67- Cemal Yıldız

            Sait Çiya (Cemal Yıldız)

          Yazılarında Sait Çiya mahlasını kullanan yazarın ismi Cemil Yıldız‘dır. Sait Çiya, Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Akırage (Gözlüçayır) köyünde, 1958 yılında doğdu. Mazgirt Lisesi’ni 1977’de bitirdi. Siyasi faaliyetlerinden dolayı 12 Eylül döneminde birkaç kez gözaltı­na alındı. Tutuklandı. 1990 yılından beri Al­manya’da siyasi sığınmacı olarak yaşamını sür­dürüyor. Evli ve iki oğlu olan yazarın, 1978 yı­lından itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yazı­lan çıktı.
           Yurt dışına çıktıktan sonra Ala Yekiti ve Newroz Ateşi dergilerinde siyaset ve kültür ya­zılan yazdı. Uyana Nû ve Roj gazetelerinin çı­kartılmasında görev aldı. Jiyana Nû ve Roj ga­zetelerimle yazdığı Zaza dili, Dersim tarihi ve Zazalar’la Kürtler arasındaki ilişkileri incele­yen, tartışan yazıları, Kürt siyasi çevrelerinde tartışmalara yol açtı. Bu tartışmalardan sonra bir grup “Zaza kökenli aydın ve yazarla birlikte 1995 yılında Tija Sodıri dergisini çıkardı. Tija Sodıri yayınını yalnızca Zazaca olarak yapıyor. Dergi, ağırlıklı olarak Zaza dili ve tarihi, kültür ve folkloru üzerine yayınını sürdürüyor. Tija Sodıri ‘nin günümüze kadar sözlü alanla sınırlı kalan Zazaca’nın yazı ve edebiyat dili haline gelmesinde önemli bir yeri bulunuyor.
         Sait Çiya, Dersim tarihi, Zaza dili ve onun Kürtçe ile ilişkisinin yanısıra Kürt si­yasi hareketlerinin Zazalar’la ilgili görüşlerini tartıştığı yazılarının bir bölümünü 1998 yılında İstanbul’da Dersim Yazdan adı altında kitap olarak yayınladı. Sait Çi­ya daha çok dil, kültür ve siyaset üzerine yazdığı yazılarını  Tija Sodıri, Ware ve Der­sim dergilerinde devam ettiriyor.
         Sait Çiya, birçok yazılarında Zazalar’ın Kürtler’den ayrı bir topluluk olduğunu savunmaktadır. “Dersim Yazıları” kitabında, savını şöyle savunur: ,
         “… TC kurulduğu dönemden bu yana sözde ‘bilimsel’ çalışma adı altında, Kürt­çe’yi, Zazaca’yı inkâr eden, ‘Türkçe’nin bir lehçesi’ olarak gösteren yüzlerce kitap, tez, yazı yayınladı. Ama, ‘gerçek inatçıdır’ deyiminin ifade ettiği gibi, tüm bu sözde ‘bilimsel’, gerçekte uyduruk görüşler inanırlığını yitirdi. Bugün, resmi görüşün pro­paganda bürolarının bu tür görüşleri, artık dikkate alınmıyor. Kürtçe’nin, Türk­çe’den ayrı bir dil olduğu giderek ortak kabul görüyor…”
            “… ‘Zazaca’nın, Kürtçe’nin lehçesi olduğu’ tezi, dilimizi Kürtçe’nin vesayeti altına almak ve bağımsız gelişmesini engellemek istiyor.”
           
“Lenin, …dil sorununa ilişkin çok doğru bir çözüm önermişti… Lenin’in belirtti­ği demokratik kapitalist toplumun daha ileri olduğunu tekrarlaması zorunlu oluyor. Sömürüye, kâr elde etmeye ve didişmeye dayalı olan kapitalist-toplumda herhangi bir biçimde ulusal barış, ancak, bütün ulusal topluluklarla, dillerin tam hak eşitliğini gü­vence altına alan, resmi zorunlu bir dil tanımayan, halka bütün yerli dillerle öğretim yapacak okullar sağlayan ve Anayasası herhangi bir ulusal topluluğa herhangi bir ayrıcalık verilmesini ve herhangi bir ulusal azınlığın haklarına saldırılmasını önle­yici maddeleri kapsayan, A ‘sından Z’sine demokratik, cumhuriyetçi bir hükümet sis­temiyle sağlanabilir”.
            
“…Bugün Dersim, Diyarbakır, Bingöl ve Varto’da iç içe, yan yana yaşayan, ay­nı köyde ortak bir yaşam sürdüren Khurmanç ve Zaza ‘nın dili tekleşmemekte, kendi temeli üzerinde gelişmektedir. Devrimci tavır yaşamı dikkate alır. Gerçek yaşamın olgularını, iradi kararlarla ortadan kaldırmak, değiştirmek akıl ve mantık dışı ol­makla kalmıyor, anti-demokratik bir özellik gösteriyor. ...”
             “Henüz tüm yönleri ile derlenip yazılmamış, bilimsel olarak incelenmemiş, eği­timde, basın-yayın alanında kullanılmamış ‘lehçeler’i tekleştirmek; ya ne dediğini bilmemek ya da bazı ‘lehçeler’i tasviye etmektir…”
          “…Tüm ‘lehçeler’ her alanda özgürleşmeli, eğilimde, basın-yayında, hayatın her alanında kullanılmalı, farklı ‘lehçeler’i konuşan kesimler arasında iletişim güçlenmeli, birlik doğal yoluna bırakılmalıdır. Khurmanci ve Zazaki’nin birbirine çok ya­kın ve bir dilin lehçeleri olduğunu söyleyenlerin korkmalarına gerek yok, eğer yakın­lık denildiği gibiyse yaşam zaten onları bir araya getirecektir… ”
            “Zazaca ve Khurmancça ‘nın ayrı diller olduğu yönündeki görüş yeni değil. Kürt­çe üzerine inceleme yapan hemen hemen tüm araştırmacılar, Tazaca ve Khurmanc­ça arasındaki farka dikkat çekmiş, bazıları da bunların ayrı diller olduğunu savun­muştur…
            Kütçe’nin, Türkçe’den ayn olduğuna katılmamak olanaksız. Salt bir eril-dişil ni­telemesi, bu iki dilin ayrı dil gruplarından olduğunu göstermeye yeter. Örneğin O geliyor  dendiğinde Türkçede eril dişil olmadığı için kullanılmıyor. Gelen kadın yada  erkek olabildiği gibi bir hayvanda olabiliyor. Oysa Dımılıde “a” ina “o” ıno gibi erkek kadın ayırımı yapılıyor. İnglizce’de  he şhe it gibi Almancadaki der das gibi eril dişil  Türkçede yok Kürtçede de var. Bu nitelik Kürtçeyi, Hint-Avrupa dil grubuna sokuyor. Ancak aynı şey Kürtçe-Zazaca veya Zazaca-Dımıli (Dersimce) için söylenemez.
            Diğer yandan Kürtler’in Zazalar’dan ayn olduğu tezi yeni değil. Nazmi Sevgen’le başlar, Diyarbakır Bölge Valisi ile devam eder. Aynı sav, Zaza-Dımîli için de söz konusu. Tunceliler’in dışlanması veya Tunceliler’in, kendilerini Kürtler’den dış­lamasının tek nedeni inançtır.
            Sait Çiya ve arkadaşlan büyük bir başarıya imza atmışlardır. Dersim’in sazla, sözle bize gelen kültür olgularını  yazı ile pekiştirmişlerdir. Bu lisanın, bir kültürün ürünü olduğunu, güçlü olduğunu kanıtlamışlardır.
            Önemli olan, insanların soyu, inancı, dili, ne olursa olsun, birlikte yaşamalarının  ortak paydasına yönelmek, o paydayı bulmaktır.
                                                             ****

Arama

ARŞİV

Ekim 2018
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Mar    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  
Ziyaretçi Sayısı: