Önsöz

              Devleti Yönetenlerin “Dersim Mantığı”!

             1935’te çıkarılan “Tunceli” Kanunun 1937-38 uygulaması, Dersim halkının kırılmasını, yörenin kültür değerlerinin yok edilmesini sağlamakla kalmadı, Dersim coğrafyasında, devletin resmi ideolojisi olarak pekişti. Yeni Cumhuriyet idaresinde, bu yaklaşımı yaşama geçirmeyi, devlet yönetiminde yöntem edinenler; insan haklarını, çağdaşlığı, Cumhuriyet ilkelerini bilmeyen, yasayı “ferman”dan ayırabilecek becerileri olmayan, Osmanlı geleneğine aşina, baskı, şiddetten yana kimselerdi.
          Bu mantığın, bugün de devam ettirildiğini üzülerek belirtiyoruz.
          Dersim’de; orman yakma, ev yıkma, tutuklama, tutukluyu yok etme, faili meçhul cinayet, anadil yasağı, gıda ambargosu, seyahat gibi her türlü hürriyeti kısıtlayıcı, şiddet içeren ezici yaptırımlar, yargıdan uzak, bu mantığın koruması altında. Öylesine ki birçok maceraperest bu coğrafyada ,her türden eşkıyalık yaptıktan sora kayıplara karışabiliyor.
          Bu da “devlet terörünün” canlı tutulmasını sağlıyor: Devlet orman yakıyor, “içinde terörist barınmasın”; katırını öldürüyor, “terörist binmesin”; gıda ambargosu uyguluyor, “terörist yemesin”. Ev basma, köy kuşatma “terörist bulmak içindir!
         Bugün gelinen noktada, her türlü yolla ezmeyi öngören bu yaklaşım, “bir üst kimlik”, yani ırkçılık adına yapılmaktadır. Çoğunlukla Dersim’de uygulanır, hep de sorgusuz atlatılır…
         Bu yaklaşımla, devlet yönetmenin kolayını bulan cumhuriyet hükümetlerinin, yaşama geçirdiği, kanıksadığı ve adına da “Dersim Mantığı dedikleri uygulama budur…
        Yoksa, gündüz gözüyle köyleri kuşatan, köylünün göz nuru emeği üzerine, evlerini yıkan, ormanını yakan, tutukladığı tutukluların kaybından sorumlu tutulmayan, helikopter içindeki güvenlik güçlerinin “kurt uluması” Dersim semalarında yansırken; dönemin Başbakanı Çiller, İçişleri Bakanı Menteşe , dert yanan muhtarlara:
         “Muhtarlar o helikopterler bizim değil, onlar Rus, Afgan, Ermeni veya PKK helikopterleri” diyebilir mi?
           Devleti yönetenler, bu baskı ve şiddet yaklaşımını şöyle dillendirebiliyor:  “Kürt kimliğini yok sayan ve yalnız şiddet kullanarak karşısındakini her türlü yolla ezmeyi öngören yaklaşım? Buna “Dersim Mantığı” deniliyor.
          İşte, Dersim Çığlığı  tümcenin yansıyan resmi!
          Zeka düzeyleri, “bölücülük” yaygarasının üstüne çıkamayan yöneticiler, böylece  bu güzel ülkeyi soydu ve bitkisel hayata soktu. Bunların “Çakıl taşı edebiyatı” ile “ayrılma”, “bölme”, “bölücü” gibi; ırkları, inançları çatıştırma, birini öne, diğerini arkaya iterken “öküz altında buzağı aramasın”lar…
           Ben bu ülkeyi çok seviyorum: Güçlenmesini istiyorum, birliğinden yanayım, insanlarını seviyorum kardeşliğinden yanayım, AB’ne girmesini istiyorum, halkın bilinç ve ekonomik güçlülüğünden yanayım. Türk ve Kürt halkı bin yıl beraber kardeşçe yaşadı ve yaşayacaktır. “Ne mutlu öylesi birliğe…
          
Ateş düştüğü yeri yakar”. “Dersim” ateşin düştüğü yerdir. Yanan bedenlerin, közleşen yüreklerin yansıması da; “Dersim Çığlığı”…
           Çektiğimiz çileleri, uğradığımız zulmü taşıyamaz olduk, kanıt gösteriyoruz, dil döküyoruz, inandıramıyoruz, yazdıklarımız, çizdiklerimiz potansiyel suç oluyor, gerisin geri, üstümüze geliyor.
           Yakamız zulmün elinde, can zorda, yürek kafeste çığlık çığlığa, birine anlatamadık diyemiyorum, bir anlayanı bulamadık.
           Acılarımızı ağıtlarımız taşıyamadı, sazımızı, sözümüzü dinleyen olmadı, dert çok, acılar içimizde kördüğüm…
           Umutlarımızı dorukların yeline, sevdalarımızı Munzur’un sularına kaptırdık. Onlar, Munzur Vadisinde alabalıklarla ölüm orucunda, Munzur’un önüne çekilecek “kör duvar” bittikten sonra suyun toplanması, tüm canlıların ölümü olacak. Evet, Dersim’i doğası ile boğacaklar suya.
           Acılar coğrafyasının bu çığlığına: Siz ister, buna düz yazı; nesir, epik veya lirik şiir, eleştiri, ezop dili, mizah, siyasi nitelikli yazı, ne derseniz, deyin.
           Ben diyorum ki bunların tümü ateşin düştüğü anın ve yerin çığlıklarıdır. Tekrarı ve inilti benzerliği, çığlığın içgüdüsünde, yapısında var. Hoş görünüze sığınıyor, sizinle paylaşmak istiyorum.  
          Hüseyin Akar
         Temmuz  2003   BODRUM

Arama

ARŞİV

Kasım 2018
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Mar    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930  
Ziyaretçi Sayısı: