğunuz “Cıvrak” derneği toplantınıza katılmadım ve ilişkiniz devam ettikçe de katılmayacağım. Bunu kimseye de duyurmadım. Şimdi anladığını sanıyorum. Bir Almanya’da birde İstanbul’da iki ayrı Cıvrak Derneği. Kime nasıl niçin hizmet ediyor yardım taşıyor kim kimi kullanıyor bilinmiyor!
Sevgili M.Ali “Civrak gecesinde” beni konuşturmama oyunun içinde olmadığını sakın söyleme. Bilmen lazım ki Akar’ın dışlandığı bir yede Ateş, te Karagül’de Civarikli bir çok okumuşta dışlanmış oluyor. Tesbihin ipi kopması gibi tümü sırayla dökülür. Suçlu koparandır. Almanya’da yaydığınız “Akar olumsuzluk yarattı” çabası bir talihsizlik. Civarikliler toplanıyor Hüseyin akar çağrılı, toplantıda vefa duyguları tıkanmış, insani verileri dumura uğramış “bir söz birliği” Akar’ı konuşturmama kararı alıyor. Nedeni, olur ya Akar Dr. Şıvan’dan söz eder hainlikleri anlatırsa hainlere yardım edenleri açıklar korkusu. Oysa tek yapacağım Civarikli Gençler İmajcısı Sait, M.Karatoprak Y. Kaçarı anmak olacaktı. Ünü ülke dışına taşan Civarik için bir onur abidesi Dr. dan söz etmemek olacak şey mi? Sahi bunu nasıl içine sindirdin.
*
Uyarmıştım(yazılıda); M.Ali köylülükten vaz geç diye. Lenin’in bir sözü var . “Köylünün aklı tarlasının sınırın kadardır.” Bir iki örnekle açıklayacağım bu savımı;
Sana, basılacak kitaplarda yardımcı olacağım ve hatta bir ön söz yazma yakınlığını gösterdim. Bu birliğin arkadaşlılığın aynı sorunları paylaşmanın bir gereğiydi.

Sen ne yeptın? benden kaçırdın ve babanın kitabı için ön sözü kendin yazdın. Yazdığın da aile egosunu yaratma; ”Ateş”lerin “tekliği” Melkiste Civarik’te bulunmazlığı. Ben bu özelliğini biliyor ve kitabı kirletmeni istemiyordum. İşte yazdıkların (H.Ateş’e sözün yok): “Civarik için tarihsel ve kültürel değer-köyümüzün yakın tarihinde toplumsal çalışmaları-tek başına-ilk müteşebbisimiz-ilk kişi-ve yerleşen ilk kişi-Melkis Kanal Projesine tarlasını varen tek kişi-adını çeşmeye veren-bir ilke imza atıyor-okuyacağınız bu kitabı çocukları ve torunları yani bizler için yazdı”
Bunları okuyan yabancı biri, mitoloji tarihinde tanrısal varlık arar. Böyle bir övgü, üst kimlik, Ateş ailesini yöre halkından ayırma “köylü” davranış değil de nedir ? Hüseyin Ateş değerli ama sen değil de başka biri bunu yazsın. Ama Dr. Sait gibi bir değer Civarikte Türkiye’de de yok. Sen bu kitap önsözü vesile ederek Sait için “Civarik böyle bir değer yetiştirdi” der, yazılarında ulusal düşünce yansıtmasında ileri sürebilirdin. Diyelim ki T-KDP ilişkinizden dolayı Dr. Sait’i anmak anımsamak istemedin. Ya “Dünya Kürt Edebıyatı Tarihine kendi ana diliyle geçen ve bir ilk olan Sey Qaji ve Sen Can dan söz edebilirdin.
Unutma altını çizdiğim proje için bir arıtma olmazsa, yaptırım 1 km içindeki Civarik içme suyuna “bok” akıtan bir ilk olacak( önlem alman için yazıyorum).
Bir örnek daha: Civarik Müzesi( senin yazdıklarından aynen aldım)
(Civarik yine bir ilke imza atıyor..Müze fikri Köln doğumlu on bir yaşındaki bir Civarikli lise öğrencisi Helin Ateş’in fikridir. Helin babasına “köyde müze açılırsa çalışırım” der. Babası müze için ne yaparsın der. Helin ben “Almanca kataloğumu, ablalarım İngilizce ve Fransızca kataloğlarını hazırlar der. Bunun üzerinde düşünmeye başlayan babası “ neden olmasın” der.)
Bu diyaloğ bana edebiyatımızda “Senin adın Mustafa benim adım Mustafa bundan böyle senin adın Kemal olsunu” anımsattı. Bundan sonra bizimde bir müzemiz olsun. İşte iki Ateş Civarik İlkokulunu bu hikaye ile müzeye dönüştürüyor. Müze gerekçesi ise “kataloğ”!
Çocuksu bir düşünce, egosu ateş basanlar için bir mana ifade eder. Civarik köy okulu belli bir karşılık verilerek bölümlere ayrıldığı sanırım üç yılı buldu. Ben burada masum Helin’in temiz duygularının istismar edilmesine ve olmayacak bir sözün verilmesine üzülüyorum. “İyi ki Okulu cami yapmadılar” diye de teselli buluyorum.
Sayın Ateş, Helin’in isteği ile yola çıkıp, örneğin Dr. Sait’in eserlerini, eşyası kitapları hakkında yazılanları yanında diğer kişilerin yazılmış yazılacak sanat dahil bir çok değerleri (Fetih’in basılı kitapları gibi) geçmişle birleştirerek çağı korumaya alma, Civarik nostaljisi ile ilgili her şeyi örneğin halı-kilim el dokumaları, dıstari, hangaji, nire, sıpıye vs.den söz edemez miydin?. Edemezdin çünkü o zaman Ateş ailesi dışına taşmış olurdun! Ya “Sayın Süleyman Ateş” yazmana ne demeli? Dost sırası geldiğinde yanlışı söyleyendir, ben söylüyorum.
Görüyorsun seni ikaz etmem zorunlu oldu, ağabeyinım lütfen alınma, Ama beni anla . Ailesinin sınırını aşamayan bu aile egosuna” köylüce düşünme” diyorum.
M. Ali Sevgili kardeş
Bu ayrıştırma politikasından vakit bitmemişken (her kimse) vaz geçin. Saitler gibi değerlere komplo kuran, onları haince öldüren, bilinci inanç bilincine bağlı yobaz, gericiler. Bu yosunlu su gölünün suyu değişmedikçe hep leş kokusu gelir. Buna devam doğanızla çelişki olur. Çok kısa zamanda bu parti ile ilişkinin kesildiğini duymak beni ve eminim ki tüm Civariklileri mutlu edecektir. O zaman yaşamamızdaki birliğin yanında canların bedenlerine birlikte sahiplenir onları anıt mezarında anılarıyla baş başa bırakabiliriz. Sevgiler ve esenlikler H.AKAR

Bu Makale Yoruma Kapalı.

Arama

ARŞİV

Aralık 2018
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Mar    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  
Ziyaretçi Sayısı: