04- Ahmet Nüzhet

AHMET NÜZHET BEY     
                Ahmet Nüzhet Saraçoğlu 
               (TBMM 1. Devre Ergani Mebusu)

“1861’de Tunceli ilinin Çemişgezek İlçsinde doğdu. Saraçzade İsmail Hakkı bey’in oğludur. İlk ve orta öğrenimini Çemişgezek Medresesinde tamamladıktan sonra 13 Aralık 1887’de Dersim Mukavalat Muhariri (Noter) olarak devlet hizmetine girdi. 13 Haziran 1880’de Kızılklise (Nazimiye), 13 Nisan 1892’de Çemişgezek ve Mazgirt Nüfus Memurluklarında görevlendirildi. 3 Aralık 1900’den 4 Aralık 1901’e, 13 Temmuz  1902’den 4 Ocak 1903’e kadar Ovacık Kaymakamlığına vekalet etti. 28 Haziran 1903’te Nazimiye ilçesi Aşar memuru oldu. 13 Eylül 1907’de Çarsancak (Akpazar) ilçesi Aşar-Ambar Memurluğuna nakledildi. Bu arada  13 Ekim 1903-28 Haziran 1905 arası Ovacık Kaymakam Vekaletinde bulundu. 20 Aralık 1909’da Vaskovan(Akçapınar), 21 Ağustos 1911’de Sin (Geyiksuyu), 6 Aralık 1911’de Muhundu (Darıkent) Nahiye Müdürü olarak görev aldı. 4 Nisan 1918’de İringil Bucak Müdürlüğüne atandı. Çemişgezek Kaymakam vekili bulunduğu sırada TBMM’nin I. Dönemi için 1920’de yapılan seçimlerde Ergani Milletvekili olarak 1 Haziran 1920’de Meclis’e katıldı. Meclis’te İrşad ve Tasarı Komisyonlarında çalıştı. 2. toplantı yılında İrşad Komisyonunun Katipliğini yaptı. Dönem sonu memeleketine döndü. 25 Eylül 1928’de memuriyetten emekliye ayrıldı. 12 Aralık 1942 yılında öldü. Evli ve 4 çocuk babası idi…”(Türk Parlamento Tarihi)
               Ahmet Nüzhet Bey’in (“Nüzhet Baba”), düzenli bir öğrenimi yok. Medrese tahsili görmüş. Aldığı eğitimin gereğince iyi bir dindar, koyu bir tarikatçıdır. İlk mesleğe girişte atandığı Dersim’de kendi deyimi ile “Devlet ve Hükümet saymayan halkı” mistik görüşle yönetmek ister. İlk yaptırımı medresede öğrendiğini halka öğretmek olur. Bunda başarılı olamayınca “zora” başvurur. Değişik baskılar dener. Kutuderesi’nde Nahiye Müdürlüğü görevinde iken; halkı tehdit etmek için, “Bir sene yağmur yağdırmayacağını” söyleyecek kadar ileri gider. Ancak halkın Alevi olması,”hurafeye” pabuç bırakmaması, Nüzhet Baba’ya güç anlar yaşatır. Görevi süresince, halkın şikayeti üzerine; yerinin değiştirildiği, başka yere atandığı, sürgün edildiği, hatta açığa alındığı görülüyor.
                Ahmet Nüzhet Bey, Dersim’de yaşamın katı gerçekleri ile karşılaşır. Güçlü deneyimler kazanır. Tepeden inme ile halkla bütünleşemeyeceğini  anlar. Zaman içinde, koyu dindarlığı, tarikatçı kişiliğinde, kibar ve hoşgörülü Bektaşi tipine, insanı kutsal sayan yaşam biçimine dönüşür. İnsanlar, inançlar arasında fark görmeyen, hoş bir “hümanist” olur. Her gördüğü ile dertleşen her düşünceye saygı duyan, her yola giden, her inancı paylaşan,her sofradan lokma alan,her ortama uyan “Nüzhet Baba” olur. Yapıtlarında; sofiyane (mistik) konular  felsefi  edalar dahil, çok renkliliğini görmek olası.
               “Nüzhet Baba”,birçok şiir ve yazılarını, el yazısı ile “eski Türkçe” olarak defterlere geçirmiş. Ne yazık ki çok büyük bir edebi kıymet olan “Nüzhet Baba’nın”, bu güne dek basılmış bir eseri yoktur.
                Sanırım  tam olmasa da;  hayatı ve kimi şiirlerini  derlemek (kısmende olsa Osmanlıcadan arındırmak) bu eserle adını duyurmak yazmak ilk kez bize nasip oluyor.
              Nüzhet Baba ; değişik hicivleri taşlamaları, şiirleri , konuşmaları ile bozuk düzenin sakat yanlarını coşku ile eleştirir. Dürüstlüğü yanınada iç dünyanın renkliliği çok yönlü, hareketli kişiliğini yanısıtır. Söylemlerinde ‘’ süzgeç’’ yok. Sakarya savaşı günlerinde TBMM nin 1. Ergani Mebusudur. Millet vekillerini yüreklendirmek için Meclis tahtasına – irticalen- anında şu taşlamayı yazar:

Kabız olmuş ise alemi İslam bütün
İngiliz tuzu içer Malta’da, Yunan sı….rız
Afganistan kadehi ile çekeriz Hint yağını
Gah Loit  Core , gah Gürzon gahi Kostan sı…rız

Bolşevikler ile teşrik –i mesai ederiz
Kızıl Ordu gibi terafa kızıl kan sı…rız
O köpekler ne bilir damladan ümman sı…rız
Ecnebiler dil uzatmış Arabistan bokuna
Sonra bilmez işeriz ağzına sı…rız
Boklarız ortalığı pak edemez deryalar
Neticede İngiliz’in burnana sulu sı…rız
Ermeni milletine ver bu heyamı Nüzhet
Her sabah Ali Kemal üstüne mihrap sı…rız 
   
          Nüzhet Baba’nın renkli kişiliğinde ön cephe ‘’ kahramanlığı’’ yanında , arka cephe kapısı da var ve açık :
İhtiyar oldum elimde ihtiyarım kalmamış
Güçsüzüm alem içinde, itibarım kalmamış
Bu tahlihimin aksi devrinden şikayet eylemem
Ahuzarım gizlidir bir aşıkarım kalmamış

Öğrendiklerine kuskuyla bakar . Tarikatçıdır , meyhaneye gider, inançlıdır, inanır ama tanrı’nın ‘’gökteki varlığına ‘’ inanmaz:

Yanıp kül olup ince elekten elendim
Meyhane düzergahına düştüm tepelendim
Doldursa gökeleri bu feryad-ı bülendim
Korkum bu ki ama gider Allah’ı göremem

‘’Nüzhet Baba ‘’, meşhur ‘’ Sarhoşname’’ sinde , Bektaşileri imrendiren beyitler dizer.
               Bir mey ‘le olup Adem ve Havva’sı da sarhoş 
               Ol cam ile iblisi de iğvası da sarhoş
               Mesd-i ezelidir ki döner başının semanın
                Arşın bile ta kubbesinin tasıda sarhoş
Yanıp yakılıp durma hararetle şarap iç
Nazım ile beni taşlama ! Ey zahid-i hodbin
Musa’sı da , Davud ‘u da , İsa ‘sı da sarhoş
Madem ki peygamber ve Mevlası
da sarhoş

Ahmet Nüzhet , renkli kişiliği, çekici konuşmaları ,tatlı nüktedeleriyle Meclis’te de çok kişinin derin sevgisni kazanır. Ancak , Ergani Mebusu Celal Nuri, ‘’Baba’’nın kimi yönlerini beyenmez. O eleştiriye ‘’ Sorma’’ kasidesiyle cevap verir:
                                          SORMA
            Bu meygedenin mesd harabatını sorma
            Halkın karışık tarihini halini bilmem
             Kuran-ı Kerim ‘in itibarını sorma
            Ariflere her remz ü işaratını sorma
             Bil kadrini Celal Nuri hayatın
             Gir mederese –yi aşktan öğren salvatın
             Bir hak nefes al kır putunu , kır gıravatı
             Nühed Dede ‘nin haşmet ve darahatını sorma

             Çok iyi bildiği varsayılan; var oluş, yok oluş ve kıyamete; ”Yere girsin bu geliş, böyle duruş, böyle gidiş” der.Sofuları,cennet-cehennemi eleştirir. ”Dilde gam, bata bela eldeki sermaye nedir? diyerek “Bektaşi” edasıyla yakınır.

Beşerin bunca telaş eylediği gaye nedir
Her gelen avdet eder alem-i ahiret nedir
Beni eğlence edip attı beşikten beşiğe
Sürünür hem sevinir bir sürü bivaye nedir

        Ahmet Nüzhet,anlatılmayacak kadar yönlü.En iyisi birkaç tiplemesi ile sözü özüne bırakalım:

                            GÖNÜL KUŞU
Hozat ellerinin şair başları
Gönül kuşu hangi güle dolanmış
Gözlerinden akan sel yaşları
Korkarım ki aklın sele dolaşmış
          Bir güzele çok mektup yazdın
          Kimin tutkunusun,kime ağladın
          Sanma ki ağladığını dağladın
          Ol kahbe çok elden ele dolaşmış
Yaşama mı ölmeye mi aşıksın
Acı vermeyi devama mı aşıksın
Lut’a mı Manat’a mı aşıksın
Deneyimli aşkına hile dolaşmış
           Bir iz kalmasın neşe ve acıdan
           Ayrıl ayrıl artık iyi ve kötüden
           Özüne en yakını öğren ayetten
            Okumadın fikrin yele dolaşmış
Aşık nerden gelip nere gidersin
Aldanma yanlış yere gidersin
Ne bir pire ne bir sere gidersen

Be hey budala başın ele dolaşmış
            Gönül verdin bu dilberin kaşına
             Işıldayan simsiyah saçlarına
             İsterse girmiş olsun on üç yaşına
             Yazık gönlün kıldan kıla dolaşır
Gel ayrıl,iki uçlu yaşama el eyle
Hayatın sevincinden arın öyle
Nüzhet her saz ile ibadet eyle
Koy desinler telden tele dolaşmış

                                                      HİCVİYE (İttihatçılar İçin)
Kırılsın bütün kalemler ve onları tutan parmaklar
Niçin açıklayıp yazmaz nedir bu fırıldaklar
Halkın kanını emiyor bu dernekler bu oymaklar
Kenef etrafına sanki dizilmiş taze bardaklar

Bu mülkün sahibi kimdir düşünmez mi bu ahmaklar
Çekil artık yeter ey kahpeler,kancıklar,alçaklar
              İnanç bahçıvanını öldürüp bağı harap ettin
              Kiliseler,nice Kabeleri yerle bir ettin
              Zevk esiri oldun bilmem nedendir çok değiştin
              Kız oynattın kemave tef çalup şarap ettin
               Bunu görmeye tanık bu yaşamaklar bu kalpaklar
               Çekil artık yeter ey kahpeler,kancıklar,alçaklar
Kırmak hürriyet midir soykırım mıdır bilmem
Bu milletin malını yok etmeye niyet midir bilmem
Bu bir boktan birleşme mi yoksa cemiyet midir bilmem
Bu dizelerle ölürsem iyi ettiğim söylenir mi bilmem
Çalınsın başına Nemrudi gibi ateşten tokmaklar
Çekil artık yeter ey kahpeler,kancıklar,alçaklar
             Edepsiz gözlüğün tak sıkça bak ortalık savaş oldu
             Kadınlar sayenizde dul kalıp bağrı yanık oldu
             Ocaklar söndü,evler yıkıldı,kapılar açılmaz oldu 
             Memleket yıkılmış baykuş  karga yuvası oldu
             Sizi lanetliyor  sabah akşam ağlar bu topraklar
             Çekil artık yeter ey kahbeler kancıklar alçaklar
               ……………………………………………………………………
Bırak ya tanrı bu zalimler bu alçaklar tarumar olsun
Dağılsın zulüm bulutları birlik bereberlik açık olsun
Gebersin  bu köpekler yerleri cehennem ateşi olsun
Bu dizelerin sahibi bu hal uğruna feda olsun
Gider şimdiden  geri durmaz bu çaylak bu laklaklar.
Çekil artık yeter ey ahmaklar kancıklar alçaklar

Arama

ARŞİV

Şubat 2018
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Mar    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728  
Ziyaretçi Sayısı: