35- Aşık Daimi

  
          AŞIK   DAİMİ
          Asıl adı, İsmail Aydın’dır. Seyit olan dedesi, 1877 Osmanlı-Rus  Savaşı’nda, Dersim’den Erzincan’ın Tercan ilçesine göçer.
         Ali Baba Oğullan’ndan Baba Daimi, 1.Dünya Savaşı’nda Tercan’dan İstanbul’a taşı­nır.
         Âşık Daimî, 1932 yılında İstanbul’da doğ­du. Daimî’nin iki dedesi de saz çalardı. Daimî, saz çalmayı bu iki dededen öğrendi. O günden ölene dek sazı elinden düşürmeyen Daimi , önceleri usta malı sanat eserlerini seslendirdi. Sonraları geleneksel halk türünden hareketle, toplumun içinde dolaşarak çağın hoşgörülü gelişimine uydu.Din mezhep ayırımı yapmadı, yetmiş iki milleti bir bildi. Zorbalık ve haksızlıklara karşı duyarlı oldu. Onun için insan, tek kutsanacak, yükseltile­cek varlıktır. Âşık Daimî, sonraları kendi şiirlerini beste­leyerek okudu.
          İstanbul’dan ayrılarak bir süre baba diya­rında kalan Âşık, 1950 yılında evlendi ve iki kızı  iki oğlu dünyaya geldi. 1962 yılında bir daha dönmemek üzere İstanbul’a yerleşti.
          TRT Genel Müdürlüğü’nce açılan sınavı kazandı. O tarihten, ölünceye kadar, ka­şeli sanatçı olarak görevini sürdürdü. Zaman zaman yurt dışına çıkarak, sıla özle­mi çeken işçilerimize konserler verdi, yurt içinde Âşıklar Şölenlerine katıldı. Âşık Daimî, 1983 yılında öldü.
                               -1-
Bir seher vaktinde indim bağlara
Öter şeyda bülbül gül yarelenir
Bakmaz mısın sinemdeki dağlara
Derdimi söylesem dil yarelenir
           Boş geçirmeyelim biz bu çağları
           Dolaşalım yaylaları, dağları
           Bir gün gazel döker ömrün bağları
           Eser sam yelleri dal yarelenir
                                Daimî ah eder çeşmim çırağı
                                Dostun muhabbeti cennet otağı
                                Ancak bu dünyada derdim ortağı
                                 Sazım figan eder tel yareleni
  -2-
Bugün canan geldi bize
Dudak saki, diller meze
Yârim tazelerden taze
Koklamaya kıyamam ki
            Benim yârim güle benzer
            Ovada sümbüle benzer
            Şakıyan bülbüle benzer
            Sohbetine doyamam ki
Yıldız gibi muallâkta
 Doğarken gördüm şafakta
 Gerdanında nokta nokta
 Benlerini sayamam ki
               Bozucuya dahil miyim
               Uyurgezer gafil miyim
              Madem Âşık Daimî’yim
              Ben cahile uyamam ki
       – 3-
Kötülüktür, tembelliğin havası
Neymiş ki şu senlik-benlik davası
Âşıkların sözü gönül devası
Sorun, çalışalım bir Allah için
            Dünya güzelliği, sohbet özünen
            Sözü devredelim telli sazınan
            Dolaşalım gelininen kızınan  
            Görüp çalışalım bir Allah için
Bu âşıklık soyu nerden yerişmiş
Adem’den bu yana gelmiş gelişmiş
Ermiş derviş, Allah için çalışmış
Her an çalışalım bir Allah için
            İsmail, çalışan dünya kârıdır
           Adem Baba, âşıkların piridir
            Bin yaşasan kara toprak yerindir
            Durun çalışalım bir Allah için
  – 4-
Kâinatın aynasıyım
Madem ki ben bir insanım
Hakk’ın varlık deryasıyım
Madem ki ben bir insanım
             İnsan Hakk’ta Hak insanda
             Arıyorsan bak insanda
              Çok marifet var insanda
              Madem ki ben bir insanım
Tevrat’ı yazabilirim       
İncil’i dizebilirim
Kuran’ı sezebilirim
Madem ki ben bir insanım
              Bunca temenni dilekler
              Vız gelir çark-ı felekler
              Bana eğilsin melekler
               Madem ki ben bir insanım
Daimî’yim harap benim
Ayaklarda tiirâb benim
Aşk ehline şarap benim
Madem ki ben bir insanım
 -5-
Kendi varlığını bilmeyen âşık
Güvercin olup da uçanı sağlar
Denizler karalar gökler yok iken
Arşın kapısını açanı söyler
              Anlamaz sözünü bilmez kanunu
              Tarif eder kâinatın sonunu
               Daha dikemezken sökük donunu
               Makassız libası biçeni söyler
Cahil değiştirmez çirkin huyunu
Çekemez ardından kazar kuyunu
Haram diye içmez üzüm suyunu
Kevser şarabını içeni söyler ‘
                    Şer solunda imiş hayır solunda
                    Bilenler gezermiş cennet bağında
                    Şu atom devrinde feza çağında
                    Camiden tekkeden kaçanı söyler
Daimî’yim küllüklerde tozanlar
Kötü örnek olur edep bozanlar
Çağın kültürünü alan ozanlar
Bilim ışığını saçanı söyler
                             -6-
Göremiyor isem gerçek varlığı
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar
Sanat edindiysem sahtekârlığı
Sünniyisem Aleviysem  ne çıkar
                İnsanlık giderken hep ileriye
                 Bizler inadına kaldık geriye
                Gelmedikçe cehaletten beriye
                 Sünniyisem Aleviyisem  ne çıkar
Kemaletim, hidayetim olmazsa
Marifet suyundan kabım dolmazsa
Benden insanlığa eser kalmazsa
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar
             Gayet inatçıysam gayet zorbalı
             Gündüz tesbihliysem gece kavgalı
             Olmadıkça insanlığa faydalı
              Sünniyisem Aleviysem ne çıkar
Daimî’yim nefse galip olmazsam
İlme fazilete talip olmazsam
Ele-dile-bele sahip olmazsam
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar

 

 

 

 

 

Arama

ARŞİV

Ekim 2018
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Mar    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  
Ziyaretçi Sayısı: