10- Hasan Hayri Bey

 

                HASAN HAYRİ BEY
               
Osmanı Mebusan  ve
                                                                                                          1. TBMHASAN HAYRİ BEYDersim Mebusu

                “1881’de (1497)’de Dersim(Tunceli) Hozat ilçesi Akpınar Köyünde doğdu. Hozat Şeyh Hasanlı aşireti reisi Kankozade Murtaza Ağa’nın oğludur. İlk ve orta öğrenimini Der­sim’de tamamladıktan sonra zamanın kuralları­na göre 3 Ekim 1896’da Harbiye Mektebi Aşiret Sınıfına alındı. 24 Şubat 1898’de Süvari Teğ­men rütbesiyle mezun olarak 4’üncü Ordu emri­ne verildi. Siverek Aşiret Süvari Alayı ‘na atandı. 3Nisan 1900’de 21 ve 23 Nisan 1902’de 22’nci Süvari Alaylarında görevlendirildi. 1 Mart 1908’de bir süre açığa alındı. 27 Nian 1911’de yüzbaşılığa yükseltildi. 16 ‘ncı Aşiret Hafif Süva­ri Alayı Bölük Komutanlığına tayin edildi. 2 Ka­sım 1911’de Aşiret Süvari Müfettişliği 2’nci Karakilise  Fırkası 14’üncü Alay BöJ.ük Komutanı oldu. İhtiyat Süvari 6’ncı Alayda görevli iken 2 Ocak 1916’dan itibaren kıdemli yüzbaşılığa ter­fii onandı. Dersim Ayaklanmasında, Hozat’ın ayaklanmacılara katılmasını önlemek hususundaki gayreti bu ve bu konuda amcasını dahi feda etmesi dikkate alınarak 20 Ağustos 1916’da bin­başılığa yükseldi. 5’nci fırka emrine verildi. Van Askerlik Şubesi Başkanlığı ‘nda görevli iken Os­manlı Mebusun Meclisi’nin son dönemi için ya­pılan seçimde Dersim milletvekili oldu. Ancak kış şartları içinde İstanbul’a gelmesinin mümkün olmadığını 19 Şubat 1920 tarihli telg­rafılyla bildirmesi üzerine 4 Mart’ta izinli sayılmasına karar verildi. Bu döneme ait 1336 (1920) tarihli ‘Tâyini Esami’ defterinde adı kayıtlı olmasına rağmen Meclis ‘e ka­tılıp katılamadığı saptanamadı. Ancak tahsisat bordrosunda adı olmaması ve ödenek almamasından İstanbul’a gitmediği ve doğruca Ankara’ya gelerek 1 Haziran 1920’de TBMM’ne katıldığı anlaşıldı. Meclis’te Sağlık ve Sosyal Yardım, Dilekçe, iktisat ve Milli Savunma Komisyonlarında çalıştı. Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk Gru­bu’nun kurulmasında muhalefetteki II. Grup’ta ygr aldı. Dönem içinde biri gizli otu­rumda olmak üzere (11) konuşma yaptı. (13) soru ve yerel sorunlara dair (3) gensoru önergesi verdi. Ayrıca bir kanun önerisinde bulundu. Milletvekilliği I. Dönem ‘de sona erince memleketine döndü. Evvelce milletvekili seçilmesi dolayısıyla 23 Şubat 1920’de vâki istifası 19 Aralık 1923 tarih ve 385 sayılı Kanun ile geçersiz sayılarak 2 Mart 1925’te askerlikten emekliye ayrıldı. 13 Şubat 1925’te başlayan ve 31 Mayıs 1925’te kesin olarak bastırılan Şeyh Sait Ayaklanması ‘nda Doğu illerinin bir kısmını Anava­tandan ayırarak bağımsız bir Kürt Devleti kurulmasını hedef ulan ayaklanmacılara yardım suretiyle eylemlerine katıldığı savıyla tutuklu olarak Doğu İstiklal Mahkemesinde yapılan yargılaması sonunda  idam cezasıyla cezalandırılmasına karar verildi ve hüküm ertesi gün gündeme getirildi. Evli olup dört çocuk babası idi. Ailesi (KANKO) soyadını almıştır.”    (Türk Parlamento Tarihi)

               Osmanlı Meclis-i  Mebusan’nda 4. Dönem , TBMM’de I. Dönem Dersim Mebusundan Kongozade Hasan Hayri Bey, Kürt siyasi yaşamında renkli bir kişiliktir. Diyarbakır’da, Mustafa Kemal’in, peşmergelerden oluşan koruma taburunun komutanı, TBMM’ne, Kürt giysileriyle giden milletvekili, 1923’te Lozan Konferansı’nın ,Türkler’le dayanışma telgrafı çekenlerin başında gelen renkli bir simadır. Kürtçe, Türkçe, Fransızca, Arapça ve Farsça bilmekteydi.

                Nuri  Dersimi, kitabında Hasan Hayri ile ilgili bir anısını şöyle anlatır
               ” 1924 yılında merhum Hasan Hayri, Dersim ‘e, Seyid Rıza ‘ya sığındı. Bu sırada Hasan Hayri, Dersim aşiret liderleri ve ben Xozat’ın Ferhadan aşiret lideri Cem’in evinde bir toplantı yapmıştık. Bu toplantıda Hasan Hayri söz alarak şunları anlatmıştı: ‘Lozan Barış Konferansı’nda Sevr Andlaşması söz konusu olurken. Kürtler’in Türkler’den ayrılmak isteyip istemedikleri konusunda bir soru ortaya atılmıştı. Bu konu 1922’de bir telgrafla M. Meclisi’nden soruldu. Aktedilen gizli bir oturumda,Mustafa Kemal, Kürt mebuslarının ‘fikrini öğrenmek istemişti. Ben, söz aldım ve Kürtler ‘in Türkler’den ayrılmayacaklarını kesin bir dille açıklayarak, bu sözlerimi Hazreti Muaviye’den bugüne kadar cereyan eden olayları sayarak tarihen isbata çalıştım. Bu sözlerimden son derece memnun kalan Mustafa Kemal, sevincinden ayaklarını yere vuruyor ve beni çılgınca alkışlıyordu. Hatta ertesi gün Kürt milli kıyafetiyle Meclis’e gelmemi benden rica etti. Ben ve diğer Kürt mebus arkadaşlarım, ertesi gün Kürt Milli kıyafetiyle Meclis’e geldik ve Lozan Konferansı’na telgraflar çekerek Kürtler’in, Türkler’den ayrılmayacağını bildirdik dedikten sonra, garip bir edayla beni işaret ederek şunları söyledi:
               
- Arkadaşım Doktor Nuri yıllardan beri, Kürdistan bağımsızlık davasını güdüyor. Bu dava, Dersim’i mahvetmek demektir. Doktor Nuri’yi çok severim, fakat fikrine karşıyım. Biz. Türkler’le işbirliği yaparak, milletimizi aydınlattıktan sonra, bağımsızlık kendiliğinden olur… vs. O’na şu cevabı verdim:
               
- Muhterem Hayri Bey, sen şimdi Türkler’den ayrılmış bir Kürt mebususun, Terakkiperver Partisi’ne mensup olduğun için Mustafa Kemal’in muhalifisin ve Terakkiperver Parti sayesinde tekrar mebus olabilirim ümidindesin, fakat aldanıyorsun, bir gün gelecek, sen Kürt adını bile söyleyemeyeceksin.”İsmail Göldaş, “Takrir-i Sükun Görüşmeleri” kitabında şunları yazar;
                  “… Hasan Hayri, 1924 yılında ‘muhalif kimliğiyle siyaset yürütmeye başlamış, Dersimi, Hasan Hayri Bey’in bu yıllarda TPCF’ne girdiğinden söz etmektedir. M. AV mal, Dersimi’nin ifadesine göre, Hasan Hayri’nin yerine F. Fikri Bey’in Meclis’e gir meşini istiyordu. 1923 seçimlerinde M. Kemal, politik tercihini kendi grubunda yeı alacağını düşündüğü Kürt kişiliklerinden yana kullanacaktı. Hasan Hayri, bu dönem de M. Kemal’in tercihi olmayacaktı. M- Kemal’in emri üzerine Elazığ’da idam edilmiş olan Hasan Hayri (Kango) Bey isyan mıntıkası İstiklal mahkesinde amcasıoğlu Celal Mehmet’le birlikte yargılanmıştır.Muhakeme sırasında Ali Saip (Ursavaş) Bey, Hasan Hayri Bey’e hitaben,Ankara meclisinde Kürtmiili kıyafetiyle hazır bulunduğu zamanlarda dahi, Kürtçülük gayesi edip etmemekte oldugunu sormuştu.
                 Hasan Hayrı M. Kemal Paşa’nın emriyle Kürt milli kıyafetini giyerek Lozan konferansına telgraf verdiğini,Türk camiasından ayrılmayacagını beyan ederek, kendini savunmak istemişse de bu savunma dikkate alınmamış, Kürt olduğu günahı kafi görülerek idamına karar verilmişti.
               
 Hasan Hayri,I. Meclis’e İstanbul’daki Osmanlı Meclisi’nden gelmişti.II. TBMM’sine alınmayan Hasan Hayri Bey,1925’te Kürt İstiklal Cemiyeti ‘Azadi’ye üyeydi.1925 ayaklanmasında ‘asilerle işbirliği yapmak’ ve ‘Cumhur,yet aleyhinde olmak’ iddiasıyla yargılandı ve 23 Kasım 1925’te idam edildi.”(İsmail Göldaş,a.g.e.s.216)
                                                                                                       *

                 

                  Emir Celalettin Bedirxan,Hasan Hayri Bey ile ilgili olarak;
                 ”Bir Kürt Aydınından Mustafa Kemal’e Açık Mektup’ta şunları yazar:
                   “Zatı Fehimeleri ise Diyarbakır’da bir Kürt maiyetinde bulunuyordunuz. Arkadaşlarınıza muhalif ve harbin bitiminde Türkiye’nin parçalanmasına müteakip olanların belki bilincindesiniz. Kürtler’e hoş görünmek istediniz ve ilk defa olmak üzere muharren Elazığ’da idam ettirdiniz.
                 
Dersim Mebusu Hasan Hayri Bey’in kumandasında karargahınızda merbut bir Kürt taburu teşkil eylediniz. Efradı-i zabıtanın kamilen Kürt kıyafeti idi. Bu tabur etradı şal, şapık ve kolos giyiyor, Kürt hançeri takıyorlardı. Kumandanlar değilse de, emirler aralarında Kürtçe olarak söyleniyorlardı. Bu Osmanlı Ordusunda Kürtler’e ilk defa yapılmış bir Cemile idi. Kürtlerden yapılmış bir Cemile’nin sonu H. Hayri’nin sonunu ‘ibretamiz kehanet’ sözleri ile anılıyor.”

                İsmail Göldaş,Hasan Hayri’yi şöyle değerlendirir:
              “Dersim Milletvekili Hasan Hayri Bey’in 4.10.1921 tarihli ikinci celsede yapılan tartışmalarda, Koçgiri olaylarının Alişer tarafından başlatıldığını söylemesi, önemli sözlerdir. Bu sözleri önemli kılan Hasan Hayri’nin kimliğidir. Hasan Hayri, bilindiği gibi Kürt tarih yazımında ‘büyük şehit’ olarak anılmaktadır. O’nun siyasal konumu ve Kürtlük çalışmaları içindeki davranışları henüz bütünsel /objektif olarak anlaşılamamıştır. 1925’te, katıldığı Kürt ayaklanması nedeniyle asılmış olması, Hasan Hayri’nin eyleminin ayrıntılarla verilebilmesini büyük ölçüde önleyici ve haklılığına katılımı yaygınlaştıran etken olduğu kanısındayım. Oysa Hasan Hayri’nin siyasal eyleminde ve Kürtlük çalışmalarında belirgin ve ilkesel bir tutum görmüyoruz. Koçgiri günlerindeki tutumu buna örnektir. Meclis konuşmaları da Hasan Hayri Bey’in siyasal özelliğini yansıtır içeriktedir. Sözlerinin sonu aynen şöyledir.
             
 ‘Fakat bir an Şark’taki orada bir memur var,onunla Koçgirili’yi asaca mısınız? Sonra üç dört yüz kişi hapishanelerde yatıyor. Bunlardan masumlar çok vardır. Asıl asiler dağlarda Alişer denilen herifle beraberdirler. Binaealeyh heyet buradan gidinceye kadar af kararının ilanını rica ederim. Bilakaydüşart olmak üzere.”(War dergisi,Sayı:2,s.45)
                                                                                                      ***

Arama

ARŞİV

Eylül 2018
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Mar    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
Ziyaretçi Sayısı: