71- Ahmet Can Akyol

               1962 Tunceli doğumlu. A. Can Akyol, şiire, lirik duygularla, ruhbilimsel çağrışımlarla, buruk bir yüreğin kıpırtısıyla başladı.
“Hüznün İsyanı
Yaralı günlerin tutanakçısıyım
         boş kovanlardan arda kalan
Yüreğim burkulur
Ne zaman
       düşmüş ve üşümüş bir yapak görsem
Kelepçeden süzülürken kan
        ve sevgiyi vurulurken gördüm
                                                             susamam
Gözü yaşlı gecelerimi
           seherlere haykırsam
                                    duyuramam
Artık
Her sonbalar geldiğinde
Sohbetler hüznü söyler Susturamam ”
           Acı içeren, ezik izli günlerin ardında, dost yaklaşımları arayan; yalın dili, anlaşılır imgele riyle umut olur, sevgiye doğru akar:
“..patlayıncak bir ses 
Nelere tanık olmadık ki
nelere yetmez
içimizdeki nefes”

               “Bir devinen tohumda umut bulduktan sonra 
                  Yürek güneşe döner bahar bekler ömrümüz.”

         Yiğitliğin, mertliğin kol gezdiği, dorukların katı doğasında dolaşır, acıyı sevgiye» banar, öyle ister.
“Burası dağların çığlık yeridir
el basarnam yarama
Ve ben gecenin pusu vaktinydeyim / duyurmayın anama ” ve susamış özleme ko¬şar:
“… oysa ne çok istemiştim ben de / ak duvaklı kır çiçekleriyle süsleyip yüreğini yüreklere veren bir kızı /ölesiye sevmeyi”
Dersim, kitlelerin göç yeri. Bu göçler olmazsa, Anadolu renksiz kalır. Munzur aka aka bitmez. Ne var ki:
“göç olur Dersim / vatansız kalır çocuklar”
“… olancası yaşam biçimim /kendi başıma bela olmuşum”
A.Can Akyol, duygusal çağrışımlara yaslanır, evrensel güzelliklere uzanmasını da bilir. “Özgürlüğün Dünyacasım “, yüce bir duygu olarak esinler.
“Bir şiir yazmalı / bir araya gelip dünyanın bütün şairleri
Bir resim yapmalı /bütün renkleriyle doğanın
yeryüzünün bütün ressamları
Bir şarkı olmalı / bütün insanlar söylemeli onu
Bir kelime / her yerde anlamı özgürlük / ve bir sözlük
dünyada karşlığı aynı olmalı”
Şairimiz; olaylara, nesnelere ve kişilere iyimser bakar. “Uslanmaz Sevda “da yü¬celikleri sorgular:
“… delikanlı duyguları depreştiği yerlere
Ne uslanmaz sevda bu
… Ben suları eskimeyen nehirlere sözlüyüm”
Ne kadar uzaklaşsa da, ne kadar Dersim göç etse ve “vatansız kalır çocuklar” de-
se de, o, yine Dersim’e “sözlü” alabalıklarla tersine döner, Munzur’un kırk gözesin-
de yüzer:
“Yazları mor ise/Akşamı çivite boyamış ellerimiz Duvağı su/Başı serin yayla akşamlarını”
A.Can Akyol için, bir kültür algılaması olan inançta; saz, telden tele, gönül hoş¬luğuna yol verir. “Hu” bu güzellerin kaynağı erenlere selamdır. “Semah”, bu sevda¬nın bir baş dönmesi, “Destur” evrensel değerlerin önceliğinedir.
“Cem olurmuş vaktiymiş her güzellik semah için Söz değermiş telden tele muhabbet dostaymış Ay düşürsün şavkını gönüller hoş olsun diye Desturlar sevda içinmiş Selamı ‘hu’diyen erenlere gidermiş”
Genç şairimiz, “Fil dişi kuleleri” kendine yer etme uğraşısı içinde değil. Dolam¬baçlı imgeler ve vurgularla da, şiirin “anlaşılmasını” güçleştirmiyor. Lirik bir anlatım içinde “acemisiyim” veya “ustalaştır beni” derken, bununla bile, “usta” olduğunu kanıtlıyor ve başarıyı tutkunluğa, aşka bağlıyor:
Aşkın acemisiyim ve şiirim / Yine de yangınlara söylemiştim ömrümü Aşsız olabilirim kimbilir işsiz / Seherlere sun işlemek kimlerin işi Yurtsuz kalabilirim belki/Ama volkan gibi bir isyan taşırım senin için Gel avuçla yüreğimi / Ustalaştır beni

“… Gözlerimi
Gözlerinde unuttum
Gözlerinde seviyi gördüm”
“Üşüyorum şu an
Sıcaklığın olsa da sarsam canıma

Arama

ARŞİV

Temmuz 2018
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Mar    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  
Ziyaretçi Sayısı: