37- Rıza Topal

            Rıza Topal

                                                             1934 yRIZA TOPAL1ılında Mazgirt ilçesinin Hülman kö­yünde doğdu. Köyündeki ilk öğreniminden sonra Akçadağ Öğretmen Okulu’nu bitirdi.
              Rıza Topal’ı, bir Alman sanat eleştirmeni olan Reinhard Müller-Mehlis, “Bir Kürt Ressa­mı” başlığı altında şöyle tanımlar:
          “İslam inanışında, genç birisinin resim ye­teneğinin ne olduğu pek anlaşılmaz, kabullen­mez. Rıza Topal, kendisini dürten bu yeteneği ile Malatya’daki resim seminerlerine katıldı. Daha sonra, resim bölümünde okudu. Fransız empresiyonistlerini, Pıccasso, Matisse ve Rouait’yi tanıdı. Onun 1961’de resme başlayışı, Doğulu bir öğretmenin yönlendirmesiyle olur. Eski Mısır’ın soyut resimleri, Babil, Hitit gibi sayısız değişik sanat yapıtlarını inceledi. 12 yıl boyunca ilkokul öğretmenliği yaptı. 1969’da Münih Sanat Akademisi’ne girdi. Rudi Trager, bu Enstitü’nün en başarılı kolorisit (renkçisi), kendine özgü tattı (stili) olan Mentor düşünen eğitimcisiydi. Rıza Topal, onun yardımcısı oldu ve bir Kantras meydana geldi. Leonaral ile ay­nı mekanik bir model güneş sistemi, mağnetik bir saat, bir küre, bir Mol (alışveriş merkezi), ışık dalgası, ölçülü bir aynada kökeninden, memleketinden anımsadıkları ve ütopileri… Resim sanatı, Avrupa’da yüzyıllardan, hatta binlerce yıldan beri icra edilir. Sa­nat üzerinde edebi yazılar, eleştiriler, konuşmalar sürüp gider. Geçmişte sanat, mi­tolojik temaları işlerdi, inançları, geleneksel toplum teorilerini  ve törenlerini, o gü­nün yaşanmışlarını, bu konular içinde günümüze sembollerle, şekillerle taşımışlar­dır.
           
Yeni dönemde ise daha başka bir boyutta toplumların varoluş istekleri, özerk (acılı, ağlamaklı, dram sahneleri), duygu yüklü olarak tuvala yansımıştır. 1910 yılın­da romantik ve özleştirici (purismus) sanat alanı, ilk olarak anlaşılır biv> bildirge (manifest) ile ortaya çıkmıştır. Bu devirdeki sanatçılar eski gizemli mitolojik bilgile­rini, kendi yetiştikleri devrin ahlak değerleri ve uygarlık ölçütleri boyutlarında, yo­ğurarak tam bir geRIZA TOPAL 2rçeküstücü olarak ve kendini aşmış gibi adlandırılabilirler. Dü­şünce alanı ve boyutları oldukça genişlemiştir. Bu yapılan resimlerin ancak röprodüksiyonlanı halk müzelerinde görebilmekteyiz.
            
Yahudi asıllı Doğulu Rus ressam Mark Chagall, kendi halkının kurtuluşunu, düş-kırıklığını, karşılaştıkları Avrupa’nın özgür düşünce anlayışının çekiciliği içinde, mistik bir yaklaşımla sanatında ve şiirlerinde dışa vurmuştur. İlk olarak Witebsk Gettosu ‘ndaki bir adamın kendi evini, yurdunu düşleyerek, özgürlük istemini, tanrı inancını, aşk, sadakat, aile birliği, hayvan temalarını sanatında işledi. 1910 yılında ilk kez Paris ‘e geldiğinde onun tarzı ve konuları, herkesi şaşırttı. İzleyicileri olduk­ça etkiledi, hatta büyüledi. Resimlerini sergilediği kendi elçilikleri, bu resimlerin ya­nında adeta modern bir teknikle donatılmış kaldı.
             Rıza Topal, Chagall’a aykırı düşmeden, başka yerdeki kendi toplumunun sürek­liliği, öğrenim ve yaşam tarzını, yazı ve çizim alanında ortaya çıkarmıştır. Rıza To­palda anlatılan söylenceler, ülke sınırlarının dışına çıkmış, ‘Mem u 2in’ gibi halk masallarını, şiirlerini dinlemiş. Mem u 7in, dünyaca bilinen Kürt Botan Aşireti Emi-ri’nin aşk hikayesidir. Bu romantik aşk hikâyesi, 17. yy’da Ahmede Xane tarafından destanlaştırılmış. Kürt dilinin büyük bir bölümü Hint-Avrupa dillerinin etkisi altın­dadır. 
         Rıza Topal’ın annesi, bu halk destanını ağızdan anlatır. Aslında bu destan çift beyitli koşuk şeklindedir. Halk arasında çok değişime uğramıştır. Rıza Topal ise, Mem u Zini araştırarak, memleketinin görünümlerim yansıtarak onun şiirsel aşkını yaz­mış. ‘Onun tanrısı, masalın altın suyunda kayboluyor.’
         O, sanatında, fabel (hayvan konuşmaları), hayali gelin alaylarını, aile ve çocuk­larıyla göç etmek zorunda kalan insanları resmeder. Genç kızları, dut ağacına ben­zetir. Kendisi sıcak ortamdayken, alçak damlı in gibi evlerde, vatandaşlarının üstün­den soğuk rüzgâr eser. Resimlerinde yöresel tına, nişan, grup eğlenceleri gibi, bü­tün bölgesel yansıtmaları bulmak olası. Mevsimleri işliyor resimlerinde, kırsalda ya­zın ağıllarından dağlara salınan, yayılan hayvanların sevincini, sonbaharda tekrar içeri tıkıldıklarındaki mahzunluklarını sergiler. Rıza Topal, çocukluğunda keçi gü­derken saldırıya uğradığı ayıyı bile başarıyla tuvale yansıtabilmiş. Onun şiirleştir-diklerifabel çizgileri, gerçeği yansıtan, öğretime yönelik gücü, kaynağa dayalı. Do­ğasından koparılan, sürgün edilen kırsal Kürt insanlarını çizseydi, metrelerce karı, yürüyecek caddelerin yokluğunu trafiksizliği, aşiret yaşamının gerçek koşullarını çizgiye yansıtamazdı…
            
Rıza Topal, fantazi resimler de yapıyor. Sihirli balçelerde çiçekler açmış, iç açı­cı yeni tarz resimler bunlar. İçeriye, kapıların altından, avlulara ışık giriyor. Akde­niz bitki örtüsü, palmiyeler… Böylece Malta, Sicilya Dorado cennetini de sanatının içine yansıtarak veriyor. Konuk oluşu, sihirle (giz) ve olağanüstülükle işliyor. Resim­leri sevgi ve duygu yüklüdür.” (Almancadan Türkçeye çeviren: Sultan Akar)

Arama

ARŞİV

Nisan 2018
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Mar    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  
Ziyaretçi Sayısı: