[Dersim Civarik]

Image-14Image-18

Dersim- civarik İki Uçlu Yaşam

1-Yayıncı notu (ön söz)
2-Civarik te doğa ve İnsan,
3-Civarikten kesitler,
4-İki Uçlu Yaşam    Sey Qaji, Sey Can, Apo Uşen
5-’38 kırımı ve Civarik
6- “Vatandaş Olmak Türk Olmak” M. Şerif Fırat, Nihal Atsız
7-Saitler Komplosu

              Kitap başlıca altı bölüm altında bir kısmı Dersimce( Dımılı)- Türkçe açıklamalı. Üç bin basılan kitabın 1. baskısı (özellikle yöre halkı tarafından) büyük ilgi ile karşılandı. Toplatma kararı çıkana dek tükendi.

              1-   Yayıncı Notu( Önsöz)
             Belki birileri “Civarik’in sıradan bir köy olduğunu düşünebilir. Ancak Civarik’i anlatırken, oradan çıkanların toplumsal hareketler içinde önemli etkilerinin olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Civarik’ten çıkıp Bingöl-Karer, Muş- Varto’ya dağılan Hormek Aşiretinin yerleşim yeri Bedro-Sülbüs eteklerinde ki Civarik’tir.
           Mehmet Şerif Fırat’ın “Varto Tarihi”, güneş-dil tarih tezi ve “tek ulus” savı sahte secerelere dayanılarak açıklamaya çalışıldığı için “kaynak”(!) kabul edilir. Bu vesile ile aşiretin Civarik’ten göçtüğü somutu bu kitabı “köy” gibi küçük bir yerellikten çıkarır, doğal olarak geneli ilgilendirmiş oluyor.
            Diğer önemli bir husus ise Dersim-Civark’in Dımılı-Zaza Kürtlerin yaşadığı köylerden biri olmasıdır. Aynı gelenek ve kültürün ortaya konulmasında bir numune olarak algılanırsa yanlış olmaz.
            Kitapta ‘38 den sonrasında, Kürt sol hareketi içinde önemli bir şahsiyet olan Civarik’li Dr. Sait Kırmızıtoprak (Şıvan’nın) yetiştiği ortam ve siyasal düşüncelerinin şekillenmesi, yeni dönem Kürt siyaset tarihi, dedesi Bertal Efendi, daha sonra da kendisinin öldürülme biçimleri anlatılıyor. Kürt toplumsal mücadelesi bu üç kuşağı içine alan bu “yazgı”dan doğru dersler çıkarmak durumundadır.
          ’50ler sonrasında ki sol ve Kürt hareket mücadelesi anlatılırken ismi sıkça duyulan Sait Kırmızıtoprak (Dr. Şıvan) kimdir? neden şimşekleri üzerine çeker ve öldürülür? Bu sorular otuz yıla yakındır hep güncel ve yakıcı kalır. 68 bir az da gençliğin kendini aradığı “devrimci paradiğma”ların yayılmasıdır.Bu aniden arayış “beni” bulma girişimidir. Kimi kendine karşı olduğu kapitalizmin sıfatında, kimi burjuva demokrasisinde, kimi ulusal kurtuluş ve sosyalizm zemininde, hatta kimileri karşı-devrim içinde bulunur.
            Dr. Sait Kırmızıtoprak da “38 Dersim katliamında üç yaşında ve öldürülecekler listesinde, her nasılsa kurtulan, yaşamını halkının kurtuluşuna adamış, 1959 Yılında ki “49” lardavası”nda yargılanmış, 1960 larda TİP içinde yetişmiş, DDKO Kürt gençlik hareketinde kendini bulan, “Doğu” mitinglerini yakından izleyen gençlik eylemlerini önemsemekle birlikte ezilen halkın kurtuluşu için yetmeyeceğini görmüş, yüzünü dağlarına sinen halkına çevirmiştir. Bu gerçeklik Dr. Şıvan diye tanıdığımız Sait Kırmızıtoprak’ı tarih sahnesine çıkarır. Bu tarihi yürüyüş “71 darbesiyle de beslenen, komünistlere karşı komplonun bir parçası olarak;Barzani MİT ve Dervişe Sado’ların eliyle kesintiye uğratılmak istenir. Komplonun karşısında ne yazık ki, o dönem “yoldaşlığı” yol arkadaşlığına dönüştürülüp sınıfta kalır. Kendini “Kürt aydını” olarak adlandıranların “ kendini bulma eylemi” nin önüne geçilir. Dünyadaki ulusal kurtuluş hareketleri ve 68 gençlik hareketiyle beslenen yenilgisi ve ardındaki sessizliği bozmaya koyulan TİP, DDKO’dan süzülerek Kürt hareketini yeniden şekillendirmeye yönelen, gelenekleşen Burjuva-feodal ve bölgeci hareketi aşarak evrensel çerçeveye yerleştirmeye çalışan Dr. Şıvan ve embriyon halindeki örgütü fiziki olarak imha ve tasfiye edilir.
           Sait Kırmızıtoprak, politikayı yaşamın içinde sınayarak öğrenen, düşündüğünü pratiğe sokan, cesur atılgan,zeki bir kişiliğe sahiptir. Kendisini ölüme götüren de bu özellikleri..
            Dr Şıvan, halkın öz güvenine inanır ve dayanmak ister. Cetvel ile çizilen ülke sınırları ve parçacı yaklaşımları reddeder. Ulusa, kurtuluşçu ve evrensel bütünlüklü yakışır. Bu anlayışla İ-KDP Genel sekreteri Dr. Abdurahman Qasımlo ile sıcak ilişkiler içindedir. Barzani ile ilişkilerini geliştirirken diğer Kürt oluşumlarını önemsemezlik etmez. Güney ve diğer parçalara gidişinin asıl nedeni Kuzey Kürdistan’da askri, siyasalmücadeleyi geliştirmek ve Ortadoğu’da Kürt haraeketinin birliğini sağlamaktır.
          Dr. Şıvan, Marksizm-Leninizm’e inanır. Bu nedenle ülkesindeki anti-sömürgeciulusal-demokratik devrimin özelliği gereği, sömürgeci ve bir avuç işbirlikçi dışında tüm ulusun, tüm sınıfın ve tabakaların kalkılmasını savunur. Ezilen sınıfların harekete damgaları için özen gösterir. Kürt elit kesiminin temsilcisi olarak değil, halkçı temelde mücadele geliştirmeye çalışır. Bu “Dr. Şıvan sınıf mücadelesinden vazgeçmiş, ağalara karşı yumuşamış..” ya da tersi “ağaları, tutuculuğu eleştirerek ulusal mücadeleye zarar verdi ..uyanık davranmadı..vs vs. yorumlara neden olur. Gerçek olan ise bu iddia sahiplerinin Şıvan ve düşüncelerini kavramakta zorluk çektikleri veya paradokslarından kurtulamayıp anlamak istemedikleridir.
            Bilindiği üzere ikinci dünya savaşı sonrasında soğuk savaşın tırmanışa geçmesi, Asya, Afrika ve Latin Amerika halklarının bağımsızlık hareketinin gelişmesi, “68 gençlik hareketinin dünyada ve bu arada Türkiye ve Kürt halkı içinde de yankısını bulması, hırçınlaşan gerici Amerika ve bağımlı devletlerin yarattıkları “ komünizm sendromu” ile komünistler ve sempatizanları fiziki olarak imhaya tabi tutulur. CİA,MİT, SAVAK, MOSAD gibi kontr-gerilla teşkilatları dünyada iş başındadır. Başta militan sosyalistler olmak üzere, tüm devrimci-demokratlar öldürülmek üzere eller tetiktedir. Ortadoğu’da bir de “belalı Kürt sorunu” ile uğraşmak ayrı bir incelik ister. Zir sömürgecilerle uğraşmak, her yurtseverin gereklerindendir.
         Dr. Şıvan, Süleyman Muini ve arkadaşlarının öldürülmesi sorunu ile ilgili I-KDP polit büro üyesi Dr. Mahmut Osman’ın anlatımları kayda değerdir.
           Barzani’nin; “Dr.Şıvan ile Sait Elçi birlikte gelip Gılala (Güney İran sınırı –yn) da kalsınlar “ tespiti, İran ve Türkiye’nin Güneylilere dayattığı “ İran-KDP’yi Zaho’ya PKK’yi Zele’ye yerleştirerek mücadelesinden uzak tut” . Taktiği ile “Kürdü Kürde denetletmek ve farklı parçalardaki Kürtleri karşı karşıya getirerek birbirine politikası vardır. Ne yazık ki çoğu Kürt bu konuda yeterli duyarlığı gösterememiş ve bölge gerici devletleri ile aynileşmişler.
        “Dr Şıvan geleneğine “bağlı” olduğunu iddia edenler; faydacı, kolay yaklaşımlara sahip olduğu için Dr. Şıvan’ın isminden yararlanırken “katilleri incitmemek” için özenli davrandılar. Bu “özenli” davranış devem ederken onlara hiçbir kazanım sağlamadı . Şıvan geleneğini adeta iğdiş edildi. Sahte “sosyalist” etiketleriyle KaDePe’lileştirildiler, Neco (Necmettin Büyükkaya) bu değerlendirme dışıdır. Dr. Şıvan’ın yaratıcılığı, atılganlığı, üretkenliği, geleneksel Kürt siyasetini ve kendini sorgulamayı zorunlu kılıyordu. Bunun için O’nun yönelimlerinin içini boşaltıp saptırarak süreç içinde ismi terk edilir oldu.
          Dr Şıvan aileden aldığı mazdaist-Alevi geleneklerle hoş görü anlayışı daha sonra laik düşüncelerle beslenmiş, üniversite ve mesleki yıllarında evrensel ve Marksist düşüncelere ulaşan yürekli bir önder.
           Diğer yandan Nakşibendi Arap-İslam inançlarıyla eslenen, Kürt hareketini kendisiyle özdeşleştiren,kendi içinde anti-demokratik Barzani ve etkisindeki neferlerinin Dr. Şıvan, Süleyman Muini gibi sosyalist önderlere içgüdüsel olarak tahammül edememeleri, Amerika ve işbirlikçilerinin politikalarına uygun tasfiyelerine yönelmeleri vardır.
          Barzaniler, ABD’nin Ortadoğu’daki politikalarına kilitlenmişlerdir. Bunu ABD ve dolaysıyla Türkiye ve İran’a kanıtlamak, bu devletlerden gerekli yardımı almak içide komployu tertipleme gereğini duyarlar. Bu komploda Dr. Şıvan, Süleyman Muini ve arkadaşları uygun hedef olarak seçilir.
         Gerçek ise; kısmi ideolojik ayrılıkları olmasına rağmen, iki Sait’in birbirini fiziki olarak ortada kaldırma durumu yoktur. İddia edildiği şekilde Sait Elçi Musul’a ardından da Zaho’ya götürülürken MİT’in yönlendirilmesine tabidir. Dr. Şıvan’ın da Sait Elçi ile görüştürülmek üzere çağrıldığı Zaho’ya geldiklerinde Sait Elçi’nin olmadığı ve kaybedildiği öğrenilir. Bundan üç ay sonra da Dr. Şıvan tutuklanır.
           Dikkati çeken bir diğer husus ise, otuz yılı aşkın bir süredir. Olayın içinde olanların Sait’lerin öldürülmelerini açığa çıkararak, derslerin alınması konusundaki aydın olmayan davranışlarıdır. Durum ister istemez Barzani’ye diyetleri ve verilmiş sözleri olduğunu hatırlatır. Bu Kürt aydın tavrını da sorgulamamız gerekliliğini ortaya koymaktadır. Osman Aydın Dr. Şıvan’ın “Kürt Millet Hareketleri ve Irak’ta Kürdistan İhtilalı” kitabına yazdığı ön sözde “…süren kardeş kavgasında ve yönetim sancıları devem ettiği sürece bu konuy tartışmanın spekülasyonlara yol açacağı düşüncesiyle şimdilik susulması gerektiğini düşünüyorum” belirlemesinde bulunur. Bu belirlemenin aydın tavrı ile ne kadar bağdaştığı yada “Kürt Harekatı çıkarına “ olduğu tartışmalı ve de kuşkuludur. Bu sancıların bitmesine çoklarımızın ömrü yetmeyeceğine göre; tarihimiz karanlık olaylar zinciri ile devem ede durur. Yaşayacaklarımız ise, çirkin tekerrür olur. Kürt Kürdün cesedini, kellesini satacak kadar canavarlaşıyor ve aydının diyenler buna karşı gerekli tavrı alamıyorsa, bırakalım aydının “insanlığı” tartışılırsa yeridir.
         Tüm olanlara rağmen, bu gün gücünü Kürt halkından alan bağımsızlık ve özgürlük hareketi, “70’ lerin ikinci yarısından sonra yeniden doğruldu.Tarih sahnesine çok güçlü bir biçimde çıktı. Ümit ediyoruz ki elinizdeki kitap eleştiri ve katkılarla desteklenir ve tarihimizdeki sis perdeleri aralanarak, geleceğe aydın bir kafa ile yaklaşmamıza yardımcı olur.

             Arka kapak notu:
           
“Kendisi de Civarikli olan Hüseyin Akar’ın yazdığı Dersim- Civarik İki Uçlu Yaşam kitabı; doğası, günlük yaşamı, acısı aşkı ve aşkın  kişilikleriyle bir yöreyi ve insanını anlatan bir çalışma. “Kültür”ün en kısa ve özlü tanımlarından biri “yaşamla ilgili her şey” olarak yapılıyor. Elinizde ki bu kitap Civarik özelinde heterodoks Alevi-Kürt kültürünü renkli biçimde yansıtarak kendi yerelliğinin ötesine de sesleniyor.
           Kitabın en özgün ve çarpıcı yönlerinden biri de Dersim’in ünlü şairi Sey Qaji’nin hayatı ve şiirlerinin ilk kez yazılı hale getirilmesidir Eserde yer isimleri yazılırken, özgün Kürtçe alfabe esas alınmıştır. yer ve şahıs isimleri sesleniş biçimleri esas alınarak aktarılmıştır. Kitabın son bölümünde Hüseyin Akar, Civarik kökenli en politik ve tanınmış kişi, trajik ölümünden sonra adına siyasal hareketler oluşturulacak kadar etkili, karizma tik bir Kürt martını olan köylüsü ve akrabası Dr. Sait Kırmızıtoprak’ın yine bir Kürt lideri olan Sait Elçi ile aynı zamanda öldürülmesi olayını irdeleyerek, bu esrara büründürülmüş olayı, daha doğrusu komployu aydınlatacak yeni bilgi ve ip uçlarını sunuyor.”
         Dr. Sait Kırmızıtoprak ile arkadaşlarının katledişleri, Süleymen Muini, Mele Eware ve arkadaşlarının öldürülerek, cesetlerinin faşist İran Şah rejimine teslim edilmeleri, Türkiye’de Deniz Gezmiş,Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ların idamları, Mahir çayan ve on arkadaşının Kızıldere’de katledilmeleri, İbrahim Kaypakkaya’nın Diyarbekir zindanlarında lime lime edilerek işkence ile öldürülmesi, Che’nin katledilmesi vb. dünyanın bir çok yerinde aynı tarzdaki bir dizi olay önem itibarı ile anlaşılmaksızın bu olayı da ortaya çıkarmak zorlaşacaktır. Bu açıklığı ve tutumu Kürt dahil, genel burjuva milliyetçiliğinden beklemek ise yanıltıcı olur.”

Arama

ARŞİV

Temmuz 2018
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Mar    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  
Ziyaretçi Sayısı: